Yıl-1944…
Amerika, dünyanın önde gelen 45-50 ülkesini bir kasabada topluyor ve diyor ki:
“Hitler’den kurtardım mı; kurtardım.
Savaşı bitirdim mi; bitirdim.
O halde,
Artık “ben sizin babanızım/ben ne dersem o olur.”
Bundan sonra şöyle olacak:
Benim paramın ölçü birimi altın, sizin paralarınızın ölçü birimi ise benim paramdır.
Yani,
Uluslararası Ticaret parası dolar olacak.
Siz bana “35 dolar getireceksiniz ben size 1 Ons altın vereceğim…”
İtiraz falan etmeye kalkmayın!
Ya seve seve ya da seve seve imzalayacaksınız bu anlaşmayı…”
Eli mecbur imzaladılar Bretton Woods denen “dolara teslimiyet”anlaşmasını…
İkinci dünya savaşı mağduru devletler… Almanya, Fransa, İngiltere ve diğerleri…
Köpek gibi çalıştılar ve çok hızla toparlandılar.
Öyle ki;
1970’e gelindiğinde, Amerika, “getir 35 dolar, al 1 Ons altın” sözünü yerine getiremez oldu.
Zamanın ABD Başkanı Nixon çıktı dedi ki:
“Benim param olan doların ölçütü artık altın değildir; benim itibarımdır.
O yüzden,
“Getir doları al altını” devri bitmiştir.”
Dünya şokta… Nixon şokuda…
Kasım-1971…
Yer Roma ve G10 Zirvesi…
Avrupalı ekonomi bakanları feryat ediyor:
“Bu kuralı koyan sizdiniz; nasıl cayarsınız!
Bu uygulama bizim ekonomilerimizi perişan edecek…”
ABD’nin Hazine Bakanı Connally tarihin en küstah cevabını vermekten imtina etmiyor:
“Dolar bizim paramız ama sizin sorununuz!/The dollar is our currency, but it's your problem!”
Şimdi,
Tarihsel örnekten güncel Türkiye gerçeğine gelirsek:
Bu iktidar,
“Enflasyon düşecek yoksulluk bitecek” diyerek iktidara gelmedi mi; geldi…
Bu minvalde hareket etti mi; etti…
Hatta,
2012’de “Paranın itibarı, milletin itibarıdır." dedi mi; dedi.
Ama,
Ne olduysa, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişten sonraki üç yıl içinde oldu.
İktidar enflasyon canavarıyla baş edemeyeceğini anladı
Ve,
“İllüzyonist Ekonomi Modeli’ne” geçti.
Yani,
Aslında enflasyonla mücadele yerine “…mış gibi” yapmaya başladı.
Ta ki,
2026 gelip, Amerika İran’ı vurup; iktidarın eline esaslı bir bahane geçene kadar…
Şu anda durum nedir?
Ahali perişan ve “enflasyon canavarına dayanacak gücümüz kalmadı” diye feryatta…
Peki, buna iktidar ne diyor?
Tıpkı,
Vakti zamanında ABD Hazine Bakanı’nın feryat eden Avrupalı bakanlara dediği gibi şöyle diyor:
“Enflasyon bizim yeni ekonomik politikamız ama sizin sorununuz!/Inflation is our new economic policy, but it’s your problem!”
Durun durun! Hemen itiraz etmeyin!
Bu sonuca nasıl vardığımı “basit-sade-yalın” bir şekilde anlatacağım:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 4. maddesi aynen şöyle der:
"Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır."
Lafın Türkçesi;
Enflasyon sorununu halletmek demektir.
Bunun için üç silaha sahiptir:
-Faiz,
-Likidite/Piyasadaki para,
-Güven ve İtibar…
Bu silahları nasıl kullanır?
Enflasyon yükselince;
-Faizi artırır,
-Piyasadaki para miktarını azaltır,
-Duruş ve söylemiyle güven oluşturup beklentiyi pozitife kanalize eder.
Daha net anlaşılması için bir de benzetme yapayım:
Şöyle düşünün;
Merkez Bankası bir Keskin Nişancı
Enflasyon ise hedeftir.
