Titus tüneli

Vespasian,Bu günki Ortadoğunun en zengin tüccarlarından biridir Roma İmparatorluğu’na borç para veren tüccar-tefeci Titus Flavius Sabinus'un oğluydu. Ama o, asker olmuş ve sayısız savaşta başarı kazandıktan sonra, generalliğe kadar yükselmişti. Kariyeri burada da bitmemiş, 1 Temmuz 69’da, "İmperator Vaspasianvs Caesar Avgvstvs" ünvanıyla Roma İmparatoru olmuştu.

Vespasian, devletin başına geçer geçmez, boşalan hazineyi doldurmak için akla gelen her şeyden vergi almaya başlamıştı. Bu vergi kalemlerinden biri de vatandaşların sadece tuvalat ihtiyacını  görmeyip, sohbet ettikleri ve ülke sorunlarını tartıştıkları birer kamusal alan olan “latrina” denen umumi tuvaletlerdi.

Bir gün Vespesian,  tuvaletlerden vergi alınmasını garipseyen, kendisinden sonra imparator olacak olan oğlu Titus’un burnuna, buradan toplanmış vergilerden bir avuç altını yaklaştırmış ve para üzerine söylenmiş en büyük sözü söylemiştir :

Bugünkü Antakya’nın Samandağ ilçesinde, Musa Dağı’nın güneyinde, Çevlik olarak bilinen sahil şeridine kurulmuş “Palaeopolis” olarak anılan bir şehir vardı. Büyük İskender’in generallerinden Seleucus I Nicator (M.Ö.305 -281), kendisine düşen topraklarda kurduğu Helenistik Selevkos (Diadochi) Krallığı’nın başkenti olarak burayı seçmişti ve adına da “Seleukeia Pieria” demişti.

Denizden 300 m. yüksekteki akropolde, İsis-Afrodit kültüne ait bir Dor Tapınağı, agora,tiyatro ve kamu binaları bulunurken aşağı kent iç ve dış olmak üzere iki limana sahipti. Bu özelliğinden dolayı kent denizden gelecek saldırılara karşı pek de güvenli değildi. Bu nedenle, Selevkos I. Nikator, sonraları başkenti Antioch’a (Antakya) taşıyacaktır.

Selevkos Krallığı M.Ö. 63’de sona erdikten sonra General Pompeius tarafından Suriye eyaleti adıyla Roma egemenliğine alınmıştır.

Kent, Roma egemenliğine girdikten sonra da önemini korumuş ve Doğu Akdeniz’in önemli bir limanı haline gelmiştir. Suriye ve Mezopotamya’dan gelen mallar, Roma’ya buradan sevkedilmiştir.

Ancak bir süre sonra kent, önemli bir sorunla karşı karşıya kalmıştır: Orontes (Asi) nehrinin Akdeniz’le kucaklaştığı kentin limanı, bugün Değirmendere-Kapısuyu-Musapınarı gibi adlarla anılan ve Musa Dağı’ndan inen derenin, özellikle sel sularıyla getirdiği alüvyonlarla dolmaktadır. İşte M.S. 1. Yüzyılda, 1 Temmuz 69 - 24 Haziran 79 tarihleri arasında Roma İmparatoru olan Vespasian, limanı tehdit eden sel sularının yönünü değişterecek “çılgın bir proje” tasarlar.

Vespasian’ın çılgın projesi, sel sularını, limanı tehdit etmeyecek şekilde, başka bir yere akıtmaktır. Böylece bir kanal inşasına girişir. Kentin kuzeybatısında kuzey-güney doğrultusunda akan dere, doğal yatağından 90 derece saptırılarak uysallaştırılır. Coğrafya, köle emeğiyle yeniden şekillenecektir. Ellerinde çekiç-murçlarla, sayıları bine varan köle kayalık arazide, alınterleriyle ıslattıkları toprağı, yarmaya başlar. Ancak kanalın güzergâhında dev bir engel vardır: Kentin sırtını yasladığı Musa Dağı.

Yolu yok, dağ delinecektir. Bu arada Vespasian ölür. Roma tahtına, Flavius hanedanının ikinci üyesi olarak, oğlu Titus Flavius Vespasianus, "İmperator Titvs Caesar Vespasianvs Avgvstvs" ünvanıyla oturur. (24 Haziran 79)

Kanalın yapımını Titus sürdürür. Ferhat’ın dağları delmesi bir efsanesidir ama Romalı kölelerinki gerçektir. Tam 10 yıl boyunca Musa Dağı’nın eteklerindeki kalker kayalar delinir ve toplam uzunluğu 1380 metreye varan kanal tamamlanır.

Kanalın 130 metresi, 7 metre yüksekliğinde, 6 metre genişliğinde tavanı kapalı tam bir tünel şeklindedir.

Bazı bölümlerde, dağ ortadan ikiye kesilmiş gibidir ve gökyüzüne uzanan duvarlarından içeri giren güneş, nefes kesici ışıklarıyla göz kamaştırmaktadır.

Kanalın üzerinde, yine Roma devrinde yapılmış karşıdan karşıya geçişi sağlayan bir köprü vardır.

Tünelin doğu ucunun yakınındaki kuzey duvarında bir kitabe bulunmaktadır. Kitabede: "Divvs Vespasianvs Et Divvs Titvs" ifadesi okunmaktadır. Vespasian ve Titus dile getirilirken, Roma imparatorlarının statülerinden biri olan “divus” (ilahi-tanrısal) sıfatı kullanılmıştır. Kitabenin sağ alt köşesinde ise dört Grek harfi vardır : ενυΔ (ENYD) ki bu sözcük “hidrasyon (su dengesi)” anlamına gelmektedir. 

Oldukça hasar görmüş bir başka kitabede ise İmparator Antoninus Pius’un (10 Temmuz 138 - 7 Mart 161) emriyle lejyon askerleri tarafından tünelde bazı çalışmalar yapıldığı kaydedilmiştir.

Kaya Mezarları ve Beşikli Mağara

Titus Tüneli’nin doğusunda, kentin Batı Nekropolü’nü oluşturan kayalara oyulmuş mezar odaları ve lahitler vardır.

Tünelin deniz tarafındaki girişinden doğu yönünde 100 metre uzaklıkta, halkın Beşikli Mağara olarak adlandırdığı kaya mezarları oldukça ünlüdür.

Roma dönemine ait bu mezarların girişinde kayaya oyulmuş iki sütun bulunmaktadır. Dönemin soylu bir yöneticisi ve ailesine ait olduğu sanılan mezarlar, mimari yapısı ve dekorasyonları ile oldukça gösterişlidir.

Titus Tüneli'nin fonksiyon açısından yakın bir benzeri Ürdün'de Pet ra antik kentinde bulunmaktadır. Antik dünyanın diğer önemli kaya tünelleri, Nimes'de, Lyon'da, Briord'da, Carhaix'de, Nikopolis'te ve Side'de su getirme sisteminin bir parçası olarak yapılmıştır. Çevlik ile çağdaş, Vespasianus Dönemi bir kaya tüneli italya'da Furlo Geçidi'nde yol sistemi ile bağlantılı olarak açılmıştır.

Kaynak: Hatay Aylık Kültür ve Keşif Dergisi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
OGÜNhaber