Dedim ki:
Bahçeli’yi okudun mu?
Adaletten dem vurmuş; lafını ortaya koymuş
Hem de,
Kitabın ortasından konuşmuş…
Adeta,
“Adalet sana küsmüş, haberin olsun,
Vatandaş dara düşmüş, muradın olsun…
Yeter artık yeter, bu gidiş bir son bulsun,
Çöz artık adaleti, devlet kurtulsun…” diye söylemiş…
Dedi ki:
Okudum hocam; ben de okudum…
Tam bir manifesto,
Hatta,
Ültimatom bence…
Demek ki,
Sabrıyla taş çatlatan Bahçeli’nin, sabır taşı çatlıyor,
Çatlayan taşlarla, yarınlara taş döşüyor…
Dedim ki:
Ne kastettin anlamadım ki…
Hayırdır; emekli olunca taş ocağı mı işleteceksin yoksa?
Dedi ki:
Gargara yapma!
Anladın sen ne söylediğimi, neyi söylemediğimi!
Adam,
Açık açık, “yapılanlar hukuksuzdur, adil değildir ve itibar suikastıdır; bu adaletsiz pratiklerle sadece vatandaşı incitmiyor, devleti de dejenere ediyorsunuz” demiş!
Dedim ki:
Yani hocam… Yani yani?
Dedi ki:
Kör müsün! Görmüyor musun!
Adam,
İktidarın, resmen bir “Yönetsel Körlük”le malul olduğunu dile getirmiş!
Hani,
Sen, Kurban’da kesilmemek için kaçan ama kesilmekten kurtulamayan danadan hareketle iktidarın “Deli Dana Sendromu”na yakalandığını söylemiştin ya; Bahçeli’nin işaret ettiği “İktidar körlüğü/Yönetsel Körlük” daha beter bir durum hocam!..
Dedim ki:
Peki hocam; bir iktidar nasıl kör olur?
Veya,
Sağırlaşınca mı kör olur yoksa körleşince mi sağırlaşır?
Son tahlilde ise,
İktidar içi körler ve sağırlar; birbirini mi ağırlar?
Dedi ki:
Hocam bak!
Halkla gelen bir iktidarın, halkı görmezden gelmeye başlaması miyopi bir körleşmedir.
Ve,
Yakını da görememesi (presbiyopi) artık an meselesidir…
Bu iktidar,
2023 sonrası, özellikle yaşlanmanın da etkisiyle miyopi ve presbiyopi’nin birlikte görüldüğü şiddetli bir “Siyasi Astigmatizma” cenderesine düşmüştür.
Neden?
Çünkü,
Artık en yakınındakileri bile birbirine karıştırıyor, biri iki görüyor, kuklaları gerçek sanıyor, doğruyla yanlışı karıştırıyor ve adeta tutanın elinde kalıp; kendini sadece halktan değil siyasetten de, devletten de ve hatta ortaklarından bile tecrit ediyor!
Örnek mi istiyorsun;
Adaletsiz pratiklerle muhalefete vururken aslında vatandaşa vurduğunun ve aslında kendi kendini bitirdiğinin farkında bile olmaması…
Tıpkı,
Raylar bitmesine rağmen treni sallayınca, ahalinin trenin gittiğini sanacağını sanması gibi…
Tıpkı,
Siyasi bir çoklu organ yetmezliğiyle malulken sıfır kilometre genç bir siyaset gibi davranmaya kalkması gibi…
Ve en önemlisi;
Yaptığı hukuksuz-adaletsiz-haksız pratiklerin aksü’l amel yapmasına rağmen dozunu artırarak vurmaya devam etmesi gibi!
İşte bu refleksin siyasi karşılığı tam manasıyla “Yönetsel Körlük/Siyasal Astigmatizma”dır!
Bahçeli’nin yaptığı ise,
“Hatanız bini aştı ve adalet bendini yıpratmaya başladı. Eğer durmaz ve böyle devam ederseniz; size ben bile kurtaramam.
Hatta,
Kurtarmak şöyle dursun; millet ve devletin sizden kurtulması için elimden geleni ardıma koymam!” demekten başka bir şey değildir!
Dedim ki:
Şimdi anladım… Dediklerinizi kafama kazıdım…
Dedi ki:
İster kafana kazı, ister kafanı kazıt!
Hep dedim;
Tarih yeniden yazılmaz; tarih kendini tekrarlar!
Siyasi tarih kabristanı kendini vazgeçilmez sanan siyasiler ve siyasetlerle doludur hocam!
