Bir adam çıktı,
Hem de sıfır vicdanlı bir adam,
Ve,
Dedi ki:
“Uluslararası hukuku tanımıyorum. Hukuk benim vicdanımdır.”
Bunu diyebilen bir liderin,
Dostluğuna da, sözüne de güvenirsen yaya kalırsın.
Hele de,
Bunu diyen bir ABD Başkanı ise;
Oturup, elli kere düşünmek gerekir.
Adam istediğini yapıyor,
İstediği yeri alıyor…
İstemediği lideri, istediği gibi suçluyor ve karga-tulumba alıp hapse tıkabiliyor.
Uluslararası Hukuk eşittir Benim Vicdanım diyen bu adam,
Akıl alır gibi değil ama şimdi İran yönetimine karşı İran halkının hukukunu savunuyor.
İran’da durum ne?
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan protestolar dalga dalga yayılmaya,
Ve,
Ekonomik sıkıntı boyutunu aşıp Rejim’e karşı bir isyana dönüştü.
Soru şu:
Bu protestolarda veya İran yönetimi tabiriyle isyan ve ayaklanmada ABD ve İsrail’in/başka bir deyişle “Dış güçlerin” parmağı var mı?
Kesinlikle var…
Bu destek ve tahrik hala devam ediyor mu?
Hem de artarak…
Peki,
Ev sahibinin hiç mi suçu yok?
İkincisi;
Özellikle ekonomik sıkıntı noktasında İran Rejimi/Dini liderlik sadece İsrail ve ABD’yi eleştirmekle kalmayıp İran halkının sıkıntılarını samimi şekilde gidermeye çalışıyor mu?
Maalesef hayır…
Ne yapıyor?
“Direniş Ekonomisi” diyerek; sabır tavsiyesi ve “Ölme eşeğim ölme/Yaz gelecek, çayır çimen bol olacak” politikası sergiliyor.
Aynı zamanda başka ne oluyor?
Dini liderlik ve avaneleri İran’da Dubai gibi zengince bir hayat yaşıyor.
Başka?
Hala kendileri sütten çıkmış ak kaşık misali protestocuları asi/din ve iman düşmanı/dış güçlerin ajanı ve hatta katli vacip şeklinde tanımlamaktan geri durmuyor.
“Sıkıntıyı kendimizde aramalı dış güçlere havale etmemeliyiz” diyen Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve onun mutedil özeleştirisi, Hamaney tarafından boşa düşürülüp hiç sayılıyor.
Sen eğer,
Yapman gerekenleri yapmaz,
Yapmaman gereken her şeyi yaparsan,
Hele de,
Orta ve alt gelir grubunun boş tencere isyanını dikkate almazsan ekonomik sıkıntı referansıyla sokağa çıkanlara, yıllar içerisinde umursuzca ötelediğin tüm memnuniyetsiz kesimler dahil olur ve senin sonunu getirir.
Hatta,
Sokağa çıkanlar senin ne dediğine değil; ABD Başkanının sözlerine odaklanır ve adeta “Trump bizi ne zaman kurtaracak” diye sokaktan evine girmez, bekler!
Sonra?
Sonra Trump gelir,
Sadece seni paketlemekle kalmaz
Ve,
Ülkenin tüm kaynaklarına da çöker.
Ondan sonrası ise çağdaş ve modern kölemenlik…
Bu durumda hareketle,
Türkiye’yi yönetenlerin şapkalarını önüne koyup yine ve yeniden düşünmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.
Tehditkar ve temennisel bir benzetme içinde asla değilim.
Sadece ve sadece gördüklerini okuyan ve okuduklarından dehşete kapılan sorumlu bir vatandaş gözüyle söylüyor ve hatta yalvarıyorum.
Bakınız:
Toplumsal algı oluşturduğunuz dini/milli/bekasal argümanlar artık ahali nezdinde makes bulmuyor.
Ülkemizde “memnuniyetsiz kesimler” kahir ekseriyet haline geldi.
Venezuela/İran/Suriye gibi ülkelerde yaşanan olayların sirayet edici/bulaşıcı etkisi vardır.
