Ölümün ilanı mı yoksa ölüm ilanı mı?

Ben daha bir şey diyemeden dedi ki:
Önce,
İslamcı ideolojinin sembolü yaparlar.
Sonra ise,
Pragmatizmin doruklarına çıkartırlar; Kemalizm’in de, Soğuk Savaş kalıntısı örgütselliğin de, Cemaat ve tarikatçılığın da köküne incir suyu sıktırırlar!
Misal:
Sol-Kemalist sekülerler “Yeni” kulvara girdiler; anti-muhafazakar CHP’ciliği tabela partisine çevirdiler…
Suriye’de El-Kaide türevleri devlet yönetmekteler; YPG’liler isim değiştirmekteler Suriye devletine tabur tabur asker vermekteler… PKK’lılar ise, kravat takıp hizmet etmek için hazır kıta beklemekteler…
FETÖ’nün çökertilmesi, Süleymanlılar Cemaati -Furkan Vakfı operasyonu…
Daha dur sen; daha hangi dokunulmazlara dokunulacak göreceksen!..
Dedim ki:
Hayırdır… Bilgilerin, sabahın ilk ışıklarıyla fırından çıkan ekmek gibi buram buram… Yine aydınlattın ama ben bir şey anlamadım hocam?
Dedi ki:
Yahu hocam; sen de yani… Okuyorsun ama nece okuyorsun… Hatta kusura bakma ama boş okuyor; Eylül’de başlayacak kar-boran-dolu fırtınasını koklayamıyorsun!
Dedim ki:
Hani sen gazete okumaz; görünmeyeni okurdun?
Ama görüyorum ki; sanki gazete okuru olmuşsun!
Dedi ki:
Evet, gazete okurum ama sadece Resmi Gazete okurum!
Bak hocam,
Ölümün ilanı başkadır ölüm ilanı başkadır. Senin gibi magazinerler ölümün ilanlarına takılır...
Ama,
Ben, ölüm ilanlarından ölümün ilanlarına projeksiyon yaparım.
Al sana bir kulak küpesi… Bu kıyağımı da unutma:
New York’lu vatandaş, her sabah gazeteciden “ölüm ilanlarına bakacağım” diyerek gazetesini alır; gazetenin ilk sayfasına bakar ve sonra gazeteyi bırakır.
Artık dayanamayan gazete satıcısı birgün “…yahu muhterem! Ölüm ilanlarına bakacağım diyorsun ama ilk sayfaya bakıp bırakıyorsun. Ölüm ilanları ilk sayfada değil ki…” der.
Adam manidar bir tebessüm eşliğinde “…ölen ölmüştür; benim merakım ise kimlerin öleceğidir. Onlardan da, ilk sayfada bahsedilir…” diye söyler.
Resmî Gazete hocam, resmî gazete…
New York’taki gazetenin ilk sayfası Türkiye’nin Resmî Gazetesi…
Dedim ki:
Yani hocam?
Dedi ki:
Ne yahu!.. Hocam Hocam!..
Türkiye’nin hocaları Almanya’nın locaları…
Bugüne kadar,
İşi Almanya’dan iyi olan dedelerin dişi kamaşan çocukları… N’aber…
Hocam,
Ölümün ilanını herkes okur; ölüm ilanı ise kaynayan kazanda fokur fokur…
Onu da ancak ufku görebilen okur!
Hatırla;
Mayıs’ta, Ağustos’u oku dedim sana…
Ağustos başından beriyse Eylül’de solacak yapraklara, Ekim’de atılacak tohumlara odakla…
Hocam!
Öyle görünüyor ki; mülk sahibi, tapusuz arazisinde ürün değişikliği için anlaşmış. Arazideki ayrık otlarını, deve tabanlarını, güzelavrat otlarını temizleyip ona hazırlık yapıyor…
Dedim ki:
Yani çok şey değişecek, her şey değişecek…
Dedi ki:
İzle hocam izle…
Hangi ölünün kabri eşilecek, hangi ölümlüye kabir deşilecek…
Hangi fidan kütleşecek, hangi fidan boy verecek ya da hangi ihtişamlı çınarlar, dokunulmaz denilen mezarlık çamları haşşş diye devrilecek…
İyi bak hocam iyi bak…
Resmi Gazete’ye selam çak,
Ölümün ilanı bırak; ölüm ilanlarına iyi bak!

OGÜNhaber