Durmayı bilmek ve hayatı zorlamamak..

Bazen durmayı bilmek gerek,
Durduramıyorsan zamanı…
Zorlamamak hayatı,
Tahammül mülkünü yıkmamak gerek…
Durup dinlenmek, nefes almak,
Dinlemek ve düşünmek gerek…

Yoksa yorulur insan,
Sorulmaya başlar; sorulmayan…
Vurulmaya başlar; hassas noktan.
Hayatla ve zamanla yarışamazsın, ey insan…
Sen; arada düşünmek için arkana yaslan…
Dur ve düşün,

Çok zordur durabilmek; bilirim…
Ama sürekli koştun,
Unuttun, unutmaman gerekenleri; kendini bile…
Ne uğruna; kazanmak, galip gelmek ve hükmetmek…
Ama hayat yorar, yıpratır,
Hırsın sonunda hüsran vardır…
Bilmez ve görmezsen bu gerçeği,
Kanırtırsın sabrı,
Çatlatırsın sabrın taşını,
Ciğerin parçalanır,
Yüreğin parelenir,
Öyle bir noktaya gelirsin ki;
Muhasebeye başlarsın; nefsinle, hırsınla, benliğinle..
Ama, sakın geç kalmış olmayasın…
Keşke'lere sarılmayasın,
Belki'lerden medet ummayasın…

Başlarsın hayıflanmaya;
Filanca zaman bunu yapmalıydım,
Falanca olaydan anlamalıydım,
Feşmekanca kişiyi dinlemeliydim…

Halbuki, hayat bir han sen ise yolcu.
Unuttun mu yoksa; kimileri geldi, kimileri geçti bu handan,
Ama sen, nefes almayı bile unuttun,
Her şey senin; sen, her şey olacaksın sandın,
Olabildi mi öncekiler..; sen de olamadın, olamayacaksın…
Durup dinlenip, dinleseydin,
Güzel insanları, güzel atlara bindirmeseydin,
Kalması gerekenleri, göndermeseydin,
Gücün şehvetine kapılmasaydın,
"Kadim dost"ları küstürmeseydin,
Nefes alabilseydin, nefes…,
"Keşke ve Belki" ler, geçemezdi aklından…

Durmadın; durdurmadın kendini,
Bir yarış sandın hayatı,
Seyircilerle bile yarışa kalktın…
Herkesi rakip gördün,
Her şeyi rekabet sandın,
Cüz'i iradeyi, küllî eyledin,
Kaderi zorladın,
Fıtratı yok saydın,
"Sensin" diyenlerin lafzına kandın…
Kendine kandın, ihtiras doldun, övgüye ramdın…
Ama aldandın,
Yalana kandın,
Yandıkça yandın,
Yalakalarca gazlandın,
Hamdın, piştin ama koştukça hamladın…
Kazandığını sandın,
Ama kırıma uğradın,
Geldiğin nokta; galiba, muhasebeye geç kaldın…

Halbuki; ne güzeldi o günler….
Herkes bir "fani…" derdin,
Sen de,
Ben de,
O da…
Bunu sen de bilirdin,
Ve herkesçe dinlenirdin,
Ne de iyi ederdin…

Ama şimdi, ama şimdi…!
Güya; aklın başına geldi,
Peki gerçekten geldi mi; aklın başta değildi ki,
Hırsın aklı defetmişti,
Merhametin yitmişti,
Ruhun bile duymamıştı…
Şimdi devir değişti,
Yaşın geçti, hayat güçleşti,
Enerjin düştü, zihnin tembelleşti,
Malum son yaklaştı,
Vakit geçleşti,
Gücün şehveti korkuya dönüştü,
Öyle değil mi;  ölüm yakınlaştı,
Ama üzgünüm ki; sanırsam iş işten geçti,
O yüzden "keşke"lerin çoklaştı,
Beynin "belki"lere yoğunlaştı…

Oysa ki; durmak lazımdı, durmayı bilmek,
Durabilmek…
Zorlamamak,
Kanırtmamak hayatı…
İşte böyle ey insan,
Böyledir; aklı nisyan…
Korkuyorsun artık,
Korkmalısın da,
Nisyan isyana başladı…

Son kapı, aralandı,
Malum son, el ediyor,
"Gel gel, bana gel",
Son pişmanlık fayda etmez,
Boşuna düşünme; artık çok geç, diyor…
OGÜNhaber