Lütfen,
“…ama Türkiye’nin koşulları farklı sosyolojik refleksleri kendine hastır vb. gibi” söz ve düşüncelerle zevahiri kurtarmaya çalışmayın.
Efendiler!
200 TL’lik banknot 2009 yılında çıktı.
O zaman 200 TL ile 133 dolar alınıyordu.
Şimdi ise 4 buçuk dolar alabiliyorsun.
15 yılda yaşanan bu durum normal değil,
Bu, 28 defa devalüasyon demektir.
Öte yandan,
Milyonlarca Emekli ve Asgari Ücretli, bugün 15 yıl önceki alım gücünün çeyreğinde bile değil.
Bu ülke, 10 milyon nüfustan ibaret değil. Allah rızası için artık gerçekleri görün!
Kapı komşumuza dayanmış bir felaket var ve ateşi yüzümüzü yalıyor...
Bir an evvel,
Ne yapıp edin; ahaliye doğruları söyleyin ve şu andan itibaren doğru yapacağınıza ikna edin.
Yahu, bir Pezeşkiyan kadar da mı olamıyoruz!
Bakın:
Zaten iyice geç kalmışken, bıçağın kemiğe dayandığı şuanda yapılması gerekenleri yapmazsanız herkes/hepimiz bu felaketin altında kalacağız.
Göreceksiniz ve göreceğiz ki; yarın-birgün İran’da ortaya çıkacak yeni durumdan herkes mağdur olacak…
Sarayında oturan Ayetullah da/Dini liderlik avaneleri de, Rejim muhalifleri de ve sokağa çıkıp isyan ateşi yakanlar da…
Allah rızası için,
Ne yapıyorsanız yapın ve şu milleti biraz olsun rahatlatın.
Zenginler veya iktidar sayesinde zenginleyenlere mi yüklenirsiniz yoksa başka bir şey mi yaparsınız bilemem ama ne yapıyorsanız yapın şu milletin geçim sıkıntısına bir çare bulun ve bundan sonrası için de ikna edici adımlar atın!
Lütfen ama lütfen şu garip milleti, İran’da sokağa dökülenler gibi elin oğlundan/hukuku, vicdansız vicdanına indirgeyenden medet bekler hale getirmeyin!
Yapmayın, etmeyin; Trump’ın dostum demesine asla güvenmeyin!
Unutmayın ki;
Tarihte en büyük darbeler hep dostum denilenlerden gelmiştir.
Yahu Muhteremler!
Ne oldu size… Ölü toprağı mı serpildi üzerinize…
Muhalefete bakıyorum güya siyaset yapıyor ama oyunda oynaşta…
İktidara bakıyorum güya ülke yönetiyor ama yönettiği ülke sanki uzayda, ay’da…
Milletin Meclisine bakıyorum laf dalaşında, sidik yarışında, hamaset atışmasında…
Ben daha ne diyeyim; benden bu kadar…
Tanrı’nın ayeti var:
“Allah’ım!
İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? (Araf-155)”
Eder… Neden etmesin ki!
O, kitabında “sayettiğiniz (çalıştığınız) kadar varsınız” diye açık-net ve sarih şekilde buyuruyor…
Buna rağmen,
Sen çalışma sadece tüket,
Fiili dua mahiyetinde sebepleri yerine getirme, sadece “Allah’ım yardım et!” diye kavli dua et,
Karanlığa tedbiren bir mum alma, işi Allah’a havale et…
Sonra da kalk,
“Allah’ım zalimleri kahr-u perişan et!”
Neden etsin?
Sen hiçbir şey yapma; her şeyi Allah halletsin ve Allah sana altın tepside cennetasa bir hayat ikram etsin! Öyle mi?
Senin ne özelliğin var? Sen, Tanrı tarafından imtiyazlı mısın?
Arkadaş!
Tanrı’nın kitabında yardım koşulları belli…
Hem de,
Yoruma mahal bırakmayacak kadar sarih ve açık…
Nedir?
Çalışana veririm, çalışmayan ise başına gelecekleri hak eder!
Olay bu kadar basit…
O yüzden,
Demem o ki;
Ağustos böceği gibi yaparsan, boşuna Ebabil Kuşlarını beklemeyeceksin! Gelmez ve gelmeyecektir!