Yeraltı dizisi mi İBB duruşmaları mı?

İmamoğlu’nun yargılandığı İBB Davası…  4. Duruşma sonrası…
Kocakurt Bahçeli…
Duruşmalarda yaşananlara dair; önce veriyor sonra veriştiriyor,
Başta Özel ve İmamoğlu olmak üzere CHP’lilere veryansın ediyor
Ve,
Konuyu istediği noktaya getirip;
“Biz, duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın derken haksız mıydık!” diyerek düdüklü tencerenin düdüğünü öttürüyor.
Ertesi gün…
TBMM Genel Kurulu…
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay:
“Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu görüşümüzün arkasındayız.”
Daha bir saat bile geçmeden…
CHP’den yazılı bir öneri:
“Duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın ve tam da Bahçeli’nin dediği gibi duruşmalarda CHP’nin ne kadar rezaletçi olduğunu cümle alem görsün!”
Önergeyi gündeme alan Meclis Başkanvekili soruyor:
Kabul edenler-etmeyenler?
AKP vekilleriyle beraber az önce “görüşümüzün arkasındayız” diyen Erkan Akçay ve MHP’li vekiller “Hayır” oyu kullanıyor.
Buradan hareketle;
Benim aklıma iki sonuç geliyor:
Birincisi:
Galiba,
Sanırsam, Bahçeli ilk defa “TRT’de yayınlansın” dediğinde “Yeraltı Dizisi” başlamamıştı,
Ve,
Sayın Bahçeli’nin televizyon izleme kotasında boşluk vardı.
Ama,
Kimse kusura bakmasın; şimdi zaman Yeraltı vakti…
Dizinin adı bile bir başka ihtişamlı…
Diyebilirsiniz ki;
“Duruşmalar gündüz oluyor Yeraltı dizisi gece. Çakışmaz ki!”
Ama,
Ya Sayın Bahçeli’nin gündüzleri, “Gündüz Kuşağı” progamlarıyla doluysa…
İkincisi:
Sayın Bahçeli, bazı dizi ve filmleri izlemeyi sevdiği için,
Galiba,
Sanırsam,
Belkim, “TV’den yayınlansın” darken Organize İşler filmindeki gibi kendi evindeki Plazma TV’leri kastetmiştir…
Mesela; salonundaki, yatak odasındaki, kış bahçesindeki Plazma TV’yi
Veya antika araç garajındaki…
Son tahlilde;
Hepimizin malumu üzere “yayınlansın” dedi ama “herkes izleyebilsin” demedi…
Muharrem İnce tarzıyla söylersek;
“Adamda hilaf yok…”

**************

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Adı neydi bu adamın ya…
Dur dur; Gugıl amcaya sorayım…
Vedat Işıkhan’mış…
Hani vardı ya;
Asgari Ücret görüşmeleri yapılırken 3-4 kişiyle tavacı bilmem ne ustaya gidip de tava yiyen ve 90 küsür bin liralık hesabı bakanlığa fatura ettiren bakan…
Diğer bir deyişle;
Kendisi tavacı ustanın tavasını hamırdığı gibi Emekli ve Asgari Ücretlinin de her gün kaburga yediğini sanan bakan…
İşte o bakan diyor ki:
“Sağlık sisteminde artık dünyaya örnek olacak bir modele sahibiz. Hastanelerimiz otel konforunda vatandaşlarımıza hizmet sunuyor.”
Açıklamaya başından baktım, sonundan baktım,
Altından baktım üstünden baktım…
Aklıma,
Sadece “içer misin yoksa sabaha mı bırakırsın” demek geldi
Ama,
Ona da edebim elvermedi.
Sadece üç şey söyleyeceğim:
Birincisi:

