Size Malezya’da yaşanan manidar bir siyasi hikâye anlatacağım.
“Malezya nire Türkiye nire; ne alaka” demeyin; Türkiye Siyasal İslamcıları Malezya’yı, Malezya’dakiler de Türkiye’yi iyi bilir.
Daha da olmazsa; Davutoğlu’na sorun. Oradaki İslam Üniversitesinde bölüm başkanlığı yapmıştır; iyi bilir…
Yıl-1988…
7 yıldır başbakan olan Mahatir Muhammed’in partisi UMNO kongreye gidiyor.
Mahatir, kıl payı tekrar genel başkan…
Ama,
Mahatir’in hile yaptığını iddia eden karşıtları Yüksek Mahkemeye başvuruyor.
Bilgi, belge ve delilleri inceleyen Yüksek Mahkeme; Mahatir’in aleyhinde karar verir…
Eyvah eyvah…
Mahatir çekiyor kılıcı ve saldırıyor yargıya…
Kral’ı da manipüle ederek bir süreç başlatıyor ve kısa zamanda hem Yüksek Mahkeme başkanını hem de beş üyeyi görevden aldırıyor.
Bu kadar mı; tabi ki değil.
Parlamentoda üçte iki çoğunluğu elinde tutan Mahatir, Anayasa değişikliğine de giderek; Anayasa’daki “Yargı yetkisi mahkemelere aittir” hükmünün yerine “Mahkemelerin yargı yetkisi parlamentonun çıkarttığı kanunlarla sınırlıdır” ibaresini koyduruyor.
Heyt ulan! Kim tutar artık Mahatir amcayı…
Yargı, artık parlamentonun bir alt komisyonu gibidir.
Mahatir kes deyince kesen, sal deyince salan, içeri at deyince içeri atan bir yargı...
Başka ne yapıyor Mahatir Amca?
Aralarında muhalefet liderleri, milletvekilleri, sivil toplum aktivistleri, sendikacılar ve hatta akademisyenlerin de olduğu 106 kişiyi tek gecede tutuklatıyor.
Hükümeti eleştiren 3 büyük gazetenin lisansını iptal edip kapattırıyor.
Sebep?
“Ulusal güvenlik tehdidi...”
Aslında ne yapıyor?
İktidarını tartışan muhalifleri ve sokaktaki çatlak sesleri susturuyor.
Yıl-1998…
Mahatir hala başbakan…
Asya Ekonomik Krizi yaşanıyor ve tabi Malezya’yı da vuruyor.
Önlem alınması elzem…
Başbakan Mahatir ile ülkenin yükselen siyasi yıldızı Başbakan Yardımcısı Enver İbrahim alınacak tedbirler konusunda ayrı düşüyor.
Mahatir “katı ve kontrolcü bir ekonomik reform paketi” diyor,
Enver “kemer sıkma ve yolsuzluk, israf, eş-dost kayırmacılığına neşter vuracak bir reform paketi” öneriyor.
Sen misin bunu diyen!..
Zaten yerine namzet olarak gün be gün popülaritesi artan Enver’i tasfiye için fırsat bu fırsat…
Hemen Enver’i Başbakan Yardımcılığı görevinden alıyor ve partiden de ihraç ediyor.
Akabinde ise,
Başka bir partiye gidip veya başka bir parti kurup rakip olamasın diye en öldürücü darbeyi vuruyor:
Enver İbrahim hakkında “yolsuzluk ve fiili livata/Eşcinsellik davası” açtırıyor.
Nasıl ve neye dayanarak?
1988’de yaptığı değişiklik sonrası eline geçirdiği yargı eliyle…
Hadi, yolsuzlukla mücadele öneren bir adama yolsuzluk davası açılmasını anladık da; Eşcinsellik Davası ne alaka?
Malezya’da, “İbnelik/Fiili Livata/Doğa kanunlarına aykırı ilişki” sadece sosyal bir utanç değil; aynı zamanda 20 yıla kadar hapis cezası olan büyük bir suç…
Mahatir’in emniyet müdürü gözaltındaki Enver’in hışını çıkartıyor.
Duruşmaya çıkan Enver’in yüzü-gözü mosmor…
Peki, iftiracı itirafçı kim dersiniz?
İbrahim’in şöförü Abu Bakar…
Bu Abu Bakar’ın iddiası şu:
“Falanca tarihte, filanca rezidansın feşmekanca dairesinde beni zorla şey etti.”