O yüzden,
Asıl mesele, siyasete nasıl başladığın değil nasıl bitirdiğindir kendini ve siyasetini…
Siyasetçi hem avcıdır hem av… Hem müşfiktir hem gaddar…
Asıl mesele müşfikten gaddara, adaletten adaletsiz bir iktidara ne zaman geçtiğin değil; ne olursa dönüştüğündür!
Eğer,
Bir iktidar, halkın destek ve rızasını kaybettiğinde adalet duygusunu dağa kaldırıp, adalet kurumunun bazı kişi ve organlarını emrine musahhar muti bir raiyyete dönüştürüyor ise; artık o avcı siyasetçi bir ava, o iktidar ise sonu yaklaşmış bir gaddara dönüşmüş demektir!
Dedim ki:
Ziya Paşa’nın bir beyiti var:
Onlar Ki Verir Lâf İle Dünyaya Nizâmât,
Bin Türlü Teseyyüp (pislik) Bulunur Hânelerinde…
Dedi ki:
Ziya Paşa’nın başka iki beyiti daha var:
“Her şahs-ı harîmi (dokunulmaz şahsı) Hakk’a mahrem mi sanırsın?
Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?
Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın,
Ey gonca! Sen bu cemiyyeti her-dem mi sanırsın?”
Tam kapatacakken aklıma geldi ve dedim ki:
Yahu hocam!
Nereden nereye geldik değil mi…
Adalet aşkıyla adını Adalet koy; sonra da, adaletin bu mu senin dedirtecek eylemleri irtikap et…
Dedi ki:
Hocam…
Demokrasi aşkıyla adını Demokrat koyup 1950’de iktidar olanların; 1957-60 arası Milli Şeflik dönemini mumla aratacak anti-demokratik eylemlerine bak…
O dönemde de yaşanan neydi?
Çok tekrar ettim ama “et tekrarü fil ahsen, velev kane yüz seksen” sırrınca söylemek zorundayım ki; “Yönetsel Körlük/İktidar Körlüğü”nden başka bir şey değildi!
Hocam!
70 yıl önce Demokrat Partili üyelerden oluşan Tahkikat Komisyonuna “mahkeme ve hakim-savcı” yetkisi verildi.
Bugün,
Bazı mahkeme ve birkaç hakim-savcıya adeta Tahkikat Komisyonu’ndan da öte yetkisel sınırsızlık verildi.
Bak hocam!
Ben hayatın içindeyim ve çok şükür akıl körü ve sağır da değilim!
Hakim-Savcı camiasının 25’de 24’ünün yargının başına gelen bu musibetten rahatsız ve mutazarrır olduğuna da eminim!
Bu nokta çok önemli ve iyi dinle:
Şimdi,
Bir savcı çıksa ve gerçekten hukuk namına ve kanuni sınırlar çerçevesinde muhalif bir belediyeye yolsuzluk opeerasyonu yapsa bunun adil olduğuna kim inanır veya ahalinin yüzde kaçı inanır?
Ahalinin yüzde 30-40 civarı inanıyorum der ama aslında onların pek çoğu bile içten içe inanmıyorum demek ister!
Acaba neden?
Çünkü,
İktidar gerçekliği yitirmiş, halk içinse artık gerçeğin bir önemi kalmamamıştır!
*****************
EnPikNot
Düne kadar,
İktidar medyası “yeni parti kursalar bile parayı nerden bulacaklar ki” diyordu.
Çünkü,
Onlar için siyaset demek para demektir!
Yeni Parti kuruldu…
Sadece iki günde ahali akın akın koştu,
Ve,
185 milyon lira yardımda bulundu. Daha gerisi de gerisinde…
Bugün,
İktidar medyasında,
“…bu yardımların hepsi banka yoluyla mı yoksa bir kısmı makbuz karşılığı mı yapıldı? Yardımlar ne kadar meşru!..” tartışması başladı.
Meşruti monarşi savunucusu iktidar medyasında özeleştiri sıfır…
Ama,
Yoz-eleştiri dolu dizgin…
Ne yapacaksınız muhteremler!
Hayırdır;
Yeni Parti’ye yardım yapan vatandaşları da Sakıncalı Piyade listesine mi alacaksınız?
Bugüne kadar,
Ahmâk-ül hümâkadan tahammük etmiş çok sarhoş ahmak gördüm ama bugünkiler kadar, yaptıklarıyla kendilerine yapılacaklara yol yapan ahmaklığı hiç görmedim!