Boynuz kulağı geçer derler ama ne hikmetse bir türlü kabullenemezler

Yıl-2002…
Vatandaşın elbisesi eskimiş; eski terzi ise yenisini dikemez hale gelmişti.
Yeni bir terzi çıktı; AKP adında bir terzihane açtı,
Ve,
Hazır giyim olmaz deyip, vatandaşın vücut ölçülerine-rengine-zevkine göre yeni bir elbise dikti.
Yani olan neydi?
Eskinin boşalttığı yeri, yeni biri yeni bir şeyle doldurdu.

Yıl-2026…
Vatandaşın hem elbisesi eskimiş hem de vücut ölçüleri değişmiş.
Şiddetle, yeni bir elbiseye ihtiyacı var ama mevcut terzi yeniyi dikemediği gibi; ne elbisenin eskidiğine inanıyor, ne de başkasının dikmesine müsaade ediyor.
Buna rağmen,
CHP terzihanesinin yeni terzisi, elindeki elbisenin üstündeki elbiseden daha iyi olduğuna vatandaşı ikna etti ve giydirdi.
Fakat,
“2002’den önce elbisen bile yoktu; benim sayemde elbiseye kavuştun” nakaratının mucidi AKP terzisi buna şiddetle sinirlendi ve yeni terziyi CHP’den kovdurup eski terziyi getirdi.

Şu anda,
Kovulan yeni terzi, ya yeniden CHP terzihanesine dönecek; ya da yeni bir terzihane açacak…

Aslına bakarsanız,
Kovulan terzinin tek yaptığı şey; iki sene önce sunduğu elbiseyi giyen vatandaşları kovulduğuna,
Ve,
Yeni terzihane açıp, vatandaşın yeni vücut ölçülerine-rengine-tarzına-zevkine göre yeni elbise dikeceğine ikna etmek…
Doğru bir strateji mi?
Bence doğru…

Aslında,
An itibariyle vatandaş ikna vaziyette…
Hatta,
Yeni ve özel terzi yeni terzihane açarsa, daha güzel ve özel elbise dikeceğine ikna durumda…
Hatta ve hata,
Stilistler ve moda eleştirmenleri bile, yeni ve özel terzinin yeni terzihanesinin, tahmin edilen ve hesaplanandan daha fazla müdavim toplayabileceğine eminler…
Çünkü,
İki sene önce CHP terzihanesinin kıt imkanları, kıskanç kalfaları ve sabotajcı ustaları yüzünden dikilen ve giydirilen elbise; aşikardır ki zaten biraz bol-biraz dar gelmiş…
O yüzden,
Yapılacak olan tek şey şu:
Yeni bir terzihane açmak ve vatandaşın işine-dişine-aşına-ekmeğine uygun yeni bir elbise dikmek…

Yani olan ve olması gereken ne?
AKP’nin boşalttığı, CHP’nin tam dolduramadığı veya eksik doldurduğu siyasal boşluğu yeni ve özel birinin yepyeni bir siyasalite ile doldurması…

Bu yeni terzinin yeni bir terzihane açması zor ve riskli mi?
Kesinlikle evet…
Üstelik,
Vatandaşa yeni elbise dikmeyen/dikemeyen ve dikecek olana da her türlü imkanlarla diklenen/dikme diyen eski ve eskiyen terzinin bu denli yüksek dozlu bir husumeti ve sabotaj planı varsa; yeni terzinin işi hem zor, hem çok riskli, hem de oldukça tehlikeli!
Ama,
Ne başka bir çaresi; ne de gecikmek gibi bir lüksü var!

Çünkü,
Tabiatın boşluk kaldırmadığı gibi siyaset de boşluk kaldırmaz ve zamanlama hemen her şeydir.
Demem o ki;
Bu yeni terzi,
Ya yeni bir terzihane açıp vatandaşa yeni bir elbise sunacak; ya da gerontokratik terzilerin geriatrik makaslarının gazabına teslim olup kırpıntı kumaş olacak!
Ya herro ya merro!

Şamil Tayyar…
AKP eski milletvekili…
Diyor ki:
Berat Albayrak Baş danışman hatta En Baş Danışman olmalı…
Neden?
Cumhurbaşkanının yükünü hafifletmek için…
O halde şunu sormak hakkımız;
Cumhurbaşkanının yükü mü arttı yoksa gücü mü azaldı?
Yükü artı mı?
Bence artmadı… Hala sadece Cumhurbaşkanı…
O halde demek ki gücü azaldı…
Ben demiyorum; Cumhurbaşkanı’nın oğul ve damadını namzet yapanlar diyor bunu…
Tayyar-ı Şamil’in diğer bir cümlesi:
“AKP’den bir başkası da olabilir ama ben baktım ve olabilecek başka birini göremedim…
Berat Albayrak’ın AKP’ye değil; AKP’nin Albayrak’a ihtiyacı var…”
“Diğer AKP’liler buna ne der ki
” diye sormamız gerekmez mi?
Gerekmez…
Çünkü kimse bir şey demez, diyemez!

Mücahit Birinci…
AKP eski MKYK üyesi…
Tayyar’ı duyar da kendi duyurusunu duyurmadan durur mu:
“Cumhurbaşkanımızın yükünü hafiifletecek isim Bilal Erdoğan’dır…”

Tayyar Albayrak’ı uçurur; Mücahit, Bilal Erdoğan’ı birincileştirir de; mevcut EnBaşDanışman Mehmet Uçum uçmadan durur mu….

Adeta,
“Burdayım ulan! Bur-da-yım…” dercesine;
Önce, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmaya ihtiyacı yoktur ama Türkiye’nin bir kez daha Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ihtiyacı vardır.” diyerek ayarı çeker…
Sonra ise,
Hem Tayyar’a uçamazsın hem Birinci’ye müstakbel birinciyi belirleyemezsin hem de oğul ve damada “gazlamaya gelmeyin” içerikli derin mesajı, en açık şekilde ilan eder!

Tabi,
“En son Devlet baba konuşur” hükm-ü mutlak muvacehesince Bahçeli noktayı koyar:
“En Baş Danışman Uçum; kim tutar seni koçum…
Seçim zamanında yapılacaktır…
Cumhurbaşkanımız görevdedir ve biz de arkasındayız…”

Yani ne demiş oldu?
Ben diyeceğimi dedim; başka şey diyenlere artık dut yemek düşer dedi…

Şimdi asıl konuya gelelim:
Bu dört kişinin dört farklı açıklamasından çıkan ortak nokta nedir?
Yukarıda dile getirdiğim tespitin daha net ve ağır bir dille tespit ve teyidi…
Yani?
Yani AKP’nin boşalttığı, CHP’nin de tam ve tekmilen dolduramadığı siyasal boşluğun Tayyar-Birinci-Uçum ve Bahçeli tarafından ikrar ve itirafı…

OGÜNhaber