Yalnızca beyin gücünü kullanarak, yazarların kitaplarını birkaç günde yazabildiği bir dünya hayal edin.

Bilim adamları 'zihin okuyucu' geliştirdiler

Elleri serbest bırakan bu "gelecek" pek yakında mümkün olabilir: Bilim insanları beyin dalgalarını birleştiren ve düşündüğünüz her şeyi yazıya dökebilen bir yazılım geliştirdiler. Bu geleceğe ait bilim-kurgu tipi konseptin arkasında “Düşünceden-Yazıya” (Brain-to-Text) isimli bir yazılım var. Yazılım etkin bir şekilde iletişim kurabilme yetisini kaybetmiş hayatları dönüştürme potansiyeline sahip. Muhtemelen sizin de aklınıza gelen ilk isim bilimin modern dehası; Stephen Hawking oldu. Hawking söylemek istediklerini alfabede teker teker harfleri seçerek yazmak durumunda. Evet, tahmin ettiğiniz gibi; bu süreç oldukça yavaş ve yorucu oluyor. Bu yüzden “Düşünceden-Yazıya” gibi yazılımlar hayat kurtarıcı olabilir. Frontiers of Neuroscience ‘da yayımlanan çalışma; bu yeni konsepti test eden bir dizayn geliştirdi ancak çalışma; beyinlerine halihazırda elektrotlar yerleştirilmiş katılımcılara ihtiyaç duyuyor. Çünkü; kafatası üzerinden elektriksel aktiviteyi kaydeden beyin dalgası-okuyucu başlıklar, tekil düzeyde harfleri tanımlamak için gerekli olan keskin sinyalleri yeteri düzeyde algılayabilecek hassaslıkta değiller ve kafatası bu hassas bilgiyi bulanıklaştırıyor. Çalışmada denek olabilecek sınırlı sayıdaki insanın hepsi de epilepsi hastası ve halihazırda tedavi için beyinlerine elektrotlar yerleştirilmiş durumda. Ancak ne yazık ki, elektrotlar, yeniden elektriksel sinyal oluşturması açısından beynin yalnızca belirli bölgelerine yerleştirilmiş ve bu yüzden de beynin her yerine yayılamıyor. Bu sınırlılığa rağmen, sinirsel verileri bir bilgisayar tarafından okunurken, katılımcılardan bir yazının farklı paragraflarını sesli şekilde okumaları istendi. Kişiler kelimeleri söyledikçe, bilgisayar; uyumlu beyin dalgasıyla kurulan eşleşmedeki tekil sesleri tanımlamayı öğrenebilmeliydi. Sonunda, bilgisayar, beynin farklı örgülerini (patern) toplayabildi ve onları seslerle eşleştirebildi. Elde edilen sonuçlar ise oldukça cesaretlendirici özellikteydiler. "Düşünceden-Yazıya" yazılımı rastgele bir modele kıyasla fonetikleri sınıflandırmada sürekli olarak daha tutarlıydı.

Makalenin yazarlarından Peter Brunner; bunun yalnızca bir başlangıç olduğunu ve olasılıkların sınırsız olduğunu söylüyor. Makalede; konuşma-algılayıcı geleneksel yazılımlarda binlerce saatlik akustik verinin modellenmesine ve yazılımın güncellenmesine ihtiyaç duyulduğunu, buna karşın “Düşünceden-Yazıya” programında yedi kişiden elde edilen yalnızca 2-3 örneğe ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Daha fazla deneme ve ince ayar yapılmasıyla, yazılım sadece daha tutarlı hale gelebilir. Ancak bu teknoloji kolaylıkla ticari olarak temin edilemez, çünkü söz konusu beyin olunca; tek bir boyutta üretim kesinlikle tamamen uyuşmuyor. Fonetik veriyi dönüştüren beyin dalgaları her beyin için oldukça hassastır ve bireye özgü bir ölçüm yapılmalıdır. Bununla birlikte; kullanıcının beynine doğrudan bir elektrot ağı yerleştirme işleminde başka bir sorun daha var: Yaşam kalitesinde artışa sebep olacak bu durum, beyin hasarı konusunda ya da cerrahi müdahalelerde kuvvetle muhtemel bir riskin de alınması anlamına geliyor.
OGÜNhaber