Trump Netenyahu’ya kızıyor; biz sevindirik oluyoruz! Acaba neden?

Size Amerikan medyasından üç haber…
Türk medyasının da çok hoşuna giden ve büyük bir keyifle manşetlere taşınan üç haber:

-İsrail'in ABD'de kamuoyu desteğini giderek kaybettiğini söyleyen Vance, İran ile yürütülen müzakereleri engellemek amacıyla 'yabancı kaynaklı' bir nüfuz kampanyası finanse edildiğini öne sürdü.
-ABD Kongresi’nde İsrail’e karşı olanların sayısı her geçen gün artarken son oylamada 104 üyenin İsrail’e karşı çıkması, kamuoyu tarafından “ABD, İsrail’den soğudu” şeklinde değerlendirildi.
-Beyaz Saray yetkilileri, ABD Başkanı Trump’ın Netanyahu’nun Fox News’teki açıklamalarına “çok öfkelendiğini” ve İsrail Başbakanı’nın bu konuda söz söylemeye hakkı olmadığını düşündüğünü aktardı. Netanyahu’nun iki haftayı aşkın süredir talep ettiği Beyaz Saray görüşmesinin hâlâ programa alınmaması da gerilimin işareti olarak değerlendirildi…


Şunları sormadan edemiyorum;
Amerikan devleti ve özellikle de Trump, İsrail veya Avrupa ülkelerine dönük tepkisel veya negatif bir söylem dillendirdiğinde Türkiye ve Türk medyası olarak neden bu kadar seviniyoruz?
Bunun bir taktik veya strateji olabileceğini neden hiç düşünmüyoruz?

Daha da önemlisi ise; Amerika ve Trump, İsrail ve Netenyahu’ya mesafe koydukça sanki Türkiye’ye yakınsıyor gibi bir algıya giriyor ve çok şey kazanmışlık sevincine neden ve niçin giriyoruz?

Arkadaşlar!
Daha 2-3 yıl önce Türkiye’nin Avrasyacıları “Amerika bitiyor/Amerikan gücü tükeniyor/Doların tahtı yıkılıyor” gibi haberler yaparken; ben, “görünüşe aldanmayın/temenni ve duygularınızla hareket etmeyin” diye peş peşe yazıp durdum.
Ben bunları derken, birileri, Rusya ve Şanghay Beşlisini, beşli gerdanlık gibi boyunlarına takmış; “Doğudan yükselen ışığın şavkı ülkemize vurmaya başladı/ABD ve Batı çöküyor; Türkiye’nin yeni menzili artık Doğu” diye adeta göbek atıyorlardı.

Şimdi tekrar soruyorum:
An itibariyle küresel belirleyici kim ve belirleme eyleminin baş aktörü hangi ülke?
İran üzerinden tüm dünyayı hop oturtan hop kaldıran, petrol ve enerji kartı üzerinden dünya ekonomisini Hürmüz Boğazına kilitleyen ve hatta İran’ı düşman gösterip küresel manipülasyonunda İran’ı tepe tepe kullanabilen güç kim?
Tabi ki Güç ve Akıl Sahiplerinin başkent ülkesi olan Amerika…
Bu güç ve gücün kullanımına Çin ve Rusya ne yapabiliyor veya minicik bir engel koyabiliyor mu?
Bakın, yineliyorum; ABD kötü ama Rusya ve Çin daha kötü…
Nedenini de söyleyeyim:
ABD emperyalist ama Çin ve Rusya hem emperyalist hem komünist.
Amerika sömürgeci ama Rusya ve Çin, hem sömürgeci hem yayılmacı.
Amerika göstere göstere öldürüyor ama Rusya ve Çin hem gizlice öldürüyor hem de ülkeleri yaşayan ölüye çeviriyor.
O yüzden,
Demem o ki; kimse Amerika’ya söverken Çin/Rusya güzellemesi ve Büyük Doğuculuk yapmasın!
Kimse, sadece Amerika ve Avrupa güzellemesi yapıp; Çin/Rusya karalaması yapmasın!
Kimse, Amerikan medyasında çıkan İsrail/Netenyahu veya Yahudilerle alakalı aleyhte haberlerle sevindirik olmasın ve tüm bu haberlerin veya Amerikan devlet yöneticilerince söylenen Netenyahu karşıtı söylemlerin ipine sarılıp; ülkesel paye çıkartmasın!
Emin olunsun ki,
Tüm bu haber ve açıklamalar “dostlar alışverişte görsün” kabilinden vitrinize görüntüler ve bir nevi “al gülüm/ver gülüm” oyun enstantanesinden başka bir şey değildir!

Allah aşkına arkadaşlar; Amerika’da yaşayan Yahudi sayısı İsrail nüfusundan daha fazla ve Amerikan politikasında çok daha belirleyiciyken, hele de bir seçim arifesinde, bir Amerikan yönetiminin İsrail’ı yok sayacak bir tavır içine girebilmesi mümkün mü! Bunu aklınız nasıl alabiliyor!
Olanlar, oldu gösterilenler veya bu minvalde söylenen sözler “Cambaza bak cambaza” oyundan başka bir şey değildir; lütfen anlayın bunu artık.
Okuduklarınıza değil; okuduklarınızla aslında neyi okuyamadıklarınıza odaklanın biraz!

Efendiler!
Gözünüzü açın; Kriz geliyor kriz… Küresel bir petrol ve enerji krizi…
Ama sanki Türkiye bu krizden azade kalacakmış gibi derin bir toplumsal rehavet içinde, “nasılsa Reis her şeyi düşünür” aymazlığında ve sanki bilgisayarda bir strateji oyununda gibi kafamızı kuma sokmuş gidiyoruz biz!
Neden her şeyi Reis düşünmek zorunda!
Yıllardır hep öyle oldu ve Reis şapkadan tavşan çıkarttı ama birazcık olsun ya birazcık; toplum olarak/toplumun okuyan-yazan kesimi olarak bizlerin de düşünmesi/dert edinmesi ve bazı gerçekliği görüp taşın altına elimizi sokmamız gerekmez mi?
Defalarca söyledim; detaylarda boğulmayın biraz büyük resme odaklanın diye…
Defalarca yazdım;
Yeni bir düzen kuruluyor; yaşananların hepsi bu yeni düzen için bir kentsel dönüşüm faaliyetleri; büyük resmi pas geçmeyin diye…
Ama yok; biz sadece konuşur, bol keseden savurur ve allame-i cihan kesilmekten taviz vermeyiz!
Daha geçen hafta; küresel ekonominin yaşayacağı Ağustos şokundan bahsettim ve bugün Türk medyası dış kaynaklı analizlerden esinle manşet manşet yazmaya başladı.
Peki, hazırlık bağlamında ne yapıyoruz?
Hiçbir şey…
Yaptığımız tek şey oyunda-oynaşta olmak ve günümüzü gün etmekten ibaret.
Aslında daha öyle çok şey söylemek geçiyor ki içimden ama yutkunuyorum. Çünkü içimden, “…ne yaşıyorsak hak-müstahak” diyesim geliyor.
O yüzden lafı uzatmayıp yedi yıl önce defalarca yazdığım bir cümleyle yazımı bitirmek istiyorum:
Yeni bir dünya düzenine doğru hızla ilerliyoruz. Bunun için ülkelerin hazırlık yapması mutlak şarttır. Hazırlıklı olanlar bu sürecin getireceği hasarı minimize edebilecekler aksi takdirde perişan olmaya mahkûm kalacaklardır…

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

OGÜNhaber