Umarız, ülkemiz turizmcileri bisiklet başta olmak üzere sahip olduğumuz doğal güzellikler içerisinde yapılabilecek diğer turizm alanlarına ilgi duymaya başlar ve sürdürülebilir turizme yatırım yaparlar.

Doğa dostu bir turizm hareketi: bisiklet turizmi gerçeği

Kış mevsimi, ülkemiz turizmcileri için tanıtım ve fuar aylarıdır. Londra’da Kasım ayında WTM ile başlayan fuar mevsimi, kimileri için Mart sonundaki Ukrayna, kimileri için Nisan ayındaki Dubai ve Kazakistan fuarlarıyla son bulur. Bu fuarların ortak özelliği, genel turizm hareketine yönelik turizm fuarları olmalarıdır. Gözden kaçan bazı “temalı fuarlar” ise turizmcilerimizin genel olarak hiç ilgi duymadığı fuarlar kategorisine girer ve aslında turizm hareketine nasıl dar bir pencereden baktığımızın aynası olurlar. İşte bunlardan birisi: Dünya’nın “bisiklet imparatorluğu” Hollanda’nın Utrecht şehrindeki “Bisiklet ve Yürüyüş Fuarı (Fiets en Wandelbeurs). Bambaşka bir Dünya’nın kapılarını aralayıp, turizmin yalnızca “deniz, kum, güneş, her şey dâhil”den oluşmadığını gösteren Avrupa’daki onlarca fuardan birisi. Benzer fuarlar Belçika’da, Almanya’da, İsviçre’de ve Avusturya’da yıllardır düzenleniyor, ama ülkemizden hiç katılımcı almıyorlar. Bu köşede farklı bir “turizm kültüründen” örnek vererek turizmdeki “bisiklet gerçeğini”, daha doğrusu “bisiklet turizmi gerçeğini” ve sürdürülebilir turizm kavramı içindeki yerini, Hollanda halkının bisiklet sevdasını sizlere anlatmaya çalışacağım.

Bisiklet İmparatorluğu
Öncelikle bisiklet konusunda turizmin biraz dışına çıkıp, Hollanda’nın nasıl bir bisiklet imparatorluğu olduğunu anlatalım birazcık… Hollanda’ya gidenler bilir: Hollandalılar “7den 70’e değil, beşikten mezara bisikletle yaşayan” bir toplum olmuşlar. Bisiklet bir araç olmaktan çıkmış; bir yaşam tarzı, yaşamlarının bir parçası olmuş. Nüfusun yüzde 36’sı “en çok kullandığınız ulaşım aracı nedir?” sorusuna “bisiklet” yanıtını veriyor (Nüfusun geri kalanı da toplu taşıma araçları dışında ikinci araç olarak bisikleti kullanıyor). Ekmek-su kadar ihtiyaç duyuyorlar bisiklete binmeye. Çocukluğumuzda anlatılırdı ya, Türkler Orta Asya’da at üzerinde doğar, at üzerine ölürlermiş. İşte öyle bir şey… AB verilerine göre Hollanda’da toplam ulaşımın yüzde 26’sı bisikletlerle yapılıyor. Yani tren, otobüs ve özel araçlarla yapılan ulaşım içinde bisiklet yüzde 26’lık paya sahip (bu oran Birleşik Krallık’ta yüzde 3-4 civarında). Bizde çok yaygın kullanılan motosiklete neredeyse hiç rastlamıyorsunuz. Bunun yerine akü destekli, ama pedal çevirmeniz gereken bisiklet modelleri var. Akü desteği özellikle belli yaşın üstündekilerin tercih ettiği bir model ve daha çok kırsal bölgelerde gezinti amaçlı kullanılıyor. Hollandalılar, şehir içinde altı kilometrenin altındaki mesafelere kesinlikle araç kullanmıyorlar, bisikletten yararlanıyorlar. Bu durum başta sağlıkları olmak üzere, bireysel ve ülkesel ekonomilerini de olumlu yönde etkiliyor. Ayrıca böyle kısa mesafelerde bir bisikletin bir otomobilden hızlı hareket edip daha kısa sürede hedefe ulaştığı da kanıtlanmış bir gerçek. Başka bir araştırmaya göre de bir Hollandalı günde ortalama 2,3 km. pedal çeviriyor. Karşılaştırma da yapmış bu araştırmacılar. Bir İspanyolun günlük pedal çevirme mesafesi, 100 metreymiş. Arada dağlar kadar fark var. Bunun ülkemizde ne olduğunu ise bilemiyoruz… Hollanda’da kişi başına 1,6 bisiklet düşüyor. Yani bir evde iki kişi yaşıyorsa üç bisikletleri var anlamına geliyor.



