Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin bir dava olduğunu belirterek, 'Ama dava olarak görmez de, hasbi değil hesabi davranırsan; ‘Benim şanım var şerefim var’ dersen, kusura bakma ama, partinin şerefi herkesin şerefinin şanının çok daha önündedir' diye konuştu.

Partinin şanı şerefi daha önemli

ANKARA/İHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran temaslarının ardından uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin yaptığı gayrimeşru referanduma ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu referandumun sarhoşluğu içerisinde olan IKBY, ne yaptığının, nasıl adım attığının farkında değil. Etrafı adeta kuşatılmış olan Kuzey Irak yerel yönetiminin, neye dayanarak, neye güvenerek böyle bir tavır aldığını anlamak mümkün değil. Tabi şu var, bu adamın attığı adım, aslında Kürtlerin geleceğini kurtarmaya yönelik bir adım değildir. “16 yaşındayken ben bu hesabın peşindeydim. Şimdi işi bitirdim. Şimdi huzurla gidebilirim’ diyebilecek kadar devlet yönetiminden uzak biridir kendisi. Ama, öyle rastgele ben yaptım oldu mantığı ile bu iş yürümez.

Biz, İran ve Türkiye olarak Irak merkezi yönetimiyle de koordineli olarak bu ilişkileri yürüteceğiz. Burada, netice olayını asla onun lehine sonuçlanmasını düşünemeyiz, kabullenemeyiz. IKYB, orada yaşayan halkı bu tür bir sorunla karşı karşıya bırakmamalıydı. Orada, dört tarafı kapalı bir alanda, yarın imkansızlıklar arasında kalacak olan insanların hali ne olacak? O referanduma kapıyı açanlar, olacakların bedelini de elbette ödemek durumunda kalacaklardır. Netice, Barzani ve avanesi bu işten vazgeçecekler. Zaten yaptıkları işin hiç bir hukuki zemini yok. Uluslararası hukuka zaten aykırı. Federal parlamentodan bunu geçmesi lazım; bunun federal parlamentodan onay alamayacağı da zaten kesin. Çekilecek bu işten. Referandumu iptal edecek. Zaten yapılan işin bir geçerliliği de yok... IKYB’nin yaptığı işe ise İsrail dışında kimseden destek bile yok. Dolayısıyla kendisinin bu işi bitirmesi lazım, başka çaresi yok. Aksi halde, belli bir takvim içerisinde adımları atmak durumunda kalacağız. Biz, gerek İran tarafını gerek Suriye tarafını kullanarak, Bağdat’a biz mümkün olduğunca taşımacılığımızı yapacağız. Yani Kuzey Irak’ın güneyine taşımacılığımızı yapacağız. Tabii bu tür dönemlerin, şüphesiz faturaları da olur" ifadelerini kullandı.

"Kerkük çok hassas" diyen Erdoğan, "IKYB de malum, genelde, Kerkük’le ilgili olarak burası benim havası oluşturmak istedi. Halbuki oralar özellikli bölgelerdir. Dolayısıyla, orada hiç kimse, ‘Burası benimdir’ havasına giremez. Orada bir defa Türkmenler var, tarihine baktığımızda burada Türkmenlerin geçmişe yönelik çok ciddi sahiplenme hakkı var. Biz diyoruz ki, ’Orada kimler yaşıyorsa biz onların hukukunu koruyalım’. Ama iyi biliyoruz ki Kürtlerin orada hiç bir hukuku yok. Onlar aslında şu anda orada işgalci konumundalar. Ellerinde güç var, o gücü kullanarak Kerkük’e hep girme gayreti içinde oldular. Ama şu anda merkezi yönetim Kerkük’e yönelik gerekli adımları atacak. Irak, İran’la görüşmelerimiz sürüyor. Atılması gereken adımlar neyse atılacak. Kerkük için de atacağız, Musul için de atacağız. Biz oralarda yaşayanların, oraların gerçek sahiplerinin yanında olacağız" şeklinde konuştu.

Putin ile Ankara’da Suriye’deki üçlü mekanizmayı nasıl çalıştıracakları konusunu görüştüklerine dikkati çeken Erdoğan, "Bu konuda yol haritamız var. Çatışmasızlık bölgesinin sınırları konusunda, içeride ve dışarıda, görev paylaşımı yapıldı. Dışarıyı Rusya, içeriyi Türkiye güvence altına alacak. Cerablus’ta Rai’de bunu nasıl başardıysak, oraya 100 bin insan geri döndüyse, aynı adımlar İdlip’te de atılacak. TSK İdlip sınırları içinde, Rusya Silahlı Kuvvetleri sınırların dışında görev yapacak. Böylece oradaki insanların huzurunu temin için adımlar atılacak" dedi.

Rutin, alışılmış ve sıradan bir siyasi parti olmadıklarını belirten Erdoğan, "Bizim siyasi partimiz, aynı zamanda bir davadır. Bu davaya inanmış olanlar, bu davaya gönül vermiş olanlar, gerektiğinde genel merkeze gelir istifasını teklif eder, ondan sonra da bir başka arkadaşla yola devam edilebilir. Zaten istifa eden de, partiden istifa amacıyla değil, bulunduğu makamı boşaltmak için o tür bir adım atar. Bir makama getirilirken her şey iyi güzel, ama benim metal yorgunluğu olarak dediğim durumlarda makamı boşaltılmasının istenilmesi niye yadırganıyor? Kaldı ki istifa ya da görevden ayrılma, bu davada bir sorun olarak görülmemelidir. Nitekim, bir çok arkadaşımız daha önce bir çok görevlerini bırakmışlar, sonra başka görevler almışlardır. Ama dava olarak görmez de, hasbi değil hesabi davranırsan; ‘Benim şanım var şerefim var’ dersen, kusura bakma ama, partinin şerefi herkesin şerefinin şanının çok daha önündedir" diye konuştu.

İstifası istenecek belediye başkan sayısının belirlenip belirlenmediğine ilişkin konuşan Erdoğan, "Hayır, öyle bir şey olmaz. Biz, olduğu zaman, bazı şeyler önümüze geldiği zaman, ona göre değerlendirmemizi yapıyoruz. 2019’un martında yerel seçimler yapılacak. Dolayısıyla biz hazırlıkları yaparak girmek durumundayız" açıklamasında bulundu.

Meral Akşener’in milliyetçi tabanda belli bir hareket getireceği yönündeki iddiaları değerlendiren Erdoğan, "Daha partisini bile kuramamış kişileri gündeme getirmenin anlamı yok" dedi.
OGÜNhaber