Futbol, fena halde hayata benzer..

Yazının başlığı ‘Dar alanda kısa paslaşmalar’ filminden muhteşem bir sözdür. Futbolun, sadece 22 kişinin bir topun peşinde koşturmaktan ibaret olmadığını ifade eden bir söz olarak en güzel film replikleri arasında kendine yer bulmuştur.

Futbol fena halde hayata benzer ya da hayat fena halde futbola benzer olduğu için, Futbol bugün, dünyanın her tarafından milyarlarca insanın hayatlarının merkezinde yer almaktadır.

Futbol bir taktik ve mücadele oyunudur; sağlam bir teknik adam, sağlam kadro, sağlam oyun anlayışı, rakibini tanıma ve sağlam takım anlayışı ile her zaman amatör ruh ile korunarak profesyonelce hareket edilmesi gereken bir oyundur.

Futbolda önemli olan, yenetekli, mücadele eden ve iyi bir takım olabilmektir. Yetenekli ama mücadele ruhundan yoksun olan kişiler ne sevilir,ne başarılı olurlar.Sadece bir müddet parlar sonra da yitip giderler. Tıpkı hayat gibi, ne kadar yetenekli olursak olalım, yeteneğimizi mücadele ruhu ile birleştirip iyi bir takım oyuncusu olamazsak ne kendimize ne de içinde bulunduğumuz takıma faydamız dokunur.

Hayat da böyle birşeydir. Sağlam bir eğitim, sağlam bir karakter, sağlam bir duruş gerektirir. İnsanları ve hayatı tanımanız lazım. Hayatı ve insanları, iş ve özel hayatında birlikte yürüyeceğiniz arkadaşlarınızı sağlam seçmek zorundasınızdır. İçinizdeki amatör heyecanı diri tutmalısınız ki, hayattan ve yaptığınız işten zevk alabilesiniz.

Futbolda sahaya çıktığınız bir ilk onbir vardır. Maç içerisinde performansa veya sakatlık durumuna göre oyuncu değişiklikleri olur. Hayatta böyledir. İş veya özel hayatımızda hep birileri ile yola çıkarız. Sonra hayat denilen yol boyunca bazen yanımızdaki insanlar değişir, yerine yenileri gelir. Bazıları mecburiyetten değişir ama unutulmazlar, tıpkı hakiki dostlar gibi.

Hayat da tıpkı futbol gibi takım oyunu gerektirir. Savunma yapan yani kendi alanını güvenli kılmak asıl görevi olanlar vardır.Takım içerisinde daha çok koşup yorulması ve takımın yükünü çekmesi gerekenler vardır.Oyun kurucular vardır belki daha az koşarlar ama takım için olmazsa olmazlardır.Hayat gibi. Ve forvetler vardır.Takımın tüm emeğini sonuca bağlaması, gol atması beklenen yetenekler.Hayat denilen takım oyunundaki gibi. Ve takım kaptanları vardır.Sevilen sayılan takım içerisinde sözü dinlenen oyunculardır,liderlerdir.Tıpkı hayat gibi.

Hakemler vardır. Futbolda yapılan hareketleri değerlendiren ve karar veren bazen ceza veren insanlardır. Hayatımız boyunca da hakemler vardır. Öğretmen, Müdür, Hakim. Tıpkı hakemler gibi hâkimler de tarafsız- bağımsız-yetenekli-zeki-adil olmalıdır.

Futbolun meyvesi amacı gol atmaktır. Futbolda sonuç ve başarı yenilenden fazla atılan gol ile ölçülür. Gol atılır ya da gol kaçırılır.Hayatta da somut bir amacımıza ulaştığımızda gol attığımızı ya da amacımıza ulaşamadığımız takdirde gol kaçırdığımızı söyleriz.

