İranlı siyasi aktivist ve analist Farrokh Negahdar, İran iç siyasetindeki mevcut durum, seçim beklentileri, Arap Baharı’nın İran üzerindeki etkileri,

İran'lı siyasetçi-analist Farrokh Negahdar; 'Türkiye'nin liderliği gücünü toplumsal bütünleşmeden alıyor'

İran yönetiminin Arap Baharı’na yaklaşımı ve toplumsal tepkiler ile Türkiye’nin son dönemdeki bölge siyasetine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  Negahdar, “Türkiye son yıllarda toplumundaki muhafazakâr ve modern kesimlerini bütünleştirerek başarıya ulaştı. Eğer İran da bölgesel liderliğe oynamak istiyorsa bu değişimin bir benzerini yaşaması gerekecektir” dedi.
 
ORSAM: Sayın Negahdar bu söyleşiyi yapmak için bizleri kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. İzin verirseniz Arap Baharı’nın İran’a olan etkisi ve İran siyasetindeki son gelişmeler, gelecek seçimler ile ilgili bazı sorular yöneltmek istiyoruz.
 
Farrokh Negahdar: Ben de ORSAM ile bu görüşmeyi yapmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.
 
ORSAM: İran’da yapılacak seçimler ile ve siyasetteki ayrışmalar ile ilgili ne söyleyebilirsiniz? Siyasal sistemde ortaya çıkan yeni ayrışmalar nasıl yansıyacak?
 
Farrokh Negahdar: İran’daki gelecek seçimler büyük ihtimalle İslami Cumhuriyet hükümetinin neredeyse yarısını siyasal sistemin dışına itecek. 2008 Cumhurbaşkanlığı seçimleri siyasi görüşlerden bir tanesinin bastırılması, yasaklanması, medya ve güç odaklarından uzaklaştırılması ile sonuçlandı. Hükümet çevreleri siyasal sistemin reformist kanadını dâhil etmeden seçimleri gerçekleştirmek istiyor. Bu nedenle gelecek seçimler İran’daki muhafazakâr kanadın kendi içindeki mücadele ile geçecek. Muhafazakâr kesimin kendi içindeki mücadelesi çok sert ve zorlu geçecek gibi görünüyor. Bu kesim şu anda iki gruba ayrışmış durumda. Bir grup kendisini Direniş Cephesi (Front For Resistance) olarak tanıtıyor. Bu grubun lideri Ayetullah Misbah Yezdi adında İslami radikal görüşleri ve İslami herhangi bir şekilde demokratik olarak yorumlamaya karşı düşünceleri ile tanınan ünlü bir din adamıdır. Bu grubu destekleyenler geçtiğimiz yıllarda büyük bir ivme yakalayan Yeşil Hareket’i fiilen ezen kişilerden oluşmaktadır. Bu kişiler Yeşil Hareket ile bağlantılı protestoları sindirmeye çalışan sivil bir grup olarak tanımlanabilir. Direniş Cephesi “Biz düşmanı ezen, yok eden grubuz. İslam dininde reform hiçbirşey ifade etmemektedir. Biz diğer muhafazakârlardan çok daha iyi Müslümanlarız, onlardan daha iyi Müslümanlarız” görüşü doğrultusunda hareket etmektedir. Muhafazakâr kesimin diğer kanadı ise Mısır’daki İhvana (Müslüman Kardeşler) benzeyen geleneksel, tabanı azalmakta olsa da varlığını sürdüren ve ülkenin lideri Ayetullah Hamaney çevresinde birleşen gruptur. Direniş Cephesi de Ayetullah Hamaney’e çok yakın olduğunu iddia ederek diğer muhafazakâr kanat ile aralarındaki temel farkın İslamı daha farklı yorumlayış, daha dindar olmaları olduğunu söylüyor. Direniş Cephesi “Reformlara karşı olduğumuz ve reformlara karşı daha ciddi bir savaş verdiğimiz için biz sizden daha fazla İslam’a bağlıyız” düşüncesini savunuyor. Muhafazakar kesimin daha gelenekselci kanadının temsilcisi olan Ayetullah Mehdevi Keni bu yeni gruba “aşırı” diyor. Ayetullah Mahdavi-Kani reformistleri baskı altında tutmayı doğru bulmuyor ancak çözümü reformistlere iktidarı devretmeden ülkede yaşamalarında, fikirlerini özgürce beyan etmelerinde görüyor. Bana kalırsa bu, İslamı daha iyi anlamanın yanı sıra İran İslam Cumhuriyeti’nin çıkarına olabilecek bir düşüncedir. Eğer siyasi yelpaze olduğu gibi kalırsa Direniş Cephesi ciddi bir oy toplayacak gibi gözüküyor. Ancak halkın yaygın görüşüne göre muhafazakar kesimin daha aşırı kanadı monopol haline gelirse halk buna tepki gösterebilir. Bu kesimin seçimleri kazanması halinde İran’ın siyasal istikrarı olmayacağını ve iç huzursuzluk çıkabileceğini düşünüyorum.
 