Trajikomik olan ise,
O tarihte o rezidansın daha yapılmamış olması…
Ama sonuç değişiyor mu; tabi ki hayır.
Enver, 5 yıl yolsuzluktan, 7 yıl da eşcinsellikten hapse gönderiliyor.
Yıl-2003…
Mahatir denen bu sinsi, bencil, mütekebbir adam 78 yaşındadır.
“22 senedir yoruldum; artık çekiliyorum” der ve yerini Badawi’ye bırakır.
Amacı Badawi’yi kukla başbakan yapmak ve yine kendisi yönetmektir.
Badawi, Mahatir gibi değildir; daha yumuşak huylu, merhametli ve dürüsttür.
Biraz olsun demokrasi ve hukuktan yana tavır alır.
Ama icraatları Mahatir’in kuyruğuna basmayı gerektirir.
Üstelik ,
2004 yılında, kararı yeniden görüşen Yüksek Mahkeme beş yıldır hapiste olan Enver’in “Eşcinsellik Davasını” bozar ve serbest bırakır.
Yıl-2008 ve Seçimler…
Mahatir’in partisi iktidarı kaybetmese de esaslı bir yenilgi alır.
Badawi’den rahatsız olan Mahatir bu fırsatı hiç kaçırır mı…
Kendisi gibi çakalın önde gideni, sinsiliğin genç versiyonu Necip Rezak’la işbirliği yapar ve Badawi’nin anasından emdiği sütü burnundan getirirler.
Badawi lanet olsun der ve istifa eder.
Artık başbakan Necip Rezak’tır.
Peki, bu Necip Rezak Mahatir’in kuklası oldu mu?
Allah’ın sopası yok ki gözüne soksun derler ya; o misal, Rezak daha bir yılını doldurmadan parti/hükümet ve kamu bürokrasisindeki Mahatir’in adamlarını şutlamaya başlar.
Mahatir gibi kibrin kitabını yazan muktedir buna delirir.
Ama nafile; Rezak dolu dizgin gitmektedir.
Hatta öyle bir gitmekte ki; tıpkı Mahatir gibi kendi zenginlerini, kendi güvenlik teşkilatını, kendi yargısını oluşturacak kadar…
Peki, tüm bunları nasıl ve neye dayanarak yapıyor?
Mahatir’in 1988’de ırzına geçip bakirliğini -pardon bağımsızlığını- elinden aldığı yargı eliyle…
Yıl-2015…
Bu esnada
Yeniden siyaset sahnesine dönen Enver İbrahim, Halkın Adaleti Partisi ile Rezak’ı iyice sıkıştırmakta…
Yolsuzluk, israf, eş-dost kayırmacılığında sınır tanımayan Rezak, bakar ki pabuç pahalıya patlayacak ve ilk seçimde kaybedecek; hemen harekete geçer.
Mahatir’in açtığı yoldan gidip; emrindeki Yüksek Mahkeme’ye talimat verir ve Enver’in eşcinsellik davasını yeniden canlandırıp; adamı tekrar hapse yollar.
Ama,
Yine de huzur bulamaz…
Çünkü,
Malezya Varlık Fonundan aşırdığı 5-6 milyar dolar sadece Malezya’nın değil; tüm dünyanın dilindedir.
Gelişmeleri takip eden utanmaz ihtiyar madikçi Mahatir ne yapar dersiniz?
Daha önce kendisinin, sonra da Rezak’ın “Eşcinsel” diye mahkum ettirdiği hapisteki Enver’e gider ve Rezak’ı yıkmak ittifak teklif eder.
Gerçekten pes!
Ama adamda utanmanın kırıntısı yok; yeter ki kazansın!
Üstelik bu esnada 90 yaşlarında…
İçinde bulunduğu ahval ve şeraitin ne kadar namüsait olduğunu gören Enver, dişini sıkıp yumruğunu cebine koyar ve “tamam” der.
Yıl-2018…
Enver’in partisi ile ittifak yapan Mahatir’in yeni partisi, yapılan seçimden birinci çıkar.
92 yaşındaki madikçi Mahatir Başbakan olur.
Bir Kraliyet Affıyla da Enver kodesten çıkartılır.
Bu esnada,
İkisinin de nefret ettiği Necip Rezak yolsuzluktan hapse tıkılır.
Malezya tarihinde şerefsizce yolsuzluktan hapse giren ilk başbakan olma şerefine nail olur!
