Bahçeli:
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız net."
Terörsüz Türkiye Süreci’ne,
Ve,
Süreci başlatan Bahçeli’ye dair farklı veçhelerden pek çok ve değişik perspektif oluşturulabilir, yorum getirilebilir.
Ben sadece muazzam bir noktasına değineceğim.
Nedir bu?
Bahçeli mealen dedi ki:
Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz…
Terörsüz Türkiye Süreci başarılı olur veya olmaz,
Yahut istenen maksat kısmen hasıl olur veya kısmen olmaz; onu bilemem (Bu arada, ben sonuca ulaşmak zorunda olduğu kanaatindeyim.)
Ama,
Bu cümle var ya bu cümle;
Türk siyasetini esir alan 40 yıllık “öcü/tabu paradigmasını” bitirdi.
Kendisi ve Partisi de dahil olmak üzere; terör korkutmacasıyla oy devşiren tüm siyasi değirmen ve değirmencilerin suyunu kesti.
Adeta,
“Dünle beraber gitti cancağızım; ne kadar söz varsa düne ait…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…” dercesine…
Adeta,
“Put kırma davasındayız biliyorduk. Meğer ki put yapıyormuşuz…” dercesine…
Adeta,
“Terör korkutmacalı siyaseti ayaklarımın altına alıyorum” dedi.
Benim fikrimce de; gayette iyi oldu.
Zaten siyasal/dinsel/bekasal tabulaştırma siyasetin doğasına ters ve paranoid siyaset bozukluğundan başka bir şey değildir.
Bundan sonra,
Yeni terörize korku noktaları oluşturarak siyaset devşirmeci yaklaşımlar olabilir mi?
Tabi ki olabilir ve olacaktır.
Ama,
Türkiye’nin 40 yılına denk gelen/neredeyse 100 yıllık cumhuriyetin yarı ömrüne yaşıt terörü referans alan korku siyasetinin bugünkü gibi en üst perdeden tuzla buz edilmesinden sonra,
Oluşturulacak yeni nesil terörize öcü siyaseti “Ağanın pokinin üstüne pok mi olur ulan” kabilinden; bundan sonra makes bulmayacak ve istenen siyasal maksat hasıl olmayacaktır.
Çok sevdiğim ve çok kullandığım bireysel ve toplumsal psikolojide her dem karşılık bulan bir tespit var:
—Bir şey söylendikten sonra artık söylenmemiş gibi olmaz.
—Bir şey yapıldıktan/olduktan sonra artık yapılmamış/olmamış gibi olamaz.
Düşünsenize:
Bir milliyetçi parti…
Terör korkutmacalı ve beka kaygılı bir referanstan besleniyor.
Ama bu parti,
Beslenme kaynağını kesip terör siyasetini çöpe atıyor.
Bir Kürtçü parti…
Türk milliyetçiliği karşıtlığıyla beslenip terör örgütünü referans alıyor.
Ama,
Beslendiği karşıt parti eliyle dönüşmeye razı oluyor.
Ve,
Terör örgütü lideriyle, Milliyetçi Parti lideri bu konuda mutabıklaşıp müttefikleşiyor…
Ne garip değil mi…
Düşünsenize:
Siyasal İslamcı bir parti…
CHP korkutmacası, katı laiklik ve Sol-Kemalizm karşıtlığından beslenerek iktidara geliyor.
Bugün,
Katı laikçi, Sol-Kemalist CHP toplumsal merkeze yürürken
Siyasal İslamcı parti Sol-Kemalist pratiklerle Siyasal İslam paradigmasını iflasa sürüklüyor.
Ne garip değil mi…
Bu durum,
Aklıma güzel bir sözü,
Ve,
Manidar bir anekdotu getirdi…
Söz Tevfik Fikret’ten:
Beşerin böyle dalaletleri var;
Putunu kendi yapar, kendi tapar…
Anekdot ise Hz. Ömer’e atfen:
Çocukken,
Yolculuk yapacağımız vakit annem yolluk olarak helva yapardı.
Biz de o helvayla put yapar ve tapınırdık.
Ama,
Acıkınca da o putları yerdik…
İşin Özü:
Bahçeli,
Türkiye sosyoloji ve siyasetinin ezberini bozdu.
Ama,
Öyle böyle bir ezber bozma değil; “hak geldi batıl zail oldu/Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz” kabilinden bir bozma…
Bir de,
Seçmen kitlesinin üçte birinin 35 yaş ve altı olduğunu ve bu jenerasyonun bağlantısız ve bağımsız düşünselliğini de düşünürsek;
Bahçeli’nin kurduğu cümleyle bozduğu ezber,
Korku siyaseti açısından tıpkı heyhüla gibi olan ve cinli-perili diye korkutulan eski bir binanın yakılarak küle döndürülmesinden başka bir şey değildir.