“– Ben sana inandım. Şimdi sana iftira atanlara, sana hırsız diyenlere teslim oluyorsun.
– Hırsız olduğun, şerefsiz olduğunu kabul ediyorsun.
– Anladım ki sen bir hırsızsın!
– G*tünü kurtarmaya çalışıyorsun.
– Sen gerçek bir hırsızsın!
– Alçak köpek!
– S*ktir git!
– Senin yerin onların yanı.
– Hak ettiğin yeri buldun, s*ktir git.
– Senin dürüst adamlarla işin yok!
– Yalaka!
– Karakterin olsaydı Mansur Yavaş’ı satmazdın.
– Yolsuz olduğunu, hırsız olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin.
– Elime düşeceksin. Acırsam namerdim.
– Bizim hırsızlarla işimiz yok.
– Seni doğuran ana senden utanır!”
Bunlar nedir?
Özgür Özel’in Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a attığı söylenen ve kendisinin de doğruladığı mesajlar…
Ağır mı? Evet çok ağır…
Ama,
Valla hoşuma gitti…
Ne fazla, ne eksik; gediğe taşı cuk oturtmuş…
Yani kızmayıp, sövmeyip de ne deseydi?
“Mesut Bey/Sayın Başkan,
Arıyoruz ulaşamıyoruz, mesaj atıyoruz cevap alamıyoruz.
“Keçiören’in, en ören yerlerinde keçileri mi kaçırdınız yoksa” diye çok kaygılandık, meraka gark olduk” mu deseydi…
Veya,
“Sayın Başkan/Türk-İslam ülküsünün değerli mihmandarı yüce insan;
“Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme!
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme!
Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru!
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme!” mi demeliydi…
Yahut da,
“Öyle bir b.k s.çtın ki Ankara’nın bilumum muslukları temizleyemez. Bari sıvamadan gitme” mi deseydi…
Ama dememiş…
Riyakarlık etmemiş, siyasi kıvırganlığa başvurmamış, içi başka dili başka söylememiş;
Lafı eveleyip gevelemeden,
Dümdüz;
Şerefsize şerefsiz, yavşağa yavşak, hırsıza hırsız deyip; s.ktir olup gitmeye azmedene s.ktir git demiş…
Ve,
Adam gibi dediklerinin ardında durup; “aynen böyle dedim” demiş…
Bir Mahkeme Salonu…
Hakim, Can Yücel’e sorar:
Sen bir yazında g.t kelimesini açık açık kullanmışsın?
Can Yücel cevap verir:
Ne diyeyim hakim bey…
Bizim köyde g.te g.t derler…
Komik Söylemler
Siyasi nezaket…
Parti ahlakı…
Kamu sorumluluğu…
Kardeşlik hukuku…
Dava arkadaşlığı…
Bir siyasetçinin kurduğu bir cümlede bu kavramlardan birini veya birkaçını görünce öyle çok gülesim geliyor ki…
Üstelik bu söylemleri en çok söyleyen siyasetçinin bu söylemlerden en uzaklamış siyasetçi olduğunu düşünmekten de kendimi alamıyorum…
Yani…
Valla çok garip…
Bir partinin oylarıyla seçilecek,
Sonra istifa edecek ve hatta öteki partilere göz kırpacaksın.
Hemen akabinde,
İstifa ettiğin partinin genel başkanının mesajlarını ortaya döküp “bakın bakın; bana nasıl sövdü” diye mağdura yatarak siyasi ahlak ve nezaketten bahsedeceksin…
Ne diyelim?
Biz demeyelim Shakespeare desin:
“Something is rotten in the kingdom of Denmark/Çürümüş bir şeyler var şu Danimarka krallığında…”
Bu kadar mı?
Değil; İstanbul Başsavcısı Adalet Bakanı, Erzurum Valisi İçişleri Bakanı olmuş…
Ne diyelim?
Biz demeyelim Sezen Aksu desin:
“Yerimiz mi dar yoksa yenimiz mi dar?
Ne var? Ne var?
Uçurmuş herkes, o da kim oluyor?
Sen kimsin, kim bunlar?
En büyük kim?
Hadi bakalım kolay gelsin
Bir acayip zor yarış
Bana ne aman, ben anlamam
Pek hesaplı, ince iş…”