Kurban Bayramı arifesi ilk kurban:
Rasim Ozan Kütahyalı…
Nam-ı diğer ROK, nam-ı bir diğer Nagehan Alçı’nın çocuklarının babası...
Tutuklandı…
İsnat edilen suçlar:
-Yasa dışı bahis
-Nitelikli dolandırıcılık
-Kara para aklama…
Ama,
Ben işin öteki kısmındayım.
Rasim ile lokma yiyip-içenlerin,
İktidar savunusu ve saldırısı görevinde ROK’la beraber müdavimleşen,
Ve hatta,
Ailelerinden çok birbirlerini gören programdaş kadroların bir anda Rasim Ozan’ın günah galerisini saymaya başlamaları daha çok ilgimi çekti.
Bu durum,
Bana, bizim o iktidarcı ahlakçıların pek sevdiği Victor Hugo’yu değil; onlara inat, toplumsal cerahati bir cerrah gibi deşen “yerli-milli” edebiyatçımız Kemal Tahir’i ve onun “Kurt Kanunu” eserini hatırlattı:
“…Kurtlar sürüyle gezer ama aralarında dostluk yoktur.
Kurtlukta düşeni yemek kanundur.
Biz düşüyoruz... Ve bizi yiyecekler.
Çünkü kanun budur."
Evet,
Böyledir bu işler; adamın itibarın dişler…
Bu durumun bende oluşturduğu diğer noktalar ise;
Pek çok soru işaretleri…
Mesela:
-Yakın geçmişte,
Habertürk ve sahiplerine yapılan operasyonla ROK’a yapılan arasında hedefsel benzerlik nedir? Suret-i haktan görünen bu operasyonun taht kavgalarıyla ilişkisi nedir?
-Milyarlık operasyon deniyor ama Rasim Ozan’a hesabı sorulan para 50 milyon liracık. Acaba neden?
-Bu soruşturma sürecinde bahse konu milyarlar el mi değiştirecek veya yeni sahipleri kim olacak?
-Başta Ahmet Hakan ve Cem Küçük olmak üzere malum yazarlara “düşene bir tekme de siz vurun” mu dendi; dendiyse bu emri kim verdi?
-Acaba,
Arka tarafta derinden derine dolap çevrilirken; vitrinde, kendi eliyle kendisini nefret objesi haline getiren bu kullanışlı figüre operasyon çekerek, “Biz kamuoyunun sesine kulak veriyoruz,” babında sahte bir arınma algısı mı yaratılacak?
Ne olursa olsun,
İster yüzde 99 hesaplaşma operasyonu, isterse de binde bir ihtimal samimi bir temizlik niyeti olsun;
Aslında olan şudur:
Siyaset hayatında bir an vardır ve o an mukadderdir ki;
Ya Kabil, Habil’i öldürür; ya da iktidar, gayrimeşrulardan başlamak üzere kendi çocuklarını yer…
*****************
Çin’de Pastırma Var Mı Ki Acep?
“…yarından itibaren işi-gücü, okulu bırakıp annenize babanıza söyleyin ya da söylemeyin; Çin'e gidin.
Çin teknolojide çok ilerledi.
Orada 3-5 sene kalın.”
Bu vizyoner sözler aşağıdakilerden kime aittir?
a) Çin’in Türkiye fahri konsolosuna,
b) Çin’in Türkiye Ticaret Ataşesine,
c) Işık Çin’den gelir diyen Büyük Doğucu’ya,
d) İçmeye ayran bulamayan gençlere “tayyare ile ilim biçmeye gidin” diyen kemer mağduru, Erciyes sucukçusu, pastırma lezzetdarı Hulusi Akar’a
************
Allah Rızası İçin Bi’ Susturun
Şubat 2026…
Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16…
Geldik Mayıs’a…
Merkez Bankası tahmin yükseltti: Enflasyon tahmini yüzde 24…
Yanılsama payı; yüzde 50!
Maazallah!
Yılın geri kalanında iki defa daha -bırakın bu yanılsama oranını- yarısı kadar bile yanılsasa;
Eyvahlar olsun, ne ocaklar batacak!
Merkez Bankası’nın bu fahiş yanılsaması bir ilk mi?
Keşke…
Son dört yılda,
Hem de her yıl dört kez, aynı tahminsel yanılsama fahişilitesini yaşattı…
O yüzden,
Biri çıksın ve şu Merkez Bankası Başkanı’nı artık bi’ sustursun!
Okumuş, Amerika görmüş, kibar ve “baby face” çocuk…
Ama,
Galiba “Bizim algısal kredimiz bitti ancak senin hala ikna edici bir imajın var” deyip gazlayarak;
Dört ayda bir, ona kendisinin de inanmadığı tahminleri söyletiyorlar.
Halbuki,
Hiç konuşmasa; aslında hem kendisi hem de Merkez Bankası daha saygın kalacaktır!
Emin olun,
Ahali devamlı yanıltıldığı için değil; Merkez Bankası gibi bir kurumun, bu kadar çok yanıldığına ve yıpratıldığına yanıyor…
****************
AKP’den Bakanlara “Omerta” Talimatı
Ak Parti, Meclis Grup toplantılarında artık bakanların basına konuşmamasını talimatlandırmış...
Bu “Sus” emrini duyunca aklıma ilk gelenler:
- “Bunlar düşünü söyleyeyim derken koynaşını söylüyorlar…”
O yüzden “naş naş/bi’ susun la’ gardaş” acziyeti…
-“Reis iyi ama etrafı kötü” şeklinde oluşturulan illüzyonist galat-ı meşhur ve şehir efsanesine yeniden sarılış…
-“İyice saçtılar, bari sıvamasınlar” tedbiri…
-“Ulan! Kimleri bakan yapmışız be… Ağızlarını açınca muhalefeti mi yoksa bizi mi gömüyorlar belli değil!” endişesi…