Evet, Bakan Efendi haklı…
Hastanelerimiz otel konforuda hizmet sunuyor
Ve,
Vatandaşlar da, 3 ay-5 ay-9 ay öncesinden “erken rezervasyon” yapıyor.
Hiç sorun değil…
Vatandaşın organları çok anlayışlı. Randevu tarihine göre hastalığı erteleyebiliyor.
Mesela; damar tıkanmayı, böbrek yetmezliği erteleyebiliyor… Mide ülsere “sen hele bir sus ve bekle” diyebiliyor… Döt basura “5 ay sonraki randevuya kadar beklemezsen seni boğarım” diye tehdit edebiliyor…
İkincisi:
Evet, Bakan efendi haklı…
Hastaneler zaten hasta olanların gittiği değil de; otel konforunu, vatandaşlarımızın şehrine getiren bir sosyal tesis uygulamasıdır.
Tedaviyi boşver; konfor varsa tedavi olmasa da olur,
Veya,
Konforu gören hasta zaten kendiliğinden tedavi olmuş olur.
Çünkü,
Otel Konforlu Hastane İşletmeciliği Yönetmeliğinin 6. Maddesinin C bendine göre;
“Apandisit sorunu bir psikolojik sorundur
Ve,
Sebebi de konfora erişememektir.”
O yüzden,
Ameliyata filan gerek yok. Gir hastaneye, gez-dolaş ve çık! Apandisit mapandisit bitmiştir.
Hatta,,
Otel konforu nedeniyle, devlete ve dolayısıyla da tüm vatandaşlara döşenen maliyet borusunu falan da hiç düşünme!
Üçüncüsü:
Evet Bakan efendi haklı…
Sağlık sistemimiz dünyaya örnek model oldu…
Çünkü,
Elalem bizden aldığı ilhamla, sağlık sisteminde neyi yapmamaları gerektiğini öğrendi.
Ve,
Türkiye’deki otel konforunda sağlık hizmeti modelinin, bir ülkenin vatandaşını nasıl sağlıksız bıraktığını ve üstelik o ülkenin ekonomik sağlığına da nasıl bir silahlı tenya yerleştirdiğini çok güzel örnekledi…

Yahu Muhteremler!
Siz ne yiyor ne içiyorsunuz diyeceğim
Ama,
Buna da gerek yok. Çünkü mal meydanda…
Birileri,
Bir konuşma hazırlıyor,
Ve,
Ramazan Bayramı ikramiyesinin Ramazan Bayramında verilmesini Cumhurbaşkanımıza müjde olarak söyletiyor.
İkramiyenin miktarına zaten hiç girmiyorum.
100 bile değil; topu topu 90 dolar
Ama,
Öyle bir anlatılıyor ki; sanırsın çeyrek bilete çıkan piyango ikramiyesi…
Bir de,
Sanki 23 Nisan Çocuk Bayramı ikramiyesiymiş gibi “öne çektik” diyerek muştulanması yok mu; akla ziyan…
Diğer biri,
“Okullarda tuvalet yoktu; biz yaptık” diyor ve bunu da iftihar vesilesi görüyor.
Haklısın Ağam!
Ağanın pokinin üstüne pok mi olir…
Haklısın,
Sizden önce memlekette okul da yoktu,
Hatta,
Okul yapacak köy-kasaba-mahalle yoktu.
Hatta ve hatta,
Sizden önce insanlar aç ve açıktaydı; ne s.çıyor ne de giyiniyorlardı.
Önlerini arkalarını incir yapraklarıyla örtüyorlardı.
Sizin sayenizde,
Bu vatandaşın midesi aşa, dötü de fıtrî fonksiyona erişti.
Sizin sayenizde,
Bu vatandaşın g.tü dona kavuştu.
O yüzden,
“Biz yaptık biz!”
diyerek başa kakmak,
Vatandaşın ekmeğini azaltmak, aşına taş katmak, boğazına tıkamak hakkınızdır.
Kayyım atayarak, özelleştirme adıyla hem satıp hem savarak,
Hatta,
Yılda bir defadan fazla kıyafet alanlara lüks vergisi koyarak donuna kadar almak hakkınızdır!
Hakkınızdır Efendiler;
Evinden çıkana sokak vergisi,
Evinde kalana sokağa çıkmama vergisi,
Araç sahiplerine “araç renk vergisi”,
Aracı olmayanlara “aracın neden yok” vergisi koyun…
Şimşek gibi çakın, arı gibi sokun, kelebek gibi uçun ve vergisiz nefes bile aldırmayın…
Çünkü,
Siz Allah’a yakınsınız…
Ve dahi,
Paraya daha yakın olmalısınız…
O yüzden,
Durmak yok yolmaya devam…

OGÜNhaber