Özellikle sosyal medya ve sosyal medya hesaplarında “Trump, ünlü evanjelist vaiz Franklin Graham’in mektubunu paylaştı” diye paylaşılan bir haber ve bahse konu mektubun fotoğrafı.
Buna anlam ve önem atfedip paylaşanlara gerçekten şaşıyorum!
Üstelik Ak Parti’ye yakın ve muhafazakar hassasiyetli olanların özellikle paylaşıyor olmasına ben de özellikle daha çok şaşıyorum.
Arkadaşlar!
Hatırlayın; bu radikal ve kancıl tarikat mensupları geçenlerde Beyaz Saray’da/Oval Ofiste Trump için bir kutsama töreni yapmışlardı.
Allah aşkına, o esnada Trump’ın beden diline/jest ve mimiklerine hiç dikkat ettiniz mi?
Tabi ki etmediniz. Çünkü hamaset dolu eleştiri cümleleri kurmak varken dikkate ne gerek!
Ama eğer etseydiniz; o anda Trump’ın ruh halinin ne kadar trajikomik olduğunu ve çılgın vaizenin çarpık/sapkın cümlelerine gülmemek için kendini zor tuttuğunu fark ederdiniz.
Arkadaşlar!
Emin olun Trump için ne Hristiyanlık ne Yahudilik, ne din ne de diyanet diye bir şey var.
Aslına bakarsanız, bırakın Evanjelik dua ve ritüelleri; o, mensubu olduğu Protestanlığın temel esaslarını bile bilmez.
Yahudilik ise onun için öncelikle Amerika’da oy veren seçmen, sonra kendini avcuna alan Netenyahu ve damadı Kushner, son tahlilde ise yaptığı konuşmalarda fiyakalı bulduğu için söylediği “Abraham” kelimesinden ibarettir.
Evet, Evanjelikler Amerika’da ciddi bir nüfusa sahip ve dolayısıyla bu ciddi bir seçmen kitlesi demektir.
Ama Trump, emin olun bundan bile bihaberdir. Kuvvetle muhtemel ki danışmanları gelip bunların “kutsama törenine izin ver” ve “ mektubunu yayınla” demiş ve bu tavrın, yaklaşmakta olan seçimlerde ciddi katkısı olacağını söylemiş; Trump da tamam demiştir.
Yoksa Trump’ın dini-imanı para ve dolayısıyla baktığı her şeyde gördüğü tek şey, emlakçılıktır.
Tüm bu sebep ve realitelerden ötürü şunu özellikle belirtmek istiyorum:
“Trump-Evanjelik” ilişkisine dair yaptığınız eleştirel yorum ve paylaşımlarınız, sadece ve sadece küresel bazlı Evanjelik reklamına alet olmaktır. Onların propaganda ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir.
Arkadaşlar!
Trump şu anda Pentagon tarafından yönlendirilen, idare edilen hatta savaş videoları ve askeri malzeme görüntüleriyle gazlanan ve avutulan bir çocuk gibi.
Savaş başlatırsan tarihe geçersin diyorlar; başlatıyor,
Barış yaptır tarih seni yazsın diyorlar; barıştırıyor. Ama aslında barıştırırken savaştırdığının, savaştırırken daha da batırdığının farkında bile değil. Zaten umurunda da değil.
Bu esnada “dini-mistik-manevi olarak “Abraham Lincoln, Jefersonn, Gorge Washington’dan” ne eksiğin var. Evanjelikler de işte seni kutsuyor” diyorlar; o da dinsel abartının dibine vurmaktan geri durmuyor.
Çünkü adamın bir tarzı yok. Bırakın bir tarzı olmasını bir tarzı olacak kapasitesi bile yok.
O yüzden ful ve pür taklit ve sırıtkan bir sahte imaj…
Son olarak:
Dünden bugüne, tarihten günümüze ne yazık ki dinler (buna tüm dinler dahil) iki tür siyasetçinin kitleleri manipüle etme ve ölümcül savaşlarına gerekçe oluşturma aparatı olagelmiştir.
Haçlı Seferlerinde papazlar bunu din adına yapmış, Napolyon ise insanları etkilemede dinin daimi gücünden istifade için kendi siyaseti namına yapmıştır.
Yoksa bugün, ne Evanjelik kutsama yaptıran Trump’ın Protestan inancı gereği hareket ettiğine, ne de başına Kipa koyup Süleyman Tapınağından/Kudüs’ten/Vaadedilmiş Topraklardan bahseden Netenyahu’nun iyi ve inançlı bir Yahudi olduğuna inanıyorum.
Her ikisinin de tek bir amacı var:
İktidarda kalabilmek/güç ve parayı elde tutmak ve düşüp de hesap vermek zorunda kalmamak...
Bunu söylerken, İran ve Mollalar Rejimi için de aynı şeyin geçerli olduğunu söylemeliyim. Aksi takdirde taraflı bir değerlendirme yapmış olurum.
İran halkı sefaletin dibine düşmüş, Mollalar lüks içinde ama İsrail/Amerika saldırıp iş başa düşünce “Allahüekber” nidaları eşliğinde Cihat çağrısı.
Birisi Yahudicilik, birisi Evanjelik dualama, ötekisi de cihat çağrısı eşliğinde güya ülkelerini kurtarmaya çağırıyor ama asıl niyet kendi siyasetlerini konsolide etmek.
Ve öyle ki; sanki biri diğerinin radikalizminden beslenip, biri ötekinin siyasetini ayakta tutuyor.
Tıpkı 1979’da iktidara gelip bugüne kadar antisemitik duygularla İranlıları uyuşturup iktidarda kalan Mollalar Rejimi ile “İran/Şia tehlikesi var” diyerek İsrail halkını uyuşturan ve bölgede devlet terörü estiren Netenyahu ve selefleri gibi…
Sonuç olarak demem o ki:
Trump’ın din ve tarikat görüntü ve paylaşımlarını umursamayın.
Trump denen adam; Anadolu tabiriyle “dinde yaya imanda piyade” bir Tanrı tanımaz ve beynamaz!
Eğer menfaati olsun; Trump denen bu adam, Yahudi veya Müslüman da olur, Katolik veya Ortodoks da olur, Budist-Taoist veya Putperest bile olur.
Onun için yeter ki popülarite olsun ve yeter ki rant elde edebilsin!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.