Bazı kişi veya olayların üstüne “neden gidilmiyor” deniyordu; şimdi ise “neden gidiliyor” deniyor.
Bazı faili meçhul olaylar “neden aydınlatılmıyor” deniyordu; şimdiyse “el atıldı ama zamanlaması manidar” deniyor.
“Hep muhalefet yargılanıyor” deniyordu; şimdiyse “iktidara yakın isimler de yargılanmaya başladı ama bu defa da var altında bir çapanoğlu” deniyor…
Akın Gürlek… Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranıyor…
Bir adam çıktı ve “dokunma yanarsın” denilen dosyalar dokunuyor ve toplumsal vicdanı biraz olsun rahatlatacak sonuçlar alıyor diyemiyorlar maalesef!
Bu kadar mı zor be yahu; yanlışa yanlış derken doğruya da doğru demek!
Kendi düşüncemi söyleyeyim:
İbrahim’in ateşine su götüren karıncaya “bu kadarcık suyla mı söndüreceksin ateşi” denince; hiç olmazsa safım belli olur demiş.
Benim Adalet Bakanı’na bakış açım böyle…
Hatta her cenahtan bu kadar eleştiri alıyorsa demek ki iyi işler yapıyor cihetinde…
Bu ülke böyle maalesef; işini yapınca da eleştirilirsin, yapmayınca da…
O yüzden sayın Adalet Bakanı’na tavsiyem olumlu işlerin pek muzır manileri çok olur ve tıpkı Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “durmak yok yola devam”…
Daha düne kadar,
Adalet Bakanı/Mahkemeler/Emniyet ne yapıyor; falanca-filanca olaya neden dur demiyor; feşmekanca örgütsel yapılarla ilgili neden soruşturma açmıyor diyenler; bugün kelle koltukta mafyadan yolsuzluğa, din istismarcılığından vatanperverlik suistimaline kadar her türlü illegaliteye bulaşanların yargı karşısına çıkartılmasına açık ve aleni destek vermekten imtina ettikleri gibi bilakis yürüyen atın başına nasıl vururuz kabilinden bariyer üstüne bariyer yapıyorlar!
Yazık, çok yazık!
Gerçi bu ve benzeri polemik ve manipülasyonlar pek de yeni değil.
Türkiye siyaset ve bürokrasisinin son 45-50 yılını iyi bilirim. Bugün Akın Gürlek gibi işinin gereğini yapanlar her devirde taşlanmış/eleştirilmiş ve zemmedilmeye çalışılmıştır.
Ama öte yandan da Gürlek’in cesaretli bakanlığı ve dolayısıyla da açılan soruşturmalar cihetinde ciddi bir ümitvar ve memnun kesimin oluşmuş olduğunu görüyorum.
Bugüne kadar, muhalif cephede yer alan veya iktidara oy vermem diyen pek çok kişiyle konuşuyorum. Pek çoğu hala oy vermem dese bile, Gürlek noktasında oldukça pozitifler.
Arkadaşlar!
Tamam, eleştirebilirsiniz veya iktidarı sevmeyebilirsiniz; amenna, herkesin siyasi fikri farklı olabilir.
Ama bazen de, ehli insaf olup hak edenin hakkını teslim etmek ve iyi yapılan icraatları “ama-fakat-lakin” demeden ve illa bir kulp takmadan alkışlamak veya hiç olmazsa takdir etmek gerekmez mi!
Bakınız; bir şeyin tamamını elde edemiyorken; elde edilebilen kısmını görmezden gelmek akıl kârı bir tutum değildir.
Yanlışın doğruyu götürmesi sadece çoktan seçmeli sınavlarda olur. Hayat ve devlet yönetimi test değil klasik bir sınav gibidir.
Bu bağlamda,
Yapılmayanları veya henüz yapılamayanları öne çıkartıp, yapılanları yok saymaya/küçümsemeye veya önemsizleştirmeye kalkmak emin olunsun ki kimseye bir şey katmayacağı gibi ülke gidişatına zerre miskal fayda sağlamaz!
Yok efendim falanca olaya neden el atmamış/vay efendim, filanca kişiye neden yürümemiş/aman efendim, feşmekanca sorunu neden çözmüyormuş…
Sabır arkadaşlar biraz sabır… Başladıysa devamı elbette gelir…
Eleştiri babında bu ve benzeri söylemler; aslına bakarsanız, Akın Gürlek’in beklenmedik icraatlarıyla/başlattığı soruşturmalarla beklentiyi nasıl ve ne kadar yükselttiğinin de bir göstergesi…
Aslında eleştirenler bile, ondan yeni beklentiler içindeler ama farkında bile değiller!
Sonuç:
Bence Adalet Bakanı herkesi şaşırttı. Kimse bu kadar cesur aktivasyon beklemiyordu.
Ben, muhalif kesimlerin ikrar edemeseler bile içten içe takdir ettiklerini düşünüyorum hatta dost meclislerinde işitiyorum.
Ne diyelim; eğer bir ağaç taşlanıyorsa o ağaç meyveli demektir.
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.