Üst akıl-Trump-Kraliçe-Baronlar

Bugüne kadar “Üst Akıl”ın kullandığı enstrümanlar şunlardı;

Baronlar (Rohtchild’ler başta olmak üzere paranın efendileri),

Neo-Con’lar (ABD’de bulunan savaş heveslileri, akbabalar, dünyayı kana bulayanlar),

CIA’nın büyük bir kısmı,
 
NATO, Birleşmiş Milletler (özellikle beş ülkeden oluşan Güvenlik Konseyi, yani beşli çete),
 
Avrupa Birliği ülkeleri ve sözde “Avrupa değerleri” (Fransa, Almanya, Belçika, Avusturya, İsviçre ve AB değerleri ve normları denilen görüntüdeki “ulvi, insani” değerler),

Terör Örgütleri (El-Kaide, İŞİD ve buna bağlı diğer alt örgütler).

Üst Akıl son yirmi yıldır Baronlar üzerinden “Dünya Hakimiyet Proje”sini realize etmeye çalıştı. Bu konuda en temel enstrüman “para” idi. Ekonomik donelerle hareket eden tetikçilik uygulandı.

Baronlara başta CIA olmak üzere, Neo-Con’lar en büyük desteği verdi.

Avrupa “değerleri” ve ülkeleri Küresel Hakimiyet amacıyla araçsallaştırıldı.

Özellikle petrol ve doğalgaz rezervine sahip ülkeler ve hinterlandındaki devletler, oluşturulan terör örgütleri üzerinden istikrarsızlaştırıldı, iç savaşa sürüklendi ve yıkımlar yaşandı. Hala bu kaos ve iç savaş durumu Suriye ve Irak başta olmak üzere pek çok ülkede devam etmektedir.

Her döneme uygun ve  müdahale gerekçesi oluşturacak şekilde “Yeni Nesil Terör Örgütleri” oluşturuldu. Bu konuda CIA’nın birikiminden ve Baronların kullanımına verilen paradan istifade edildi. Terörün finansmanı için para Baronlardan, teknik destek ise hep
CIA’dan geldi.

Fakat durum Obama döneminde öyle bir hal aldı ki; Baronlar “Üst Akıl”ı da dinlemez noktaya geldi. Baronlar devletleri yok etmeye ve ülkeleri Şirket’leştirmeye, şirketleri ise Ülke’leştirmeye başladılar. Bu süreçte ulus devletlere, “vekalet savaşları” ve iç karışıklıklar musallat edilmeye başlandı. Baronlar, başta ABD olmak üzere; İngiltere ve Avrupa ülkelerini adeta esir alma noktasına geldiler. Çin’i ise ekonomik olarak tam bir kontrole almış durumdaydılar.

Bu durum çerçevesinde tüm sinsi çalışmalarına rağmen yönetemedikleri ana ülkeler Türkiye-Erdoğan ve Rusya-Putin ilk sıralarda idi. Uygulanan ekonomik yaptırımlarla Putin’e bir nevi darbe girişiminde bulundular. Türkiye ve Erdoğan’a ise önce 17-25 Aralık Yargısal Darbe daha sonra da 15 Temmuz silahlı darbe girişimiyle saldırdılar. Ama, her iki lidere de teşebbüslerinde başarılı olamadılar. Bu darbe girişimleri esnasında hemen her türlü alternatifleri kullandılar, darbe araçlarını sahaya sürdüler. Her iki ülkeye NATO ile, BM ile, CIA ile, Terör Örgütleriyle, Ekonomik silahlarla saldırdılar. Tüm bunlara rağmen bu iki ülke ayakta kaldı ve bu darbe girişimlerini akim bıraktı.

Baronların hoyrat, asi ve söz dinlemez tavırları “Üst Akıl”ı da farklı arayış ve yönelimlere sevketti. Çünkü artık Baronlar sıkıntı vermeye başlamıştı.

İlk adımı İngiltere attı. Kraliçe Rothchild’lere yüz vermez oldu. Bu durum Baronların parayı ABD’ye götürmesini de beraberinde getirdi. Ama İngiltere ve Kraliçe kararlı idi. Artık ok yaydan çıkmıştı. 

İngiltere Brexit’le Avrupa Birliği’nden çıktı. Artık Avrupa İngilteresiz ve yalnız idi.

Baronlar yaklaşan ABD seçimlerinde Hillary Clinton kazanacak hesaplarıyla bu ülkeye yerleşmeye ve buradan dünyaya yönelik kanlı hakimiyet sürecine devam etmek istiyorlardı.

Çünkü artık “Üst Akıl” olmadan da hareket edeceklerine inanır olmuşlardı.

Fakat “kazın ayağı” öyle değildi. Üst Akıl İngiltere’den sonra ABD başkanlık seçimleri için de hesaplarını yapmış, seçimlere kısa bir süre kala FBI’ı devreye sokmuştu. Son onbeş güne kadar anketlerde on puan önde olan Clinton erimeye başlamış, Trump hızla arayı kapatmıştı.

Sonunda olan oldu ve Baronlarca yönetilen Obama’nın sekiz yılı sonrası yapılan seçimi, büyük bir sürpriz gibi görülen Trump kazandı. Bu seçim sonrası Trump’la birlikte “dünya hakimiyet projesi” de yeni bir boyuta girdi. Artık saflar belirlenmeye başlıyordu.