Yıl-2020…
İhtiyar madikçi Mahatir yine yapacağını yapar; söz verdiği gibi başbakanlığı Enver İbrahim’e devretmez.
Ama,
Öpülmedik bir tek kulağının arkası kalmış olan İbrahim artık dersini almıştır.
Hemen koalisyondan çekilir, hükümeti düşürür…
Mağrur, mütekebbir, bencil madikçi hala öyle küstahtır ki; Kral’ın seçime kadar hükümeti kurma görevini yine kendisine vereceğinden emindir.
Fakat,
Mevcut Kral, 1988’deki kral değildir; Mahatir’in manipülasyonuna gelmez ve hükümeti kurma görevini Muhyiddin Yasin’e verir.
Yıl-2022…
Seçimler yapılır ve Enver’in partisi birinci çıkar.
İhtiyar madikçi-mütekebbir Mahatir kendi şehrinde bile kaybeder.
“Birlik Koalisyonu” kuran Enver artık Başbakandır…
Halen de başbakan…
Sonra ne oldu dersiniz?
Başbakan Enver İbrahim, kılıcı çeker ve Malezya Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu (MACC) eliyle büyük bir operasyon başlatır.
Mahathir’in milyarder oğullarına soruşturmalar açılır.
Mahathir’in en yakın sırdaşı, eski Maliye Bakanı Daim Zainuddin başta olmak üzere; Mahatir’in zenginleştirdiği beşli çetelerin milyarlarca dolarlık varlıklarına el konulup mahkemeye çıkartılır.
Hala da,
Mahatir’in oğulları, yakınları ve zenginlettiği çeteler gözaltılarda, mahkemelerde veya hapislerde sürünmeye devam etmekteler.
Tüm bunları gören ve sanki “yaşattıklarını yaşasın” diye Tanrı’nın öldürmediği 100 yaşına merdiven dayayan Mahatir ne yapıyor?
Çıkacak televizyon bulamadığı için sosyal medya üzerinden şöyle feryat ediyor:
"Bu yapılanlar hukuki değil; tamamen Enver İbrahim’in kişisel intikam operasyonudur. Yargı siyasi amaçlar için kullanılıyor."
Madikçi ihtiyar Mahatir, “Nerde bu adalet!” diye feryat ettikçe Enver
İbrahim ne diyor?
“Yolsuzlukla mücadelede kimse yasaların üstünde değildir.
Yolsuzlukla mücadele tamamen hukuki koşullarda, bağımsız ve tarafsız yargı tarafından yürütülmektedir”
Peki, Enver İbrahim bunları nasıl ve neye dayanarak yapıyor?
1988’de Mahatir’in ırzına geçip bağımsızlığını yok ettiği yargı eliyle…
Son olarak, tekrar hatırlatmakta fayda var;
Bugün de Başbakanlık yapan bu Enver İbrahim kimdi?
Vakti zamanında ihtiyar madikçi Mahatir ve şimdi hapiste yediği hurmaların bedelini ödeyen Necip Rezak’ın, “Eşcinsel” diyerek gözden düşürmek ve hatta hapiste çürütmek istediği adam…
Kendisini cehennemin dibine gönderenleri, aynı yol ve yöntemle cehennemin dibine gönderen ve “keşke ölseydim de bugünleri görmeseydim” dedirten adam…
Yani neymiş?
Mahatir’in yaptıkları Tanrı’nın da gücüne gitmiş olmalı ki; yaşattıklarını yaşatmak için onu ölüm rahmetinden bile mahrum etmiş…
Yani neymiş?
Nasıl başladığın değil; sonunu nasıl getirdiğin önemliymiş…
Yani neymiş?
Siyasallaştırdığın, yozlaştırdığın ve yargısız infaz kurumuna çevirdiğin yargı kurumu; devir döner, gün gelir seni de yargılar ve feryat ettirdiklerin gibi, sana da, “Nerde bu hukuk! Nerde bu adalet!” diye feryat ettirirmiş!
Son Söz:
Ah şu Malezya; ne ülkeymiş be…
Çok şükür ki; böyle yargı, bizim ülkemizden çok ırak…
Not:
Bu yazıyı kimse için yazmadım; herkes için yazdım!
Bu yazıyı mesaj içerikli yazmadım; kahrımdan yazdım!
Bu yazıyı, böyle devam edersek Allah hepimizin belasını verecek demek için yazdım!
Son tahlilde,
Herkes müsterih olsun!
Kimsenin ayranı ekşi değil; kendime yazdım!