"Aklı öldürürsen ahlak da ölür, akıl ve ahlak ölürse millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür"...
Bu sözü bilmeyen, hatırlamayan yoktur değil mi?
Fatih Sultan Mehmed Han’ın sözüdür.
Söz bize neyi anlatacak bir bakalım...
Ramazan-ı Şerif ayı ile başlayan iki tane yarışımız var.
Birincisi;
Şatafatlı iftar sofraları.
Zor bir yarıştır, talibi çok çünkü.
En üst düzeyde kaşıklar, çatallar, bıçaklar,
En iyi pişmiş lokum kıvamında etler...
Afiyet olsun.
Biraz ağır olacak ama bıktık, Allah’ı kandırma çabanızdan...
Doymadınız.
Utanmadan sıkılmadan iftar sofrasındasın...
Bir de oruçluymuşsunuz gibi iftar açıyorsunuz...
Doyuramadı bu millet sizi...
Sözlerim size, sayın siyasiler...
İktidarı, muhalefeti, sağcısı, solcusu utanmadan sıkılmadan ülke açlıktan kırılıyorken şatafatlı iftar sofralarında poz veriyorsunuz.
İsmini de ‘Gönül Sofrası’ diyerek masumlaştırıyorsunuz...
Mızrak kılıfına sığmıyor artık, lakin gizlemek için her türlü şaklabanlığın peşindesiniz.
Ülke sınırları yetmedi bir de balkanlara koştunuz...
Yok neymiş kardeş coğrafyalarmış,
Mış, mış ta, mış mış...
Yerseniz...
Bir tanenizi görmedim Miyammar’da, bir tanenizi görmedim Gazze’de, bir tanenizi görmedim bir garibin evinde.
Neden?
Oralarda şatafat yok.
Gösteriş yok.
O Nedenle siz de yoksunuz...
Allah’tan korkun, biraz kuldan utanın yahu…
Oda ve Borsalar, sizler...
Emekçiden, üretenden, re ’sen aldığınız aidatlarla şov peşindesiniz...
Bakın bir anı anlatayım;
Yıllar önce Bursa’da faaliyet gösteren, oda borsalardan bir tanesinin geleneksel hale getirdiği sahur etkinliğine basın mensubu olarak katıldım.
Seçme bir restoranda bir tane sıradan vatandaşın olmadığı bir program.
Belki elli belki altmış tane, kelli felli adam toplandı.
Hazırlıklar, fotoğraflar, karşılamalar şovlar yapıldı.
Beyler hanımlar falan, nezaket kelimeleri havada uçuştu.
Sahur yapıldı.
Allah kabul etsin demeyi tam düşünüyordum ki;
Ne öğreneyim...
O adamların bir tanesi bile niyetlenmemiş.
Sadece hizmet eden bir iki görevli niyetlenmiş.
Tüm şov Allah rızası için değil, gövde gösterisi için yapılmış.
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
O şatafatlı iftarların hikayesi de aynı, farklı değil. Orada hizmet eden bir iki kişi varsa, işte birkaç misafirden başka niyetli olan yoktur.
Bu gerçek sır değil.
Şimdi soruyorum size;
Niyetli olmayana iftar sofrası kurmak hangi kitapta yazıyor.
Hangi peygamber böyle davranmış.
Bugün bu coğrafyada, bu bereketli topraklarda fakirliğe sabredin, Peygamber Efendimizde fakirdi, fakirlere müjdeler olsun diye savsata da bulunan bir imamın arkasında namaz bile kılmam ben.
Fakir sabretsin, zengin israf etsin...
Bir şey hatırlatayım mı?
O siyasetçilerin “gönül sofrası” kurmak diye bir işi yok da, asgari ücretliyi açlık sınırının altından kaldırmak gibi bir işi var mesela.
Ya emeklilerimiz.
Onların derdiyle dertlenen var mı gerçekten.
Aklıma ne geldi.
Bir de aldığı maaşın yetmediğini utanmadan söyleyebilen, yaptıklarını utanmıyoruz diye söyleyenler vardı değil mi?
Uyarıyorum bir kardeşiniz olarak, kendinize gelin...
Bu çılgınlığa bir son verin...
Ahlak Ölürse Millet Bölünür...