ORSAM: Geçtiğimiz seçimlerde yenilgiye uğrayan Yeşil Hareket adında bir akımdan bahsettiniz. Bu harekete ne oldu ve şu andaki durumu nedir?
 
Farrokh Negahdar: Yeşil Hareket’in sokaktaki varlığı baskı yolu ile son buldu. Fakat insanların ilgisi ve desteği hala duruyor. Hatta seçimlerden beri değişim için daha fazla talep ortaya çıkmaya başladı. Yeşil Hareket’in ideallerine olan destek şu anda çok daha güçlü. Hatırlarsanız sorunlu geçen son seçimlerde yanlızca Tahran’da oyların %63’ünü Yeşil Hareket’in lideri Musavi almıştı. Kısacası bu hareketin destekçileri yok olmuş veya fikirlerini değiştirmiş değil. Sadece seslerini duyurmak için daha iyi bir zamanı bekliyorlar.
 
ORSAM: Sizce İran’da yapılacak seçimlere halkın ilgisi nasıl olacak?
 
Farrokh Negahdar: Yapılacak parlamenter seçimlerinde 290 vekil seçilecek. Bu da her bölgede, küçük ve büyük illerde ortada bir sandık olacağı anlamına geliyor. Ancak büyük şehirler ile kırsal bölgeler arasında önemli bir fark var. Büyük şehirler toplam 6 il olmak üzere her biri 1 buçuk milyondan fazla kişiden oluşuyor ve ülke nüfusunun hemen hemen yarısına denk geliyor. Bu büyük şehirlerde seçimler çok daha siyasi ve kutuplaşmış bir şekilde gerçekleşiyor. Kırsal kesimde ise yerel siyaset üzerinde odaklanan, yerel taleplerin yoğunlaştığı bir seçim ortamı oluyor. Bu bağlamda önümüzdeki seçimler geçmişte yapılan seçimlerden çok da farklı olmayacak. Ancak, eğer reformist grupların seçime girmesine izin verilmezse büyük şehirlerdeki seçime katılım oranları ciddi anlamda düşecektir.
 
ORSAM: Seçimlerin ortaya çıkması muhtemel yeni siyasal düzen üzerinde nasıl bir etkisi olacak?
 
Farrokh Negahdar: Eğer herşey olduğu gibi kalırsa seçimler sonunda İran’da önemli bir yeri olan bir grup dışlanmış ve güçsüz bırakılmış olacak. Bu elbette reformistlerin tüm şanslarının bittiği anlamına gelmiyor, hala bir umut var. Ancak görünen o ki, Direniş Cephesi hareketi büyük bir oy oranı ile siyaseti kendi istediği biçimde şekillendirecek. Bu yeni oluşum kendilerini Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’dan uzaklaştırarak Ahmedinejad ekibinin yanlış yolda olduğunu iddia etmektedir.
 
ORSAM: Direniş Cephesi neden kendisini Ahmedinejad’dan uzaklaştırdı?
 
Farrokh Negahdar: Çünkü, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın yardımcısı Meshai, rivayete göre İranlılık ile İslamiyeti bütünleştirmek gerektiğini, İran’ın mollalarından kurtulması gerektiğini söyleyerek reformist bir tavır almıştır. Fakat Meshai, bu söylemlerin gerçek olmadığını beyan etmiştir. Bu nedenle de Direniş Cephesi grubu Meshai nezdinde Ahmedinejad ekibini İslam’a gerçekten bağlı değilllermiş gibi göstermeye çalışıyor. Bu durumun gerçeklik payı olsa da bir kısmı da iluzyondan ibarettir. Çünkü Direniş Cephesi toplumu yönlendirebilecek güce sahiptir. Aradaki güç çekişmesinden dolayı da Ahmedinejad ve Direniş Cephesi arasında bir açılma oluyor. Yani Direniş Cephesi Ahmedinejad’ın Rusya’daki gibi bir dönem daha iktidarda kalmasını istemiyor, kendi ekiplerini yönetim kadrolarına yerleştirmek istiyorlar. Güçler arasında çok büyük bir çatışma var çünkü ortada yönetimlerin bütçesi için ayrılan yüz milyar dolar ve yirmi bin kadar önemli iş var.
 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız..

 

 

OGÜNhaber