Murat Demir…
Ogün Haber köşe yazarı…
Özellikle,
Ankara’da yaşanan su sıkıntısını ele almış
Ve,
Belediyenin “kusursuz sorumluluğuna” parmak basmış.
Düşünce ve yaklaşımını
Tane tane, güzel güzel ve hap gibi şöyle anlatmış:
“…………………….
Kış Ortasında Susuzluk = Ağır İdari Kusur,
Özellikle altını çizelim:
Kış aylarında yaşanan su kesintisi, ağır bir idari kusurdur.
Bu durum:
-Plansızlığın,
-Öngörüsüzlüğün,
-İş bilmezliğin açık belgesidir.
………………………
Vatandaş Siyaset Değil, Su İstiyor
Bu halk:
-Polemik istemiyor,
-Suçlama dinlemek istemiyor,
-Bahane kabul etmiyor.
Vatandaş şunu soruyor:
“Yetki sizdeyse, su neden yok?”
Bu sorunun cevabı verilemiyorsa,
o makamda oturmanın da bir anlamı yoktur.
Son ve En Net Cümle
Bugün bu şehirlerde yaşanan susuzluk:
-Kader değil,
-Doğa olayı değil,
-Merkezi idarenin meselesi hiç değil,
doğrudan belediye başkanlarının eseridir.
Ve artık herkes şunu bilmeli:
Su yönetemeyen, şehir de yönetemez.
Bu kadar basit, bu kadar acı.”
Beledî yönetim
Ve,
Su sıkıntısı konusunda aynı fikirdeyim.
Bence de,
Bir belediye “ama/fakat/lakin” demeden,
Ne yapıp etmeli,
Ve,
“Su, Çöp, Yol” konusunda asla ve asla sıkıntı yaşatmamalıdır.
Gelin,
Sayın Demir’in bu güzel anlatımından hareketle,
Kolaya kaçıp,
Biz de,
Bir uyarlama yapalım:
“…………………..
Dört mevsim ve kronik hale gelmiş pahalılık = Ağır İdari Kusur…
Özellikle altını çizelim:
Yapışkan hale gelmiş bir enflasyon ve pahalılık, ağır bir idari kusurdur.
Bu durum:
-Plansızlığın,
-Öngörüsüzlüğün,
-İş bilmezliğin açık belgesidir.
………………………
Vatandaş siyaset değil, hayat pahalılığı düşsün İstiyor.
Bu halk:
-Polemik istemiyor,
-Suçlama dinlemek istemiyor,
-Bahane kabul etmiyor.
Vatandaş şunu soruyor:
“Yetki sizdeyse, ekonomi neden kötü?”
“Verin yetkiyi görün etkiyi” demiştiniz; verdik yetkiyi ama etkiniz neden derin sefaleti getirdi?”
Bu sorunun cevabı verilemiyorsa,
O makamda oturmanın da bir anlamı yoktur.
Son ve En Net Cümle
Bugün bu ülkede yaşanan kötü ekonomi:
-Kader değil,
-Doğa olayı değil,
-Yerel İdarelerin meselesi hiç değil;
Doğrudan iktidarın eseridir…
Ve artık herkes şunu bilmeli:
Ekonomiyi yönetemeyen, ülkeyi de yönetemez.
Bu kadar basit, bu kadar acı.”
Acaba diyorum
Tedayi-i efkâr babında,
Sayın Demir’in aklına böyle bir kıyas veya kıyas yapılabilirlik de gelmiş olabilir mi ki?
Veya,
“Ben size reçeteyi yazayım,
Siz artık neye ve nereye uyarlarsanız uyarlayın” mı demek istemiştir ki?
Yahut da,
“Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya” darb-ı meseline atıf yapmış olabilir mi ki?
*****************
Ak Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş…
Demiş ki:
“Emeklilerin ömrü bizim iktidarımız döneminde arttı…
İnsanlar daha iyi beslendi; (ortalama ömür) 62 yaştan 78.5’a çıktı.”
Yahu!
Hani, siz “ecel birdir tegayyür etmez” derdiniz…
“Kimin ne zaman öleceğini ancak Rabbimiz bilir” derdiniz…
“Ecel Gelince Ne Bir Saat Geri Kalabilirler, Ne Bir Saat İleri Gidebilir” ayetini söyler dururdunuz…
Ne oldu, ne değişti de “ortalama ömür arttı” diyebiliyorsun.
Hayırdır Muhterem!
Vahiy mi geldi,
Yoksa,
Azrail’e sordun da; “ahaliyi iyi beslediğiniz için ortalama ömür uzatıldı” cevabını mı aldın?
62 yaşından ölenler iyi beslenmediği için mi öldüler?
Allah Peygamberi iyi beslenseydi 78 buçuk yaşında mı ölürdü?
Fatih Sultan Mehmet 49 yaşında öldü. İyi beslense ölmez miydi?
Apple’ın sahibi ve milyarder Steve Jobs, Türkiye’deki emekliler kadar iyi beslenemediği için mi 56 yaşında öldü?
Kartalkaya’da otelde yanarak öldürülenler iyi beslenseler ölmeyecekler mi idi?
Be Vicdansız!
Senin, “iyi beslenmekten” anladığın ne?
Sen,
Sömürüp, iyi beslenip, semirince herkesin sömürgen olduğunu ve iyi beslenip semirgenleştiğini mi sanıyorsun?
Utanmıyorsun,
Bari hiç olmazsa sus!
Hey Allah’ım!
Yarattın bari sahip çık…
Ya da,
Hiç olmazsa,
Ağız organını neden verdiğini hatırlat!