Likidite/Piyasadaki para keskin nişancı tüfeği,
Faiz mermi,
Güven ve İtibar ise keskin nişancının dürbünüdür…
Bu silahlardan en önemlisi hangisidir?
Biri diğerinden daha az önemli demek doğru değildir.
Ama,
Hayati bir nüans var:
Dürbün…
Eğer,
Keskin nişancı, dürbünü doğru kullanamıyorsa veya dürbünde sapma varsa;
Ne tüfeğin bir anlamı kalır ne de, mermiler hedefi bulur!
Merkez Bankası’nın dürbününde sapma mı var yani?
Dürbünde sapma yok.
Bilakis Merkez Bankası bile bile karavana atıyor…
Her şey ortada…
Merkez Bankası’nın yaptığı son üç buçuk yıllık enflasyon tahminlerine bakalım:
-2023 başında,
Yılsonu enflasyon yüzde 22 olacak demiş,
Ama,
Yüzde 65 olmuş.
-2024 başında,
Yüzde 36 olacak demiş,
Ama,
Yüzde 45 olmuş…
-2025 başında,
Yüzde 14 olacak demiş,
Ama,
Yüzde 34 olmuş…
-2026 başında,
Yüzde 16 olacak demiş,
Ama,
Daha yılın ilk dört ayında yüzde 15 olmuş…
Üstelik,
Her yıl, dört defa tahmin yenilemiş,
Ama,
Her defasında, yine ve yeniden karavana…
Şimdi,
En önemli noktaya geliyorum;
Yani, neyin neden olmadığına…
Yani,
Enflasyon canavarını öldürmek için görevlendirilen keskin nişancımız Merkez Bankası’nın, enflasyon mücadelesinde neden cırt çıktığına…
İşin özü ve özeti şu:
Bir iktidar, bir patron…
Eğer ki;
Kumarhane Ekonomisi Modelini benimsemiş,
Çözümsüzlükten beslenir hale gelmiş,
Ve,
Dolayısıyla da, enflasyon canavarıyla mücadelede için görevlendirdiği keskin nişancı Merkez Bankası ve Başkanı’nın elini-kolunu bağlamış ise; o keskin nişancının karavana atması, güven ve itibarının paspas olması kaçınılmazdır.
Bugün olan da aynen budur…
Aslında,
Bu iktidarın, “Çözümsüzlük Politikası/İllüzyonist Ekonomi Modeli/Kumarhane Ekonomiciliği” ile ilgili, 5-6 yıldır “çok işaretler belürdü” ama biz anlamak/görmek/bilmek istemedik!
İktidar,
-Kur Korumalı Mevduatla anlattı,
-“Faiz sebep enflasyon sonuç” diyerek anlattı,
-Nass’la anlattı,
-İrrasyonel Nebati’nin gözlerindeki ışıltıyla anlattı,
-İmamoğlu’nu tutuklayarak anlattı,
-CHP’ye “Mutlak Butlan” davasıyla anlattı,
Ama,
Bizim o meşhur “Bekleyen derviş…” metaforlu psikolojimiz, anlamamakta her türlü ısrar etti!
Artık,
FED kökenli keskin nişancı Merkez Bankası Başkanı’nın kaybettiği/ettirdiği itibar,
Ve,
“Amerika’nın İran’a vuracağını öngöremedik” diyecek kadar öngörüsüz rasyonel ekonomici Maliye Bakanı Şimşek’in irrasyonalitesi de ikna edemiyorsa;
Bizi ancak Eşofmanlı Şevket Hoca paklar!
**********
S.O.S.:
Demirel diyor ki:
“Sakın, “…canım ne olacak/fiyatlar her gün artıyor işte…” demeyin;
Bu bir felakettir…”
***********
Ekonomi İyi Diyen Devletlülere Hemingway’den Kulak Küpesi
Ernest Hemingway… Güneş de Doğar romanı…
Bill:
Nasıl iflas ettin?
Mike:
İki şekilde… Önce yavaş yavaş, sonra bir anda…
Bill:
Buna ne sebep oldu?
Mike:
Arkadaşlar…
Çok fazla arkadaşım vardı. Sahte arkadaşlar…
Sonra alacaklılar vardı tabi… Muhtemelen arkadaşlarımdan daha fazla…