Anketler…
Soru şu:
Ekonomi nasıl?
Ortalama yüzde 70 civarı “kötü” diyor.
Düzeleceğine dair ümit var mı?
Ortalama yüzde 60 civarı “hayır” diyor.
Buna rağmen,
Yine de “kim düzeltebilir” diye sorulunca;
“Erdoğan” diyen, “CHP” diyenden fazla çıkıyor.
Bunun anlamı nedir?
CHP, ekonomi konusunda ikna edici olamıyor.
Bunlar handikap mı?
Evet, hem de paradoksal bir handikap…
Ama,
Muhalefetin asıl handikabı daha başka ve daha büyük:
“…belki de çok iyi bir ekonomik program vardır ama görünen o ki şu ana kadar CHP ekonomiyi düzelteceğine ahaliyi ikna edememiş…” diyen sayıları az kalmış ekonomistlere karşı, kimi CHP siyasetçisi ve kimi yazar ve yorumcuların özeleştiriden uzak agresif saldırganlığı…
Tavır şu:
Ekonominin bu kadar kötüleşmesinin sebebi iktidarken,
Ve,
CHP bu kadar büyük bir saldırı altındayken böylesi yorumları nasıl yaparsınız?
Şeytan taşlamaktan tavafa vakit mi bulabiliyoruz?
Tamam, amenna…
Ama,
Eğer iktidara talipsen;
Hem saldırılara göğüs gerecek,
Hem de,
İktidarın bozduğu ekonomiyi nasıl düzelteceğine halkı ikna edeceksin!
Üstelik,
Kötü ekonomiyi nasıl düzelteceğine ikna, iyi ekonomiyi daha iyi yapacağına iknadan daha kolaydır.
O yüzden,
Bırakın bu “sahanın kaygan olması/hakemin taraf tutması vb.” teranelerini; eleştirilere kulak asın ve çözümsel politikalara odaklanın!
Çünkü,
Mazeret ne kadar makul olursa olsun; mazerete kimse oy vermez ve iktidar olunmaz!
Ak Parti ve İktidarın Handikabı
Tablo ortada:
Ekonomik çözüm politikalarında ahaliye yeni yük var ama ahalinin tenceresi yok, ürünü yok, donu yırtık…
Adaletin işleyişi içler acısı; “Tek hedef CHP’li belediyeler ve durmak yok, operasyona devam…”
İktidar ile Ak Parti, bir ittifak ortağı gibi… Mütemmim cüz olmaktan çıkmışlar…
Realite bu minvaldeyken,
Bazı Ak Partililer, samimi veya suret-i haktan görünmek veya yarın-birgün “ben dememiş miydim” demek için de olsa “…bu böyle gitmez. Görmüyor musunuz; muhalefete yargı eliyle vurdukça muhalefet daha da güçleniyor. Bu kafayla bırak seçim kazanmayı; çelik çekirdek seçmen bile kaçmaya başlar…” diye eleştiri getiriyor.
Eyvah eyvah…
Başlıyor linç; “…sen nasıl muhalefet ağzıyla konuşursun! Sen nasıl yürüyen atın başına vurursun! Sen nasıl yol arkadaşı ve davadaşsın!”
Tamam, amenna…
Ama,
Eğer iktidarsan çözüm mercii sensin! Mührün sahibi ve Süleyman’sın!
Kaldı ki,
Aslında senin için çözüm basit/sade ve yalın:
Yapmaman gerekenleri yapmayı bırakıp sadece yapman gerekenleri yapmaya odaklanman…
Ama olur mu hiç…
Bile bile çiğ yiyip karnı ağrıyanın tek yaptığı ve yapacağı şey;
“Çiğ yememeliydin/Çiğ yemeyi hemen kesmelisin” diyen doktora kızmak, sövmek, dövmek ve hatta “sen kim oluyorsun da; hem çiğ yediğimi söyleyip hem de çiğ yemeyi bırakmalısın diyebiliyorsun” diye linç etmektir!
Ezcümle;
İktidar ve muhalefetin handikabı neymiş?
Çözüm yerine mazeret bolluğu,
Ve,
Özeleştiriye karşı muhteşem bir linç kültürü…
Bu arada,
Türk’ün Türk’e propagandası şeklinde,
Ama,
Kahramanlık babında atılan birkaç slogan var:
“Oyuncu Değil, Oyun Kuran Türkiye,
Piyon Değil, Oyun Bozan Türkiye,
Ezber bozan Türkiye…”
Gerçekten,
Çok merak ediyorum:
Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Atatürk’ün vefatına kadar geçen süre hariç;
Sonraki 88 yılda ve özellikle son 24 yılda,
Hangi lider hangi oyunu bozmuş, hangi oyunu kurmuş ve hangi ezberleri değiştirmiş?
Yahu!
Bırakın artık bu “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/Bin altı o gün dev gibi bir orduyu yendik” mücahitliğini,
Bırakın artık bu gazlamacı hamaseti ve tribün amigoluğunu!
Muhteremler!
Eski çamlar bardak oldu.
Dünün hamaset güneşiyle bugünün çamaşırlarını kurutamayacağınızı görün be artık!
Bak kardeşim!
Türkiye nüfusunun yarıdan fazlası,
Ve,
Toplam seçmenin de neredeyse yarısını teşkil eden 40 yaş ve altı kesim bu sloganizmi yemiyor artık yemiyor!
Yememekle kalmıyor; üstelik bir yerleriyle gülüp geçiyor!
Tek söyleyeceğim şu:
Bu sloganları atmadan veya yazmadan önce,
15-20-25 yaşlarında çocuğun varsa; önce ona söyle veya oku.
Eğer,
“Ya baba! Bi’git işine ya…” demezse; gel mavalını bana oku…
Sana söz; seni can kulağımla dinleyecek veya dişimi sıkıp dinler gibi yapacağım…