Akıllı ve akılcı olursak, IMF'e geçit yok..

Çünkü büyük-küçük her ekonomik sarsıntıda IMF’e müracaat alışkanlık haline gelmişti.

Ama Türkiye eski Türkiye, dünya eski dünya değil.

Her zaman söylediğim gibi yine söylüyorum; IMF ülkemizi teslim alamayacaktır.

Evet, ciddi bir kur krizi atlattık ve zorlu süreç devam ediyor.

Sene başında, 2019 çok zorlu geçecek demiştim.

Umut/umutsuzluk bumerangı her an karşımızda olacak diye söylemiştim.

Maalesef öyle.

Çünkü sorun sadece Türkiye’nin kendi dinamiklerinden kaynaklanan problematik değil; küresel bazda da var olan bilinmezlik, gelgitler, öngörülmezlik ve karmaşadan kaynaklanıyor.

Küresel ölçekte hiçbir ülke kendini garanti görmesin.

Çin bile…

Hal böyle olunca global sarsıntının, Türkiye gibi kırılgan ekonomisi olan bir ülkeyi etkilememesi mümkün değil.

Ama şunu da söylemeliyim ki; ülke olarak krizlere karşı şerbetliyiz.

Her durum, sorun ve krize göre konumlanabilen, refleks geliştiren ve yeni stratejiler üretebilen bir ülkeyiz.

Sorunlarımız ve çözüm yetersizliğimiz çok.

Dünya siyasetini, yeni stratejileri, ekonomik konjonktürü okumakta zayıfız.

Duygusal, romantik ve öngörüsüz davranışlarımız fazla.

Ama bunlara rağmen ümitsiz değilim ve olmak da istemiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın durum ve gidişatı derinden derine okuyup, gözlemlediğini düşünüyorum.

IMF sesleri yükselirken, alternatif ekonomik enstrümanları akıllı ve akılcı şekilde değerlendireceği kanaatindeyim.

Bazı konular ve özellikle ekonomiye dair alanlarda kimilerinin manipülatif, maceraperest ve ütopik tarihselcilikle Sayın Cumhurbaşkanı’nı reel gerçeklikle bağdaşmayacak şekilde informe ettiklerini düşünüyorum.

Bunların amaçlarını, niyetlerini ve hangi realiteyi dayanak yaptıklarını bilmiyorum.

Ama bir gerçek var ki; kafa karışıklığını en kısa zamanda sonlandırmak zorundayız.

Geçmiş örnekleri temel ölçüt ve parametre olarak almak, bugünü sağlıklı anmamamıza pek fayda sağlamaz.

Dün dünle gitmiştir.

Bugün, yeni dünya düzeninin tesisi arifesinde siyasi, ekonomik, askeri paradigma temelden değişiyor.

Ne yazık ki, millet olarak geçmiş güzellemelerle avunmayı, satvetli ve ihtişamlı kadim devlet anlatımlarını ve “bir zamanlar biz öyle bir devlettik ki…” diye başlayan cümlelerle tarihsel romantizm yapmayı çok seviyoruz.

Ama merhum Demirel’in dediği gibi; “Dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutamazsın

Siyaseten de böyledir ekonomik açıdan da böyledir.

Dün dündür, bugün de bugün.

Bu yüzden de, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yakın tarihimizde olan krizlerden ders alarak IMF’e fırsat vermeyeceğine; gelişen ve değişen yeni konsept ve konjonktüre uygun şekilde mevzi alacağına ve yeni dünyanın yeni
ekonomik alternatiflerini tutarlı, aklıselim ve öngörülü şekilde değerlendireceğine inanıyorum.

Rusya seyahati sonrası uluslararası finans çevreleriyle ciddi görüşmeler yapılacağı duyumlarını alıyorum.

Hazine ve Maliye Bakanı’nın da, Davos’da  global  finansal aktörlerle yapacağı görüşmeleri çok önemli buluyorum.

Ve benim bildiğim, zaman zaman gözlerine bakarak okumalar yaptığım Cumhurbaşkanı’nın ince ve kıvrak zekası, akıl ve akılcılığı önde tutan liderliği ve yıllara sari deneyimiyle bu görüşmeleri kazan-kazan felsefesiyle pozitif
anlamda maksimize edeceği kanaatindeyim.

Böylelikle de IMF’i ülkemize yeniden girmesine fırsat verilmeyecektir.

Aksi takdirde ve maazallah; IMF’e mahkumiyet bizi yeniden Coteralli’lere teslim eder. Yediğimizden içtiğimize, evimizden aracımıza, memurumuzdan amirimize her şeyi yeniden dizayn etmek isteyecek bir IMF’in, ekonomimize
el atması ciddi psikolojik ve sosyolojik kırılmalara da sebebiyet verir.

Moral üstünlüğümüzü kaybettirir.

2002’den 2013’e kadar, yaklaşık 11 yıl IMF’le olmanın sıkıntı ve sorunlarını iyi bilen Cumhurbaşkanı’nın bu durumun oluşmasına imkan ve meydan vermeyeceğine inancım sonsuzdur.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar..
OGÜNhaber