Doktor'a şiddet alçaklıktır..!


Sebep; Yüksek ateş nedeniyle getirdiği çocuğuna iyi bakılmamış ve kendisi bilgilendirilmemiş.

Başka bir hastanede başka bir hekim, başka bir hemşire veya hastabakıcı benzeri şiddete maruz kalıyor.

Diğer bir yerde diğer bir sağlık çalışanı itilip kalkılıyor, sözlü ve fiziki şiddete muhatap oluyor.

Sebep yine aynı…

Hastasına iyi bakılmamış veya ilgilenilmemiş.

Kendisi hekimden daha hekim.

Çünkü, iyi bakılmadığını bilecek kadar bilgili bu vahşi varlık.

Bre adam…

Madem hastaya iyi bakılmadığını bilecek kadar bilgilisin; ne diye hastaneye getirdin hastanı.

Ne diye hekime ve sağlık kuruluşuna başvurdun.!

Alçakça saldırıyı gerçekleştiriyor, utanmıyor bile; bir de avaz avaz bağırarak kendini savunmaya çalışıyor.

Allah’ım, biz ne zaman ve nasıl bu hale geldik…

Biz nasıl bu kadar acımasız ve vicdansızlaştık.

Sağlık için kapısına gittiklerimizin sağlığına nasıl böyle saldırır olduk.

Saygıyı, sevgiyi, hürmet ve ihtimamı nasıl kaybettik.

Bre zalim…

Vurduğun, kırdığın, dövdüğün, yaraladığın bu insanlar kim…

Şifaya mı gidiyoruz yoksa savaşa mı.!

Doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar  düşmanımız mı.!

Sağlık kuruluşları cezaevleri mi.!

Yahu bu insanlar peygamberin hadisine uygun şekilde; “hayırlılarınız insanlara faydalı olanınızdır” diye çaba sarfedenler.

İnsana saygıyı unuttuysak; insanların en hayırlısı Allah Rasulu’nü  ve onun söylediklerini de mi unuttuk.

Madem kuldan utanmıyoruz, Allah’tan da mı korkmaz hale geldik.

Bir hekim nasıl yetişiyor bilmez misiniz.!

Bu insanların anaları babaları yok mu.

Senin hasta olan yakınına yüreğin yandığı için vurduğunu söylüyorsun, utanmazca.

Yaraladığın, sövdüğün, vurduğun bu insanların ana babasının, evlatlarının, eşlerinin canı acımıyor mu.

Kendin için istemediğini nasıl başkasına yapabiliyorsun.

Hele de sağlıklı olmanın en ibretlik ortamı hastanede gerçekleştiriyorsun; bu ibretlik zalimliği, alçak saldırıyı.

Unutmayalım ki; faniyiz, ölümlüyüz.

Tükrüğümüz boğazımıza kaçsa nefes alamaz hale gelip ölümcülleşiyoruz.

Hekimlere, hemşirelere, hastanelere hep muhtacız.

Allah onların yokluğunu göstermesin” diye hep dua etmiyor muyuz.

Peki, bugün hastan için şiddet uyguladığın o hekimin kapısına bir daha nasıl gideceksin.

Sen, kendin; et ve kemikten değil misin.

Hasta olmaz bir biyonik misin.

Değilsin ey fani kul, değilsin.

Sakın kalkıp bir de; “Ama onlar da"……. diye başlayan cümle kurarak kendini savunmaya kalkma.

Sakın; büyük bir camia içinde birkaç sorumsuz veya meslek ahlakından yoksunları örnek göstermeye çalışma.

Kötü örnek, örneklik teşkil etmez” çünkü.

Birkaç çürük elmayı sebep göstererek kendini haklı çıkartmayı deneme bile.

Hiçbir şey senin vahşetini, şiddetini, alçak saldırını haklı çıkartmaz.

Çünkü iki yanlıştan bir doğru çıkmaz.

Bu arada sağlık camiasına da seslenmek istiyorum.

Ettiği yemine sadakat edemeyen hekimlerin, yaptıkları görevi yükmüş gibi gören hemşire, hastabakıcı ve sağlık personelinin varlığı hepimizin malumudur.

Yoğun ve stresli çalışma koşullarınız olduğu da bir gerçektir. Onlarca hastaya bakma zorunluluğunun psikolojiye vurduğu darbenin farkındayız.

Devletin bu konuda mutlaka düzenlemeler yapması elzemdir.

Ama bütün bunlara rağmen sizlerin de daha dikkatli olması tansiyonu düşüren en büyük etmendir. Yaptığınız işi bir lütufcasına, “burnunuzdan kıl aldırmaz”misali tavırla yapmanız asla kabul edilemez.

Devletin düzenleme yapması, sağlık camiasının da kendine çekidüzen vermesi gerçeğini de dile getirmeden geçemeyeceğim.

Unutulmasın ki; doktorlara atılan yumruk devlete de atılmış demektir.

Sağlık çalışanına şiddet, hizmet alan diğer fertlerinin hakkına da tecavüzdür.

Senin yaraladığın hekim herkesin hekimidir.

Sen onu çalışamaz ederek, herkesin hakkını gasp ediyorsun.

Artık biraz aklımızı başımıza alalım.

Herkes haddini bilsin.

Doktora uzanan eller kırılır ve kırılmalıdır.

Sadece devlet değil, bizler de hekimlerimizin yanında yer alarak tepkimizi göstermeli, doktorlarımıza sahip çıkmalı ve şiddete aman vermemeliyiz.

Hekimler hepimizindir.

Sağlık kurum ve kuruluşları hepimiz içindir.

Neme lazım, devlet düşünsün” dersek, vatandaşlık ve insanlık görevimizi yapmamış oluruz.

Bu yüzden de; hep beraber, devlet-millet el ele saldırganlara fırsat vermemeli ve sağlık camiasına yönelik bu şiddetin yüzüne tükürmeliyiz.

Ki, bir daha herhangi bir densiz –haklı veya haksız- şiddete başvuramamalı ve şiddeti bir hak arama yolu gibi düşünememelidir.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
OGÜNhaber