Savaş, ateşkes, İran, Trump, Netenyahu yahut Bitcoin

Bayram süresince yazmayıp hem siz okurlarımı hem de kendimi dinlendireyim istedim.
Ama “neden yazı yok” mesajları almak da mutlu etmedi desem yalan olur.
Geçen gün bir kardeşimiz  “Abi, ne olursa İran yenilmiş olur veya bu savaş nasıl biter veya aslında ne oluyor?” diye sordu.
Bu yazıma bu konuyla girmek istiyorum.

Arkadaşlar!
Aslında olan şey, oynanan bir savaş oyunu…
Savaş gündemi bir iniyor bir çıkıyor.
Hep dediğim gibi, bir savaş var mı; var ama yok gibi…
Bir ateşkes var mı; var ama yok gibi…

Aslında olan nedir ben size söyleyeyim:
Bir yapımcının çok izlenen bir dizisini düşünün.
Dizide iki buçuk veya üç ana karakter var.
Bunlar; Amerika/İran ve İsrail…
İyi veya kötü karakter hangisi; bu göreceli…
Bana göre birbirlerinden hiç farkları yok. Üçü de aynı yapımcının rol verdiği oyuncular.
O yüzden demem o ki; Amerika ile İran’ın veya İran’la İsrail’in; abarttığımı düşünmeyin ama inanın bir farkı yok.
Üçü de yapımcının işine-dişine göre oynayan ve dizinin reytingi çalışan oyuncular.
Kurtlar Vadisi dizisini düşünün; biri Alemdar Polat, biri Muro, biri Memati.
Ama izleyici nezdinde nedir?
Biri kahraman, biri kahraman yancısı, biri ise kötü düşman.
O yüzden diziye kendinizi kaptırıp; o yaşasın, öteki ölsün, diğeri sürünsün gibi tezahürat yapmak sadece dizinin havasına hava katar.

Savaş ne zaman biter kısmına gelince; savaşla amaçlanan maksat hasıl olunca o zaman biter.
Kim bitirebilir? Tabi ki kim çıkarttıysa o bitirecektir.
Düzenin sahipleri bitti demeden bitmez; bitti dedikleri anda ise kimse devam edemez.
Henüz bitmediğine göre, demek ki henüz amaçlanan maksat hasıl olmamış; küresel ekonomi/lojistik zinciri/enerji konsepti ve bazı ülke yönetimleri ve halklar, istenen kıvama henüz gelmemiş olmalı ki; henüz bitmeyecek gibi görünüyor.

Bitcoin fiyatlamasında hızlı bir düşüş yaşanıyormuş.
Şaşırdım mı; şaşırmadığımı beni takip edenler iyi bilir.
Peki düşmesi için keskin bir olay mı yaşandı?
Bence yaşanmadı.
O halde neden düştü?
Birileri düşsün istediği için düştü. Başka bir deyişle, birileri bir şeyleri test etmek istedi ve test etti.
Ben “Bitcoin işi/Kripto işi sıkıntılıdır, oyundur, doların sahiplerinin dolar toplama organizasyonudur. Dikkatli olun” derken “yanılıyorsun” diyenler vardı. Ama daha durun siz; kripto üzerinden/Bitcoin üzerinden finansal fantezi kuranlar, daha çoook “Bunu yapan iki kişi, biri erkek, biri dişi, şunun işi, bunun işi, bu kimin işi, çık dışarıya iflas faresi!” tekerlemesi söyleyecekler!

Arkadaşlar!
Unutmayın ki, hızlı ve yüksek kazanç olan yerde, kazançtan daha hızlı ve yüksek kayıp olur. Kayıpla da kalmaz; işin sonu bataktır.
Akşam Bitcoin milyoneri olarak yatar ve bir sabah öyle bir kalkarsınız ki; Kripto/Bitcoin soğuk cüzdanınız bomboş veya 1 dolara inmiş…
İşte o zaman ne yapacaksınız? Kime başvuracak; kimi kime şikâyet edeceksiniz?
Hala bir Merkez Bankası veya devleti veya bankavari kontrol mekanizması kurulmamasını tesadüf mü sanıyorsunuz siz!

Şunu net söyleyeyim; an itibariyle yani otoritesiz bir ortamda Kriptoculuk/Bitcoincilik kumarhane ekonomiciliğinden başka bir şey değildir.
Çünkü sonuçta kazanan hep kasa olur, olmaktadır ve de olacaktır!
Siz daha neyin ne olduğunu bile bilemeden;
Yok Mutlak Butlan kararı alındı,
Yok Trump İran’ı tehdit etti,
Yok, İsrail yeniden saldırmaya başladı veya yok Trump, Netenyahu’ya çok kızdı gibi her gelişme; Bitcoin vb. kripto varlıkların erimesi, kaybolması veya dramatik düşüşler yaşaması için yeterli bahane oluverir.
Sizin ruhunuz bile duymaz!

Sonuç:
Küresel finans piyasalarında özellikle Altın/Gümüş/Bitcoin ve benzeri kripto varlıklarla ilgili trend umulmadık iniş-çıkışlar gösterecek ve dolayısıyla küçük yatırımcılara dramatik anlar yaşatacaktır.

Arkadaşlar!
Öngörülmezliğin had safhada olduğu süreçlerde, sen kalkıp bir de normalde bile öngörülmezliği yüksek olan finansal enstrümanlarla hemhal olup varını yoğunu oraya yatırırsan; kısa vadeli kazançla sevinsen de uzun vadede işin sonu hüsrandan başka bir şey olmaz!
Benden söylemesi…

Yazıyı bir fıkra ile bitireyim:
İkinci Dünya Savaşı bütün ateşiyle devam ediyor.
Alman askerleri artık bıkmış, bezmiş ve bu savaş ne zaman bitecek diye düşünüp duruyorlar.
Kendi aralarında da, ne zaman biteceğine dair bir öngörü yapamayınca; “General’in şoförü Josef’e söyleyelim; o generalden öğrensin” derler.
“Tamam öğrenirim” diyen Josef, sormak için uygun anı kollamaktadır.
Cephe denetlemesi için kötü arazi koşullarında askeri Jeeple düşe kalka giderken generalin of-puf ettiğini gören Josef tam zamanı der ve sormak için generale döner.
Daha Josef ağzını açmadan General der ki:
Oğlum Josef! Şu halimize bak; perişan haldeyiz.
Bu savaş ne zaman bitecek?

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

OGÜNhaber