Dedim ki:
Ahbap-çavuş ilişkisi…
Derinden gelen bir inilti; acaba neyin sesi?
Ufukta gördüğün hangi yeni siyasetin nefesi?
Dedi ki:
Hocam!
Siyaset musallası; yatırılmış bir er kişi…
En sevenler en ön safta; bir erkek ve bir dişi… Ağıtlarla muştuluyor sanki bu kutsal gidişi…
Ne menem şeydir bu siyaset!
Musallada en ön safta dizilenler, en çok seviyor gözükenler; timsah gözyaşlarıyla en çok istiskal edenler…
Sakın oyun deme; oyunun içinde bir oyun vardır…
Dedim ki:
Hocam!
Yani kurt gövdenin içine girdi mukavemet güçleşti, geri dönülmez bir yola mı girildi?
Dede Korkut misali “hırsız içeride ise kapı kilit tutmaz” mı diyorsun?
Dedi ki:
Demiyorum… Olanların arkasını okuyorum.
Hocam,
Böyle zamanlar öyle anlardır ki; kim at kim it, hangi iz hangisi giz; görünmeyeni okuyan anlar sadece…
Öyle bir zaman geçer ki;
Yaz gelir, kar erir; kışın gömülen ceset failini gösterir!
Şaşar herkes; meğer ki, bıçağa siper olan el, bıçağı tutan elmiş…
Dedim ki:
Yani 25 yıl öncesi gibi…
Dedi ki:
Hocam!
Yıl-2002…
Hüsamettin Özkan… Ecevit’in oğlum dediği adam…
İstifa ettiği an; Ecevit’in DSP’si kan revan…
Baltayı gören Ecevit ne demişti o an; sapı benden/beni musallaya koyanın sapı kendi bedenimden…
Dedim ki:
Bu denli mi yani!
Dedi ki:
Hocam!
İktidar hırsı…
Demirel ne demişti: “hiçbir faninin reddedemeyeceği bir makam…”
Dedim ki:
…ama hocam…
Dedi ki:
Sus ve dinle!
İktidar öyle bir şeydir ki; ama’sı yok ama maması çok…
Hele bir de; iktidara doğmuşsan, pohpohlarla büyümüşsen sanki bir seçilmişsen; olursun keramet sahibi sen!
Ne diyordu Ramiz dayı:
“Her insanın bin bir maskesi, altında da iki yüzü vardır.
Her insan hem avcı hem kurbandır, hem masum hem canavardır. Ne zaman geçer bilinmez; birinden diğerine…
Asıl mesele, insanın ne zaman masumdan canavara geçtiği değil; ne olursa geçtiğidir…”
Biliyor musun hocam; şu anda Türkiye siyasetinde ve özellikle de saray içinde yaşananlar, tam da bunlar…
Dedim ki:
Yav hocam hele bir dur!
Halk bunun neresinde? Toplumsal rıza bilmem hangi süresiz tatilde?
Dedi ki:
Bak!
Neden anlamamakta ısrar ediyorsun!
Böyle anlarda,
Göz görmez, kulak işitmez, akıl körleşir; varsa yoksa hırs, ihtiras ve iktidar…
Kifayetsiz muhteris kendini kemankeş sanır; nihayetsiz muhterise, varis-i taht benim diye ölümcülce ok atar.
Albayrak’lı nihyetsiz muhteris caka satar, yumruk sıkar, “ne çok bildiğim var” diye tehdit pazarlaması yapar!
Böyledir bu anlar; köfteleri ikişer ikişer yiyen iki kör, “neden ikişer ikişer yiyorsun” diye bir diğerini suçlar!
Hocam!
Hep dedim sana; tarih yeniden yazılmaz; hep kendini tekrarlar!
Öldüğünü en son, ölenler anlar!
Hani nerde nihayete ermekten kaçabilen, nerede nihayetsiz bir iktidar…
Yerim dar hocam, yenim dar,
Açtırdın bayramlık ağzımı verdin dilime zülfikar!
Unutma!
Saldırı dışardan gelir, içerden yükselense isyan sesidir!
Saldırı sura çarpar ama isyan öyle mi!
Hele de sessiz ise; isyan, surda açılan gediktir!
Fakir-fukara garip-gureba tebaya bir de görev verilir; “çık surlara kapat gedikleri!”
Teba, el eder sur dışına; gelin ve aç kurtlardan kurtarın bizi!
Kapatmaz gedikleri; gelsin de kurtarsın Özgür birileri!
Karanlıkta savaşır taht varisleri, meleklerin cinsiyetini tartışır; dinin seçilmişleri, güneş müftüleri, Sultan fetvacısı din mümessilleri…
Bilmezler ki;
Ahalinin derdi ne cennettir ne de afet-i devran huri!
Adalet ve ekmektir derd-i ahali!
Gitmez hocam, gidemez; bu garabet treni, bu ahbap-çavuş ilişkisi, bu kervan-ı harami!
Gelip de gitmemek olur mu hocam!
Devr-i Emevi bile an gelip bitmedi mi? Saltanat-ı Abdülhamit inkiraza ermedi mi?
Biter biter; insicam bozulur, insaf yoksunu mizansız nizam elbette son bulur, mutlaka sonlanır her siyasi serencam!
Bilir misin koskoca bir ağaç nasıl yıkılır?
Önce, kendi bedeninden üreyen kurtlar içten içe kemirir bedenini… Ama ihtişamlı görünür hala; kemirgenler içerdedir çünkü…
Sonra, sapı kendinden olan balta; dalını-budağını baltalar en acımasızca…
Sonra ise,
Öyle bir şimşek çakar ki; o koca ağaç önce sallanır, sonra haşşş diye boylu boyunca serilir yere…
Siyasi mezarlıkta; kazılmıştır mezar bile… Hem de en sevenler eliyle… Aynı bedenden türeyenlerce…
Yeter söyletme beni!