Bu ülke ne hırsızlar gördü..

Topkapı’nın tulumba takımında gösterdiği başarıları, deli yüreği ve gözü karalığıyla çevresinde sivrilmeye başlar.
Kısa sürede namı bütün İstanbul’a yayılır.
İstanbul’un ünlü kabadayıları kendine bağlılıklarını bildirir..

Çünkü;
Şeytana külahını ters giydirecek kadar zeki,
Tazı gibi koşan,
Silâh atmada, bıçak sallamada rakibi bulunmayan,
Ve son derece gaddar biridir, Topkapılı Cambaz Mehmet.

İstanbul'da binlerce silahlı adama sahip olmuştur.
Pek  ve çok yaman bir hırsızlık örgütünün başıdır artık; Cambaz Mehmet.
Lakin ülke işgal edilince; birer it, kopuk, hırsız ve haraççı olan bu adamlar, vatan için ölmeye and içmiş birer kelle koltukta savaşçı olmuşlardır.

Topkapılı Cambaz Mehmet önce kurulan MM Grubunun (Milli Müdafa) başına geçer.

İngiliz Gizli Servisi'nin en tehlikeli ajanı Papaz Fru'nun güvenini sağlayarak İngiliz Muhipler Cemiyeti teşkilâtının içine sızar ve çok yararlı istihbarat bilgilerini elde ederek Ankara'ya ulaştırır.

Anadolu’ya silah kaçırmak içinTünel kazarak Maçka Kışlasına girerek cephaneliği boşaltır ve küçük deniz araçlarıyla önce Karamürsel’e oradan da İç Anadolu’ya gönderir.

Ağır silahları ise İtalyan tüccarlara taşıtır.
İngiliz askerlerinin çok iyi koruduğu cephanelikte boşaltılan sandıkların içine ise toprak yerleştirilir.

Bütün depolar bir şekilde ele geçirilir.
Mesela; Rami Kışlası Cambaz Mehmet’in kıvrak zekasıyla bir gece Fransızlar’ın gözü önünde Fransız askeri üniforması giymiş Türkler tarafından boşaltılır.

Topkapılı Mehmet, İstanbul'u işgal etmiş olan İngiliz Kuvvetlerinin Komutanı General Harrington'un makam otomobilini de çalar.

Akşehir'e kadar sürer ve orada Mareşal Fevzi Çakmak'a teslim eder.
Bu otomobil, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa'ya verilir.

İngiliz istihbaratının başında bulunan Bennet İngiliz hükümeti adına önemli işler yapmaktadır.
Bunun üzerine Cambaz ve adamları Yüzbaşı Bennet’e bir suikast düzenler.
Bacağından yaralanan Bennet İngiltere’ye gitmek durumunda kalır  ve etkisizleştirilir.

Bu olay üzerine suikastte görev alan Topkapılı ve arkadaşları idama mahkum edilir.
Fakat Topkapılı’nın üye olduğu ve kendilerinden olduğuna çok güzel ikna ettiği İngiliz Muhipleri Cemiyeti başkanı Papaz Fru bunun uygulanmasını engeller.

Daha sonra Mustafa Kemal Paşa Topkapılı Cambaz Mehmet’e  İstanbul mebusluğu teklif eder.
Topkapılı bu teklifi reddeder.

Ama yine de TBMM aşağıdaki kararı oy birliği ile alır:

"TBMM Başkanlığından; İstanbul'un düşman altında bulunduğu sırada, Osmanlı ordusunun depolanan silâh ve teçhizatını her an ölümle karşı karşıya kalarak Anadolu'ya kaçıran, düşmanın gizli istihbarat teşkilâtının içinde yuvalanarak, Millî Kuvvetlere çok yararlı bilgiler sağlayan MM.Grubu Başkanı Topkapılı Mehmet Bey'e, Vatana Üstün Hizmet faslından ayda 1.500 lira maaş bağlanması Büyük Meclis'in 24 Haziran 1923 tarihli toplantısında oy birliği ile kararlaştırıldı."

Bir tavuğun 12.5 kuruş olduğu bir dönemde, kendisine bağlanan 1500 liralık maaşı getiren Nurettin Bey’e hayret dolu gözlerle bakarak şöyle der:

"Ben bir şey yapmadım. Vatanım için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştirenler arkadaşlarımdır. Ben buna layık değilim!..." der.

Ve: "Hemen gidin bu aylık iradı [maaşı] Hilal-i Ahmer’e [Kızılay] devir muamelesini yapın!.."
Tek kuruşunu bile almaz.

Bunu yapan Topkapılı Cambaz Mehmet kim…?

Güya bir hırsız,
Güya haraççı,
Gaddar ve acımasız,
Haylaz, ele avuca sığmaz,
Silahlı adamları olan eşkıya,
Ve kabadayı…
Ama ne yapıyor, bu hırsızlarbaşı ve namı diğer Cambaz..?
"Ben o maaşı almam, alamam; ben vatanım için sadece görevimi yaptım" diyor.
Bir de bugüne bakın.
Verilen görevleri yük gibi gören,
Verilen maaşla yetinmeyip; farklı alengirlerle ilave maaşlar alan,
İşe gitmeden aylık alan,
Kendisi yetmedi; eşini, kızını, yedi sülalesini maaşa bağlayan,
Daha da olmadı, oturduğu koltuk ve makamı babasından miras sanıp rüşvet almayı bile tolere eden,
Sıra elini taşın altına sokmaya gelince;
Tırnağını bile sürmeyen,
Cepheden uzaklara kaçan,
Vatan toprağına villasının bahçesi, çocuğunun okul çantası kadar önem vermeyen,
"Bal tutup parmağımı yalıyorum, kime ne bu benim hakkım" diyen,
Lutfedilen makamlarda, lütfen görev yapan,
Utanmayı unutmuş, gözleri körleşmiş, hep bana hep bana diyen haysiyetsiz haysiyetlileri görünce;
"Allah herkese, her ülkeye, her devlete Cambaz Mehmet gibi hırsızlar nasip etsin" demekten kendini alamıyor, insan.
OGÜNhaber