Dünya’nın 24 saatlik gün süresinin kalıcı olmayabileceği fikri ilk bakışta bilim kurgu gibi görünse de bilim insanları söz konusu sürecin halihazırda devam ettiğini belirtiyor.

Bilim insanlarına göre uzak gelecekte dünya’da bir gün 25 saat olacak

Dünya’nın 24 saatlik gün süresinin kalıcı olmayabileceği fikri ilk bakışta bilim kurgu gibi görünse de bilim insanları söz konusu sürecin halihazırda devam ettiğini belirtiyor. Gezegenin kendi ekseni etrafındaki dönüşü gerçekten yavaşlıyor; günler zamanla uzuyor ancak bu durum yakın vadede hissedilecek bir değişim olduğu anlamına gelmiyor. İnternette dolaşıma giren bazı viral paylaşımlar, uzun vadeli bilimsel bir olguyu sanki kısa süre içinde yaşanacakmış gibi sunarak kafa karışıklığı yaratıyor. Oysa bu değişim, günlük yaşamda fark edilemeyecek kadar yavaş ilerliyor. Sürecin tamamlanması yüz milyonlarca yıl alacak ve mevcut saatlerimiz ya da takvim sistemlerimiz üzerinde herhangi bir etkisi bulunmuyor.

Gezegen için Uzun Vadede Ne Anlama Geliyor?
Dünya’nın dönüşü giderek yavaşlıyor ve bu eğilim, 24 saatlik günün çok uzak bir gelecekte 25 saate çıkacağı anlamına geliyor fakat uzamanın gerçekleşmesi için yaklaşık 200 milyon yılın geçmesi gerekiyor. Dönüş hızındaki yavaşlamanın temel nedeni, Ay’ın gelgit etkilerinin yarattığı sürtünme. Bahsi geçen etki, gün süresini her yüzyılda yaklaşık 1,7 milisaniye uzatıyor. Uzun vadede net yön yavaşlama olsa da atmosferik koşullar ya da buzulların erimesi gibi etkenler, kısa vadede dönüş hızında küçük dalgalanmalara yol açabiliyor.

Dünya’nın dönüş hızını etkileyen başlıca faktörler şunlar:
  • Ay gelgitleri: Ay’ın okyanuslar üzerindeki kütleçekim etkisi sürtünme yaratıyor; bu durum Dünya’nın dönüşünü yavaşlatırken Ay’ın da giderek uzaklaşmasına neden oluyor.
  • Çekirdek ve manto hareketleri: Dış çekirdekteki erimiş demirin yer değiştirmesi ve mantodaki yapısal değişimler, gezegenin kütle dağılımını değiştirerek dönüş hızını etkiliyor.
  • Buzullar ve deniz seviyeleri: Buz kütlelerinin erimesi veya birikmesi, kara ve deniz arasındaki ağırlık dağılımını değiştiriyor ve bu da dönüş hızında küçük farklar yaratıyor.
  • Atmosfer ve rüzgarlar: Büyük ölçekli rüzgar sistemleri ve iklim hareketleri, atmosfer ile Dünya yüzeyi arasında açısal momentum alışverişine yol açarak dönüş hızını etkiliyor.
Bu etkiler milyarlarca yıl boyunca birikerek günlerin uzamasına neden oluyor. Nitekim geçmişte günler bugünkünden daha kısaydı; dinozorlar döneminde bir gün yaklaşık 23 saat sürüyordu.

25 Saatlik Günlerin İnsanlar Üzerindeki Etkisi
Eğer bir gün aniden 25 saate çıksaydı, zaman ölçüm sistemlerimizi baştan tasarlamak gerekirdi. Böyle bir değişim biyolojik saatlerimizi de ciddi biçimde zorlayabilirdi. İnsan vücudu ve pek çok canlı, uyku düzeninden hormon salgılarına kadar birçok süreci yöneten 24 saatlik sirkadiyen ritme göre işliyor.

Sirkadiyen ritimler 24 saatlik gün döngüsüne uyum sağlayacak şekilde evrimleştiği için gün uzunluğundaki değişimler biyolojik sistemlerde uyumsuzluk yaratabilir. Araştırmalar, gece vardiyası, jet lag ya da düzensiz uyku gibi durumların bu ritmi bozarak metabolik rahatsızlıklar, ruh hali sorunları ve kalp hastalıkları riskini artırdığını gösteriyor. Günlerin gerçekten uzaması halinde canlıların zamanla evrimsel süreçler yoluyla uyum sağlaması muhtemel olsa da bu uyum süreci yavaş ve zorlayıcı olur.
OGÜNhaber