Normalde dizi filan pek seyretmem.
Daha doğrusu pek öyle televizyon izleyen birisi değilim.
Geçen hafta televizyon açıktı ve tarihsel bir dizi vardı. Gelen mesajlara bakarken bir yandan da ona bakıyor ve sözlerini dinliyordum.
Açıkçası, bende de “…iyi-en iyi diziler genelde yabancı olur. Türk dizileri hem içerik hem de çekim teknikleri bakımından noksan olur” şeklindeki yerleşik kanaat hakim olmuş olmalı ki; o anda aklımdan geçen bu eleştirel yaklaşımdı.
Fakat gerek dillendirilen diyaloglar, gerekse de çekim ve görüntü kalitesi dikkatimi çekti.
Bir TRT dizisi ve adı, Mehmet: Fetihler Sultanı.
Oldum olası zaten Fatih Sultan Mehmet bana hep en ilginç gelen padişah olmuştur.
O yüzden mesajlara bakmayı falan bıraktım ve çocuklardan bir kahve isteyip sadece diziyi izlemeye başladım.
Ve diyebilirim ki; ilk defa bir dizi bölümünü sonuna kadar izledim.
Her ne kadar, biraz aşina olduğum dizi/film sektöründen epeydir uzak kalmış olsam da ilk dikkatimi çeken kostümünden mekanlarına, çekim tekniklerinden sunumuna kadar gördüğüm kalite zenginliği oldu.
İçeriğe gelince:
Hamaset içeren bir tarihsel hayranlıktan ziyade bilgiye dayalı ve Sultan Mehmet’in gerçek kimliğine uygun bir anlatım tarzı vardı.
Öyle sanıyorum ki, senaryo konusunda ciddi ve bilimsel danışmanlık alınmış.
Çünkü Sultan Mehmet, bana göre Osmanlı’nın en zeki/donanımlı ve cesareti akılla birleştirebilen sultanı.
Yanlış anlaşılmasın; bu demek değildir ki diğerleri çok eksik/noksan ve birikimsiz.
Hayır ama kim ne derse desin -ki zaten yerli-yabancı pek çok tarihçi de böyle diyor- Sultan Mehmet bambaşka ve yeganedir.
Müthiş bir devlet adamı/çığır açıcı bir lider ve muazzam bir komutan.
Zaten İstanbul’u fethedip dünya tarihine çağ açıp çağ kapatan lider olarak geçmesi de bunun en büyük nişanesi.
Basit gelebilir ama bence çok önemli bir örnek:
Oğluyla satranç oynarken yaptığı hamlelere yüklediği anlam ve evladına satranç üzerinden verdiği tavsiyeler oldukça manidar ve sıra dışı bir baba figürü örneği…
Dizide “attı/vurdu/uçtu/kaçtı” gibi insanüstü bir Sultan Mehmet yok.
Ne, sadece “Ya Allah Bismillah” deyip “cümle küffarı kılıçtan geçirdi” diye söylenen, ne de “Kara Murat/Malkoçoğlu” gibi dalkılıç bir orduyu yenen bir figürleme var.
Hem “İlay-I Kelimetullah/Türk Cihan Hakimiyet Mefkuresi” gibi milli ve manevi boyuta vurgu, hem de Sultan Mehmet’in stratejik aklına/taktiksel zekasına ve bilgisel donanımına vurgu var.
Dizinin “Fetihler Sultanı” isminden de hareketle; fetihlerle devleti büyüten/hakimiyet alanını genişleten bir Sultan Mehmet varken, aynı zamanda iç siyaset ve dahili yönetim konusunda da ne kadar başarılı olduğunun vurgulanması çok önemli ve kıymetli.
Neyse çok uzatmayayım,
Ben diziyi gerçekten beğendim ve TRT’yi kutluyorum.
Açıkçası son yıllarda Türk dizileri ihracı filan diye çok şey duysam da, pek ciddiye almıyordum.
Bu diziyi izleyip, içerik ve görsel sunumunu görünce yanıldığımı söyleyebilirim.
Arkadaşlar!
Diğer pek çok yazımda, Amerikan gücüne işaret ederken, hatırlarsınız; “Amerika’nın sadece ekonomik ve askeri bir güç olmadığını; aynı zamanda bir kültür olduğunu” da vurgulamıştım.
İşte, o Amerikan kültürünün ve küresel algı operasyonunun araçlarından birisi de dünya genelinde izlenen dizi ve filmleridir.
“Arkası önü bir dizi veya film. Ne olacak ki” deyip geçmeyin.
Kaldı ki geleneksel ve sosyal medya iletişim ve etkileşiminin had safhaya geldiği ve algının olgunun önüne geçtiği günümüzde zaten “film veya dizi de ne ki” deyip geçemeyiz.
Adamlar işgal ettikleri/çöktükleri/insanını perişan ettikleri Afganistan, Irak, Yemen, Suriye vb. ülkeler üzerinden bile, öyle film ve diziler yaptılar ve yapıyorlar ki; gerçeği bilmiyor olsak, Amerika’ya şükran sunacak, oralara gönderdikleri askerleri kahraman sanacağız.
İzlediğim ve beğendiğim bu dizi sonrası, ben de biraz araştırdım ve gördüm ki:
Son yıllarda, özellikle TRT’nin başını çektiği tarihi diziler Ortadoğu’dan Asya ülkelerine ve hatta kimi Avrupa ülkelerine kadar ciddi bir izleyici kitlesi oluşturmuş.
Ekonomik açıdan bir ihraç kalemi haline gelmiş olduğunu görmüş olsam da; inanın, ne kadar çok gelir elde edildiğine bakmıyorum bile…
Ben, bu sayede yapılan tanıtım ve oluşan etkileşime bakıyorum.
Emin olun, pahalı olduğu söylenen bu dizilerin yaptığı tanıtımı çok daha fazla paralarla yapamazsınız.
Çünkü dijital dünyada, dünyanın en ücra köşesinde yaşayan biri bile istediği her şeye ulaşıyor ve izleyebiliyor.
Aslolan Türkiye olarak, senin, bilmem ne ülkesinin falanca ıssız adasındaki Robinson’una sunacak/gösterecek/izletecek bir şeyinin olup olmamasıdır.
Tabi en önemlisi;
Yapılan dizinin içerik ve sunum kalitesi.
İşte “Mehmet: Fetihler Sultanı” dizisinde TRT’nin de yaptığı bence budur:
Doğru anlatım kaliteli sunum…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.