Almanya’nın bisiklet turizmi geliri 10 milyar Euro’nun üstünde

Hollandalılar işin ekonomisini de hesaplamışlar. Yeni bir bisikletin ortalama fiyatı, 579 avro. Yeni bir aracınki ise bunun tam 30 katıymış. Bu birinci tespit. İkinci olarak, bir Avrupa vatandaşının yaşamı boyunca araç yakıtına 10 bin avro ödediğini belirlemişler. “Bu hem aile hem de ülke ekonomisine zarar, ayrıca doğaya zararlı karbon üretimi demek. Bisiklette ne yakıt, ne de karbon üretimi var.” diye düşünmüşler. Almanya’daki bisiklet turizmi rakamları da incelenmiş aynı araştırmada. Almanlar, 2000 yılında bisiklet turizminden 5 milyar avro kazanırken, bu işi geliştirerek rakamı 2009 yılında 9 milyar avroya çıkarmışlar. Yıl 2019 ve bu rakamın 13 milyar avroyu bulduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin “iyi” olduğu 2014 yılının rakamlarına, hem de en iyimser şekliyle baktığımızda, toplam turizm gelirimizin 34 milyar dolar olduğunu görüyoruz. Yani Almanya yalnızca bisiklet turizminden ülkemizin toplam turizm gelirinin yarısını kazanıyor anlamına geliyor bu rakamlar. Bisiklet turizminin önemini anlatmaya bu bilgi yeterli olur diye düşünüyoruz. Bisikletli turistin harcaması, 1000-2000 avro arasında Hollanda’nın Utrecht şehrindeki alternatif fuarda yer alan ülkelerin, tatil merkezlerinin doğa turizmi ve sürdürülebilir turizm amacıyla neyi, nasıl yaptığına yakından bakalım. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Uzak Doğu, Afrika, Güney Amerika’ya insanların yürüyüş ve bisiklet için gidiş nedenlerine, bu hareketin büyüklüğü üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Avrupa’nın yıllık bisiklet turizmi bilançosu, tam olarak 40 milyar avro (fuarda uzmanların açıklaması). Rakam ilk bakışta yüksek gelebilir, ama Dünya genelinde bisikletli turizm hareketinde Avrupa kıtası yüzde 74’lük paya sahip. - Hollanda’da 6,5 milyon kişinin bisikletle tatil yaptığı veya tatilde bisiklet kullandığı belirtiliyor. Bunların 250 bini ise bisikletli tatil için yurtdışına çıkıyor. - Doğayı ve doğal yaşamı çok seven bu kitlenin gelir ortalaması da deniz-kumgüneş turizmi isteyenlerden daha yüksek. Örneğin Türkiye’de kişi başı haftalık tatil, uçuş dâhil, en yüksek sezonda bile 600-800 avro arasında satılırken, ABD’ye iki aylık bisiklet turu için giden Hollandalılarda bu rakam, 8-11 bin dolar arasında değişiyor. - Hollandalı uzmanlar, Türkiye’de büyük şehirlere değil, ama bisiklet gibi alternatif turizm hareketinde bulunabilecekleri daha küçük yerlere yönelmelerin olabileceğini de söylüyorlar. Unutmayalım ki daha uzun bir sezonun, daha yüksek gelir elde etmenin, çok daha önemlisi de tüm bunları yaparken doğamızı korumanın yolu “sürdürülebilir turizmden” geçiyor.

OGÜNhaber