Magyar’ın Macaristan’ında karpuzcu kim olacak?

Macaristan…
16 yıllık Seçilmiş Otokrat Orban kaybetti…
Hem de büyük kaybetti…
Magyar, Anayasa’yı bile değiştirecek çoğunluğu elde etti…

Seçim gününe kadar,
Orban ve şürekasının çamurluklarını,
Belden aşağı vuruşlarını,
Magyar ve yaptığı muhalif mücadeleyi kırmak için medyayı, yargıyı ve güvenlik güçlerini nasıl giyotin gibi kullandığını,
Ve,
Buna rağmen Magyar’ın santim geri adım atmayıp nasıl büyük kazandığını yazmayacağım.

Macaristan, Türkiye,
Magyar, Özgür Özel-İmamoğlu,
TİZSA Partisi, CHP,
Ve,
Orban Erdoğan benzetmesine ise hiç girmeyeceğim.

Zaten ,
Türkiye muhalefeti bu benzetmeleri bol bol yapacak,
Muhalif yorumcular “Magyar’ın Zaferi: Seçilmiş Otokratın Sonu” konulu başarı hikayeleri yazarak; sosyolojik ve sosyal psikolojik analiz ve irdelemeler eşliğinde diğer seçimli otokratları da benzer bir son beklediğinden dem vuracaklar…

İktidarın sadık bendesi kalemler ise;
Ya sağıra yatıp; Macaristan gibi bir ülke hiç yokmuş gibi veya  Macaristan’da bir seçim hiç olmamış gibi davranacaklar,
Ya da,
Böyle bir anda sergilenecek sadakat reveransının büyük getirisini düşünen Müderris’in oğlu/Selvi boylu Ak yazmalı veya iktidarla ölümüne Akitleşmiş Kara Hasan’ın oğlu gibi kalemler, “Türkiye başka, Macaristan başkadır/Orban ile Sayın Cumhurbaşkanımız kıyaslanamaz/Benzetme yapanlar ise elmayla armutu toplayan azılı iktidar düşmanları ve dış güçlerin işbirlikçi kalemleridir!” kabilinden; alıcısı olmasa bile, keselerine bereket getirecek masalları bol keseden sallayacaklardır.

Neyse,
Konumuz Türkiye değil…
Ben,
Asıl 16 senedir ve özellikle son iki yılda,
Orban’ın urbasına giren ve hepsi birer tetikçiye dönüşen şu dört kesimin bundan sonrasını merak ediyorum:
—Yandaş ve tetikçi medya
—Orban’ın kılıcı haline gelen yargı
—Orban silahtarı güvenlik güçleri
—Orban’ın semirttiği ve devleti sömürttüğü türedi zenginler…


Üstüne üstlük
Magyar’ın,
Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğu elde etttiğini de düşününce;
Bu dört kesimin akıbetine dair aklıma bir fıkra geldi:
“Erik satan bir seyyar satıcı…
“Erik! Erik! Eriklerim var!” diye bağırarak gidiyor.
Öğle uykusuna yatan Kral bu sesle uyanır ve hiddetle kim bu densiz der.
Karga-tulumba getirirler erikçiyi:
-Kral’ım!
Bağışlayın, maişetim için erik satıyorum…
Kral, eriklerin beş katı para verdirir ve bir daha beni uyandırırsan gazabım beter olur der.
Erikçi korkar ama çok da memnundur. Beş katı para kazanmıştır.
Diğer satıcıların yanına gelir ve anlatır neler olduğunu…
Derler ki:
“Biz de gidelim, bize de kızsın; biz de beş katı kazanalım…”
Tabi, doyumsuz erikçi en önde,
Hıyarcı arkada,
Sonra patlıcancı,
Ve,
En arkada karpuzcu…
Bremen Mızıkacıları gibi sarayın sokağında bağırmaktalar…
Kral’ın uyanmaması mümkün mü; çıldırır adeta…
Muhafızlar toplar hepsini sarayın dış avlusuna.
Balkondan bakan Kral, hele bir de erikçiyi görünce; daha bir hiddetlenir ve erikçiden başlamak üzere kim ne satıyorsa, sattığı ürünü satanın bir yerlerine sokun der…
Önce erikçiye erik… Sonra hıyarcıya hıyar…
Sıra gelir patlıcancıya ama adam sürekli gülmekte…
Muhafızlar şaşırır:
 “Ulan! Patlıcan bir yerlerine girerken sen nasıl gülebiliyorsun!”
-Ben bana değil; benden sonra karpuzcu var,
Onun haline gülüyorum…
Tabi,
Bir anda dikkatler karpuzcuya yönelir.
Korkudan avludaki çınara çıkmış olan karpuzcu feryat halinde şunu demekte:
“Dilimlemezseniz gelmem! Dilimlemezseniz gelmem!””


Acaba diyorum,
Macaristan’da önümüzdeki günlerde,
Seçimli otokratın tetikçisi dört kesimden hangisi karpuzcu veya erikçi veya hıyarcı veya patlıcancı olacak?
Yoksa,
“Dilimlemezseniz gelmem”
diyen karpuzcu,
Her türlü tezvirat ve iftirayı iftiharla sunup pislik yapmakta sınır tanımayan medya mı olacak?
Bahisler açıldı,
Ve,
Yazı burada bitti…

OGÜNhaber