Küresel Güç Dengesi veya Küresel Güçlerin bilek güreşi yahut da güncelden hareketle İran, İsrail ve ABD arasında güç mücadelesi gibi yorum ve tespitler işitiyor, okuyorum.
Doğrusu, bunlar bana komik geliyor ve “Uluslararası Siyasete Giriş” kitabı klişesinden/ezberinden öte bir anlam teşkil etmiyor.
Eğer illa bir “Güçler Dengesi veya Küresel Bilek Güreşi” diyeceksek bunun aktörleri olarak ABD ve Çin’i diyebilir; bunun haricinde Amerika’nın yanına başka bir ülke ismi koyamayız.
Kaldı ki, açıkçası ben, Çin’in de ABD Gücü ile bilek güreşi tutabilecek bir güç olduğunu düşünmüyor ama ABD’nin arkasındaki görünmez elin, yani Güç ve Akıl Sahiplerinin ABD ve Çin arasında böyle bir dehşet dengesi kabilinden bir güç savaşı senaryosu oluşturduğu kanaatindeyim.
Hatırlayın;
“ABD’nin ana hedefi Çin’dir. Çin’e varana kadar yapılan her atraksiyon/her savaş veya her işgal mıntıka temizliğidir” diye ben de söyledim hep…
Ama Çin ve Rusya’nın, özellikle de Çin’in gücünün çok abartıldığını/Amerika’ya rakipmiş gibi görülmesinin büyük yanılgı olduğunu/aslında bilinçli bir yanıltmaca olduğunu da söyledim.
Örnek mi istiyorsunuz:
Kanlı-canlı görüyoruz ki; Amerika ve İsrail, Ortadoğu denen coğrafyada cirit atıyor ve herkesi hop oturtup hop kaldırıyor.
(Bu arada, Ortadoğu tabiri bile bölge halklarının koyduğu bir coğrafi isim değil. Vakti zamanında o birileri buranın adına Ortadoğu dedi ve herkes de bunu satın aldı.)
Venezuela’nın ürettiği petrolün üçte ikisini alan Çin, Maduro’nun madara edilmesine ne yapabildi? Hiçbir şey…
Şimdi İran vuruluyor ve İran petrolünün en büyük müşterisi ve İran’ın en büyük ticari müttefiki Çin ne yapabiliyor? Hiçbir şey…
Hatta Hürmüz Boğazının kapatılması nedeniyle petrol tankerlerinin mahsur kalmasına bile hem Çin’den hem de başka herhangi bir ülkeden bir ses yok…
Ya Rusya? Ya o delikanlı Putin?
“İran’a yapılan saldırılar ve Hameney’in öldürülmesi, ahlaki bir durum değildir” diyor.
Uluslararası ve diplomatik ahlaka ne kadar saygılı olduğunu Ukrayna’ya açtığı ahlak abidesi savaştan ve kendine muhalif diğer Rus liderlerin nasıl öldürüldüğünden çok iyi hatırlıyoruz zaten…
Evet, bence de değil ve üstelik ben bu ahlaksızlığı Putin efendiden daha sert de dile getirebiliyorum.
Peki, bu cümleden başka nasıl bir tavır gösteriyor Putin Efendi? Hiçbir şey…
O halde şimdi yeniden soruyorum;
Bir güçler dengesi veya Güçler Savaşı mı var yoksa bir güç sahibinin güç gösterisi ve kendisi haricinde herkesin bu gösteride figüran olduğu bir durum mu var?
Arkadaşlar!
Çin ne zamandır savaşmıyor? Bunu hiç düşündünüz mü?
Düşünmediniz çünkü Çin savaşmayı sevmez ve savaşmaktan şiddetle kaçar.
Çünkü savaş, Çin’e, hem ekonomik hem de askeri güç bağlamında büyük darbe vurur, yani geriye götürür.
Keza Rusya için de aynı durum geçerlidir.
Ama çok dikkatinizi çekecek bir tespitim var.
Üç ülke savaşı sever.
Çünkü bu üç ülkenin ekonomi ve askeri gücü savaşarak büyür.
Neden?
Çünkü bu üç ülkeye kimse savaş açamaz ama bu üç ülke dünyanın her yerinde hem savaş çıkartabilir ve hem de ülkeleri savaştırır.
Hatta ülkeler arası olmasa bile ülkelerde iç savaşlar çıkartır.
Bu üç ülke Amerika/İngiltere ve İsrail’dir.