Futbolda en sevimsiz durum ofsayta düşmektir. Hayatta da bazen ofsayta düşmez miyiz? Biraz erken harekete geçtiğimizde elimize geçen fısatı kaçırdığımız anlar yok mudur? Hayatta da futbolda da doğru hareketi doğru zamanda yapabilmek,pozisyon alabilmek önemli değil midir?

Futbolda sıkışılan durumlarda rahatlamak ve riski azaltmak için bilinçli olarak top taca atılır. Hayatta da üzerimize fazlaca yük bindiğinde, bunaldığımızda, rahat bir nefes almak için sorunu yükü üzerimizden atmak, rahatlamak isteriz.

Hakem rakibe yapılan kötü bir davranışı sert bir hareketi tespit ederse faulü tespit ederse ceza atışı (Frikik) verir, faul eğer rakip cezaalanı içinde yapılır ise ceza ağırlaşır ve penaltı atışı verilir. Hayatta böyledir. Yaptığımız yanlış şeyler neticesinde yasal, maddi-manevi cezalar ile karşılaşırız ve yaptığımız yanlış şeylerin ağırlığına göre de bu cezalar ağırlaşabilir.

Futbolda Dripling ile yani kısa dokunuşlarla hızlıca top sürerek bir an evvel sonuca gitmeye çalışmak çoğu zaman kısa yoldan takımı gol pozisyonuna sokar.. Hayatta da driplinglerimiz olmaz mı? Hızlıca koşarak sonuca gitmemiz gerektiği durumlar ile o kadar çok karşılaşırız ki.

En güzel goller vole ile atılan gollerdir genelde. Top havada iken yere inmeden gelişine vurularak atılan goller. Hayatta da bazen böyle şeyler karşımıza çıkmaz mı? Fırsatlar çıkar hayatımızda karşımıza ve vakit geçirmeksizin bu fırsatı değerlendirmemiz gerekebilir.

Futbolun en çirkin yüzü şikedir. Rüşvet, iltimas, adam kayırma, torpil ile sonuca gitmektir. Tıpkı hayat gibi.

Futbolda takım içinde yardımlaşma yani paslaşma önemlidir. Bencil olmadan ortak takım çıkarı için iyi niyetli dayanışma gerektirir. Tıpkı hayat gibi. Evde, işyerinde ya da arkadaş çevresinde insanların mutlu ve başarılı olması için iyiniyetli olarak paslaşmaları ve birbirlerine yardım etmeleri gerekir.

Futbolda gol atmak kadar gol yememek yani iyi savunma yapmak önemlidir. Takım halinde savunma yaparak kendi alanını korumak gerekir. Hayat gibi. Evimizi, İşyerimizi, Ülkemizi korumak gerekir. Kendi alanlarımızın güvenli, tehlike ve korkulardan arınmış olması gerekir ki hayat ile rahat mücadele edebilelim. Ve bu savunma tek taraflı tek kişinin üzerine de yüklenemez. Evimizdeki takımımız olan, karı, koca, çocuk hep beraber; iş hayatımızda amir, patron, memur, işçi hep beraber; ülke için tüm millet olarak hep beraber kendi alanlarımızı koruyamaz isek mutlu huzurlu ve güvenli olamayız.

Futbolun meyvesi gol atmak ise, gol atmak için de atak yapmak gerekir. Hep savunmada kalmak, sadece gol atmayı zorlaştırmak hatta imkânsızlaştırmakla kalmayıp gol yeme riskini de arttırır. Gol atmak ya da yememek için hem savunma yapabilmek hem atak yapabilmek lazımdır. Ve bazen en iyi savunma saldırıdır. Tıpkı hayat gibi, sadece güven korkusu ile kendi alanını var olanı savunanlar mutlu olamazlar. Başarmak için mücadele etmek akılcı riskler de alabilmek gerekir.

Velhasılı;
Eğer yine aynı filmdeki replik ile yazıyı noktalayacak olur isek;

"Hayat futbola fena halde benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir; ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin." 
OGÜNhaber