İktidar mı Bahçeli’ye muhtaç yoksa Bahçeli mi iktidara merkezkaç?

“Biz iktidar ortağı değil İttifak ortağıyız…”
Bahçeli, bu ve benzeri cümleleri özenle, tekraren ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde defalarca kurdu.
Acaba neden?
Başbuğ dönemi de dahil; MHP’nin, iktidar olmak veya iktidara katılmak gibi bir misyonu hiç olmadı. Birkaç zorunlu istisna hariç…
MHP için aslolan devlette olmak, devletin partisi olmak hep birincil tercih oldu.
Bakan olmak yerine bakanlıkta olabilmek,
Siyasi iktidarda olmak yerine, devlette muktedir olabilmek…
O yüzden,
MHP ve Bahçeli, baraj altı olmak veya parlamentoya girememek kaygısına hiç girmedi.
Esas olan, bir kadro hareketi olabilmek ve devlet bürokrasisinde etkin-yetkin ve belirleyici şekilde daimiyetti…
MHP ve Bahçeli’nin refleksif realitesinden hareketle yaptığım bu tespit muvacehesinde güncel gidişatı yorumlayalım:
Bence,
Bahçeli yarınlarda atacağı adımlara zemin hazırlıyor; adımlayacağı sokaklara asfalt döşüyor.
Eşdeyişle;
Gerekçe arşivliyor…

Söylediği sözleri ezbere veya güncelin şehvetiyle söylemiyor;
Yarınlarda, “şunu diyerek uyardım; uyanmadınız/bunu diyerek yol gösterdim; görmediniz… Yanlıştasınız dedim ama yanlışa devam ettiniz/Ülkesel menfaatler her şeyin fevkindedir ve bu nokta kırmızı çizgimiz dedim ama dinlemediniz, duymadınız ve serkeşlikte inat ettiniz…” demek ve “…sende oportunistce kişisel emeller bekalaştığı, bende ise devlet yüceliği her dem baki olduğu için biz artık müttefik olamayız” demek için söylüyor….
Peki buna kanıt nedir?
-Terörsüz Türkiye Süreci…
Bu hamleyle,
Erdoğan’ın son seçimde bile kullandığı terör enstrümanını bitirdi.
Muhalefeti terörize etmekte kullanılan Öcalan heyhülası yerle bir edildi.
-Mutlak Butlan yanlıştır denildi.
-Muhalefet yargılamaları hukukî olmalı diye vurgu yapıldı.
-Seçim, zamanında yapılacak denilerek; Erdoğan aday olamaz mesajı verildi.
-Erdoğan’ın yerine piyasada bazı veliaht isimleri dolaşıyor; bunlar fasa-fiso denildi.
-En son ise,
NATO zirvesinde Erdoğan’ın kolkola olup “dostum dostum” dediği Trump’a söylenmedik laf bırakılmadı ve İran savaşı üzerinden Amerikan politikaları “Şahsın” tasarrufunda olamaz denildi.
(Acaba diyorum,
Bu noktada, devletin derin noktalarında görev yapan kimi MHP’li kadroların gelip; Erdoğan-Trump arasında su sızmaz yakınlığın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin menfaatleri değil de; farklı saiklerle tesis olunan bir yakınlık olabileceğini söylemiş olabilir mi ki…)

Başka?
“Kurtuluş Savaşı” kavramsallaştırmasına karşı çıkan Milli Eğitim Bakanı’na ağır eleştiriler getirildi.
Ezcümle:
Bahçeli ve MHP’nin, 2017 yılında aşikarelik arzeder şekilde Erdoğan’a ve iktidarına destek görünümlü köstekleme/zayıflatma ve bitirme operasyonunu tıkır tıkır işliyor…
Hem de,
Sınırsız destek ve limitsiz hata kredibilitesiyle…
Bahçeli ve MHP için hava hoş…
Çünkü bir iktidar gider başkası gelir ama MHP kadroları/Ülkücülerin bürokatik varlığı ve devletteki muktedirliği aynen devam eder.
O yüzden,
Bence bundan sonra asıl izlenmesi gereken Bahçeli ve MHP’nin ne yapıp yapmayacağıdır…

***********

En Dip Not
Ahbap Derneği ve Haluk Levent Operasyonu…
Acaba diyorum,
-Bu dernek de Ahbap Terör Örgütü (ATÖ) olarak ilan edilir mi?
-Özellikle deprem sürecinde bu derneğe yardım yapanlar da, tıpkı geçmişte ilan edilen bir terör örgütüyle ilintilendirilen bir bankada hesabı olanlar gibi “terör iltisaklısı veya gizlisaklısı” sayılır mı?
Eğer,
Öylesi bir terörizasyon vasıflandırması yapılırsa;
Hangi tarih milat alınır,
Ve,
Yine “tepesi ihanet, ortası ticaret, bağışçısı ibadet” gibi bir kategorizasyon yapılıp; muhtemel örgütbaşı olarak gösterilen Haluk Levent ve ticaretçi sehem kısmı yırtıp da; “Terör Ahbapçısı” gibi yoktan var edilen gugukî bir bağla; olan yine ibadetçi bağışçılara mı olur ki?
Olur mu; bilmiyorum…
Olmaz mı; onu da bilmiyorum ama bu ülkede sadece olmaz olmaz olduğunu iyi biliyorum!

OGÜNhaber