Trump’lu ABD ve Kraliçe’li İngiltere Baronlara karşı omuz omuza bir sürec başlattı.

Rusya ile asgari düzeyde bir ittifak, Türkiye ile işbirliği ve stratejik ortaklığın güven tazelenmesi bundan sonraki ilk adımdır. Bu sürecin nihai hedefi ise Çin’in görünürde yalnızlaştırılarak, aslında Baronların etkisinin bitirilmesi ve tedrici olarak tükenişidir. Baronların Çin üzerindeki ekonomik tetikçileriyle kurduğu hakimiyet ve etki “Üst Akıl”ın asla gözardı edemeyeceği bir realite ve en büyük sorundur.

Yeni sürecin kaybedeni kesinlikle AB ve Euro olacaktır. Almanya ve Fransa sönmeye mahkum bırakılacak olup, Avrupa önümüzdeki zaman diliminde çok ciddi ekonomik ve siyasi sorunlarla boğuşmak zorunda kalacaktır. Trump, Üst Akıl’ın en büyük silahı ve Baronların bitirilmesi için en önemli araç olacaktır. Kaldı ki, Trump’ın ikinci dönemde Başkan seçileceğini de düşünmüyorum. Çünkü bu başkanlık döneminde kendine biçilen rolü oynayacak, verilen görevleri ifa edecek sonra da görevi sonlandırılacaktır.

Bütün bu gelişmelerin ana nedeni ve önemi “para”dır. Önümüzdeki süreçte dolar ve sterlin yeni bir nitelik kazanacak, elinde dolar tutanlar, saklayanlar ciddi değer kayıplarına uğrayacaklardır.

Dünya ekonomik sahasında ve Baronlarca dolaşımda olan, 100 trilyon “e-dolar” için operasyonlar başlayacaktır. Kraliçe, Sterlin için yeni bir formülasyona giderek Baronları boşa çıkartacak olup, Trump da dolara yönelik yapacağı yeni adımlarla Baronların kullanımında olan soyut, sanal veya gerçek dolarları değersizleştirerek paranın kontrolünü yeniden “Üst Akıl”ın inisiyatifine verecektir.

Yeni dönemde Baronların stratejileri tersine dönecek; Trump şirketlerle devletleri vurmaktan ziyade, devletlerle muhatap olarak, devletlerin Şirket’leşmesine meydan vermeyecektir.

Tüm bu hamlelerin ABD içinde de ciddi etkileri olacak; CIA’da ve dolayısıyla Neo-Con’larda önemli tasfiyeler görülecektir. Trump’ın geçen gün “eski hükümet yetkilisi bürokratların lobi faaliyetlerine beş yıllık yasaklama” getiren bir karara imza atması bunun en temel göstergesidir. ABD siyaset geleneğinin aksine, kampanya döneminde söylediği söz ve iddiaları, Başkan olduktan sonra da sürdürmesi ve eyleme dönüştürmesi geleceğe dair en ciddi sinyallerdir.

Dışardaki etkisine gelince; Ortadoğu’daki karışıklık düzelme yoluna girecek, Suriye ve Irak, kısmen de olsa, istikrara dönük yönelimleri yaşayacaktır.

ABD düşürülen uçak krizi sonrası bozulan ilişkinin düzelmesiyle birlikte son bir yıldır Rusya ile iyi ilişkileri olan Türkiye’yi yeniden yanına çekmek isteyecektir. Kendisiyle istişare eden stratejik ortak bir Türkiye’nin Rusya ile iyi ilişkiler sürdürmesini isteyecektir.

Sonraki adım Rusya-Putin ile Obama’yla bozulan ilişkileri de düzeltip en büyük hedef olan Çin’e yönelmektir.

Baronların Çin üzerindeki etkisini de minimize ederek bu ülkenin ekonomik tasarruflarını ve dolarlarını kontrole alan Üst Akıl hedefine tamama yakın şekilde ulaşmış olacaktır. Bu son hamleyle birlikte Baronların inisiyatifindeki 100 trilyon doların 70-80 trilyonluk kısmını kontrol etmiş olacaklardır. Bu noktada “yeni dünya düzeni”, yeni konsepte göre tesis edilmiş olacaktır.

Üst Akıl’ın Trump’la başlayan beş yıllık süreçteki yeni planlarının bu şekilde olması muhtemeldir.

Olayın özeti yeni dünya planında artık, neokanlara ve baronlara yer olmadığıdır. Artık şirketler ülkeleri değil, Ülkeler şirketleri yönetecektir üstelik bunuda şirketler sahibi bir iş adamı ABD devlet başkanı Trump ile başaracaklardır. Kazanan üst akıl ve merkeziyetçilerdir ve maç bitmiştir. Önümüzdeki 4 yılı çok iyi görmek ve izlemek gerekir.

Tabi bu ABD'yi iyi tanıyan bir gazeteci olarak, benim fikirlerimdir. Trump'ın yemin töreni sırasında Wasington'da karşılaştığım bir gazeteci kardeşimizin sorusu üzerinede bu görüşlerimi daha detaylı anlattığımda bana ”yok üstad bu kadarda değil.” dedikten sonra nerede ise konuşma mednimizin tamamıı köşe yazısında kendi görüşü olarak yaza gazeteci kardeşlerimede tevsiyem, bunları yazmanızda hiç problem yok, ancak bari ABD'yi iyi tanıyan bir gazeteci ağabeyimden öğrendiklerim, dese idin.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlarım.
OGÜNhaber