İhtiyacı olmayanlar..

Evet her bir bireyin değişik ihtiyaçları olur ve insan ihtiyacı ölene kadar bitmez. Bakıyorum da etrafıma, milyonlar için lüks sayılacak şeyler bazıları için acil ve hatta olmazsa olmaz derecesinde ihtiyaç.

İhtiyaçlarımızı belirlerken vicdanımıza hiç danışmıyoruz, o bize bir şeyler söylerse de duymuyoruz, duymak istemiyoruz yahut işimize öyle geliyor.

Geçenlerde ihtiyaç sahibi birini gördüm.

Şimdi bana kızacaksınız belki, belki yahu sen bunlarla mı bozdun kafanı diyeceksiniz ama..?

Şu mültecilerden bahsediyorum sevgili okurlarım.

Hani bu onların hiçbir şeye ihtiyacı yok diyen sözüm ona vatanperverlere inat.

Ne demiştim birini gördüm, evinde sobası var, ne güzel değil mi? Ama yakmak için bir şeyi yok. Tenceresi var; tüpü, yemek yapacak malzemesi yok!

Başını soktuğu evi var, ama halısı, çekyatı, yatağı, dolabı ve hatta doğru düzgün elbisesi yok.


E tabi bizlerde de vicdan olmadığı için  rahatız nede olsa.

Kastamonulu iş adamlarımız var İstanbul’da, sağ olsunlar onlar yardım ediyorlar ihtiyaç sahipleri olduğu söylendiğinde.

Buradan herkesten, her şeyden önce izzetimize, gururlarımıza sesleniyorum…

Bu kış birileri soğuktan ölürse o gururlarımıza bunu izah edebilir miyiz?

Bunu insaniyetimize, imanımıza, milliyetimize, merhametimize sığdırabilir miyiz?

Görmezden, duymazdan gelerek bu sorumluluktan kaçabilir miyiz?

Bir de bizim gerçeklerimiz, içimizde yaşayan, içimizde; “açlıktan, sefaletten, yokluktan prişan yahut soğuktan ölen insanlar” var.

Değerli vicdanlarınıza tekrar danışabilir misiniz?
Yani bu ikinci yazdığım insan ile mülteci arasında bir fark bulabiliyor mu?
Öyle ya siz vicdanınızı öldüreli çok zaman oldu.

Sevgili okurlarım.
İhtiyaçlarımızı belirlerken lütfen etrafımıza bakalım.

Bakalım bizim ihtiyaç zannettiğimiz keyfî harcamamızla acaba kaç ihtiyaç sahibinin karnı doyar, ısınır, yatabilir, yahut çocuklarının karnının doymasından dolayı size minnet duyar?

İsteyen mültecilere, isteyen mülteci olmayanlara, isteyen istediğine yardım elini uzatsın…

Nam için, başa kakmak için, yahut enaniyetimiz için değil! Allah rızası için yardım edelim, yardımlaşalım, paylaşalım…

Bize atalarımız yardımlaşmayı, paylaşmayı ve hatta paylaşırken büyük parçayı karşımızdaki insana vermeyi öğretmemiş gibi, biz kurbanlarda bile paylarımızı ihtiyaç sahiplerinden çok etrafımıza vererek pay takası yapar hale geldik.

Bizler utanmıyorsak ne olur atalarımızı gücendirmeyelim, onlar bizim yüzümüzden azap çekmesin ve öyle bir paylaşalım ki küre-i arzda ihtiyaç sahibi kalmasın.

Biz kim olduğunu unutan bir millet olmaktan çıkalım ve benliğimize dönerek bize yakışanı yapalım…

Unutmayın!
Kastamonu’da bile soğuktan donma ihtimali olan insanlar var.

Aç olan,
Muhtaç olan,
Yardım bekleyen,
Her millet ve her renkten insanlar var.

Sevgili siyasi önderlerimiz;
Sizler birlik olup, birlikte ihtiyaç sahiplerini dolaşsanız, yahut bu insanlara kol kanat gerseniz emin olun ki bana ne diyen kimse kalmayacak.

Siz memleketin öncülerisiniz. 
Artık bu körlükten, bu sağırlıktan, bu vurdumduymazlıktan, bu vicdansızlıktan kurtulalım. Siz öncü olun bu millet özüne çok çabuk dönecek emin olun.

Sürç-i lisan etmiş isek affola.
Selam ve dua ile…
OGÜNhaber