Son yıllarda İngiltere’nin savaşçılığı kısmen azalmış görünse ve diğer ikisi kadar ön planda olmasa bile hala o kudrete sahip olduğunu söylememiz mümkün.
Şimdi son birkaç yıldır, özellikle bölgemizde yaşanan çatışma/savaş ve karışıklıkları ve bugünlerde yaşadığımız İran’ın vurulmasını bir de bu gözle değerlendirin.
Arkadaşlar!
Bugünlerin gelişinin işaret fişeği Hamas’ın 2023’de İsrail’e saldırısı idi.
O gün de demiştim; “Eyvah Eyvah! Keşke olmasaydı! Cehennemin kapıları açıldı” diye…
İran Körfez ülkelerini daha da vuracakmış,
Amerikan üslerine bilmem ne balistik füze atıyormuş,
İran, bu gidişle savaşı tüm bölgeye yayarmış…
Allah aşkına komik olmayın/şu ezberciliği bırakın ve bir defa olsun gözünüzü açın!
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve binlerce petrol yüklü tankerin orada hapsolması kime zarar verir?
Amerika/İsrail ve İngiltere harici tüm dünyaya…
Arabistan-Kuveyt-Katar ve diğer bölge ülkelerine atılan İran füzeleri kimin işine yarar?
İran’ın işine yaramayacağı kesin. Çünkü diğer bütün ülkeler nezdinde İran’ı daha da düşmanlaştırır. Bu ise Amerika ve İsrail’in işine yarar ki aslında kurdukları senaryo ile tam da istedikleri durum…
İran füzesi düşer Amerika koruyucu melek olur.
Ve zaman geçirmeden küresel algı operasyonuyla bunu başlattılar bile.
Bu arada öylesine aklıma geldi de;
İran tarafından bu ülkelere atılan füzeler acaba gerçekten İran’ın irade ve inisiyatifi ile veya İran’ın savaş stratejisi çerçevesinde mi yahut da gerçekten İran’dan mı atılıyor? Bunu hiç düşündünüz mü?
Küresel meşruiyet ve uluslararası hukuk kaygısı gütmeyen Trump ve Netenyahu, Allah aşkına istese 24 saatte hem Hürmüz Boğazını açıp hem de Yemenli Husileri yerle bir edip Babel Mendep boğazını güvenli hale getiremez mi sizce?
Cevabını ben vermeyeceğim. Sadece bunları da bir düşünün…
Bu arada,
İran Hamaney’in yerine birini seçecekmiş.
Aklıma geldi de; seçilen veya seçilecek olan kişi de, konutunda veya ofisinde bir Amerikan veya İsrail füzesine veya bombasına denk gelir mi ki?
Türkiye’nin yaklaşımı:
Ben, Türkiye’nin/Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklama ve yaklaşımlarının olması gereken gibi olduğuna inanıyor ve doğru buluyorum.
Birileri “neden şiddetle kınamıyorsun/neden Amerika ve İsrail’e karşı durmuyor ve bağırmıyorsun…” gibi eleştiriler getiriyor.
Hamaseti ve beylik lafları bırakın efendiler!
Rusya’nın/Çin’in/İngiltere’nin ve hatta neredeyse diğer tüm Avrupa ülkelerinin “şeddeli kınama” yapamadığı ve hatta destek sözleri ettiği bir ortamda Türkiye/Türk devlet yöneticileri Don Kişot mu olmalı yani?
Hanımlar/Beyler!
Kendi aracınızla kendi başınıza seyir halindeyken istediğiniz gibi rüzgara karşı tükürebilirsiniz ama Devlet aracının sürücüsü iseniz öyle keyfe keder rüzgara karşı da tükürebilirim demek gibi bir şansınız asla yoktur.
Hem çok merak ediyorum;
Başta ana muhalefet olmak üzere; iktidar ve Erdoğan’ın yaklaşımını eleştirmek için hamaset dolu ve şehvetli laflar edenler şuanda Türk Devletini yönetiyor olsalar acaba ne yapabilir veya söyleyebilirlerdi?
İncirlik üssünü kapatıp Amerika’nın askeri varlıklarına el koyup “İran’nın yanındayız ve tüm gücümüzle Siyonist İsrail ve Emperyalist Amerika’ya mücadele yemini ediyoruz” mu diyeceklerdi?
Sıkar biraz…
Laf laf laf…
Dar düşünceler dar görüşler…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.