Bu tabloyu okuyamadın mı?
Diye sorarlar adama...
Şu an açık açık ne görünüyor biliyor musunuz?
Akıl ve ahlak ölmüş durumda ve bu ahlaksız gidişatın sonunu da düşünmek istemiyorum…
Korkum adalete inanç konusunun millet nezdinde tükenmemesi.
Bu kadar yapmacık dünyanız hep vardı biliyoruz, lakin bunu uluorta söylemek ne mantığa ne de bir izana sığıyor.
Sanki korkum gerçeğe dönüşmüşe benziyor dostlar...
Geçtiğimiz günlerde elim bir olay yaşandı.
Gerçi her gün yaşanıyor ama, Yalova’da yaşanan öyle yenilir yutulur bir olay değildi.
İddianın, haklının, suçlunun kim olduğunu bilemem, ben hukukçu değilim. Ama biz on altı aylık bir çocuğun kafa tası kırılıncaya kadar şiddet görmesine rıza gösterecek bir toplum değiliz.
Netice itibariyle de toplumsal reaksiyon gösterdik.
Ama bu defa farklı bir şey yaşandı...
Devleti baba olarak gören milletimiz, bu defa sosyal medya üzerinden Sedat Peker’e mesajlar gönderdi.
“Bu iki kansızın cezasını sen verirsin Reis” yazanı bile gördüm.
Bu ne demek?
Adalete güvenmiyor muyuz yoksa...
Üzülerek söylüyorum insanların güveni artık eksik.
Sedat Peker beyefendi de bu çağrılara kulak verdi ve bir açıklama yaptı.
Ben Sedat beyi hiç görmedim, tanımam ne yer ne içer, nerede nasıl yaşar bilemem; lakin bu çağrılar karşısında hemen karşılık verdi.
Netice olarak burada anlatmak istediğim devlet ve o devletin Adalet Bakanı varken insanların başka birinden yardım beklemesini nasıl yorumlarsınız?
Beğenirsiniz beğenmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, tanırsınız tanımazsınız insanlar daha önce Şehit Muhsin Başkandan böyle yardım isterdi. Şimdi de Sedat Beyden yardım istiyorsa herkes takkesini önüne alsın ve düşünsün derim.
Gelelim ikinci yarışımıza...
Erzak verme yarışması.
Tabi ki yardımda bulunup paylaşmak, yoksul insanları gözetmek çok kıymetli bir davranış lakin İslamiyet'in önerisi bu şekilde değil.
Peygamber Efendimiz “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyerek bizlere paylaşmanın önemini öğütlemiştir.
Dememiş ki devleti yönetenler, yönetmeye talip olanlar, yoksul halkın hakkını yiyenler, onları fakirliğe muhtaç edip yılda bir ay, bir kutu erzak versin bizden olsun diye.
Ayrım yapmıyorum siyasette kim varsa bugün Ramazan kolisi dağıtıyorsa başarısızlığını itiraf ediyordur.
Ben layıkıyla görevimi yapamadım, şimdi bir fırsat değerlendirmeye çalışıyorum demektir.
Çünkü yöneticilerin işi yoksulluğu bitirmektir. Yoksula yılda bir koli vermek değil.
Yani bu yarışta suni, sanal ve yapmacık.
Eskiden rızalar Allah için gözetilirdi, şimdi her şey sosyal medya rızası için yapılıyor.
Ayrım yapmadan hepiniz için söylüyorum.
Kirletmeyin...
Bir diğer sizinle paylaşmak istediğim konu da şu Kâbe merakı...
“Merak” diyorum çünkü orayı günah çıkartmak için kullanabileceğiniz bir yer sanıyorsunuz.
Memlekette her türlü dolap çevir, madde kullan, yasak aşk, yasak siteler, bahis, kumar, İslam'ın yasakladığı ne varsa içinden geç, sonra da iki tur at temizlendin öyle mi?
Bu ara fenomenlerimiz, aklanma çabasında bakalım altından ne çıkacak.
Çünkü daha önce Kabe’de gördüğümüz futbolcularımız bahisten içeride, spikerlerimiz toplu seksten, madde kullanımı gibi suçlardan içerideler.
Bekleyelim bakalım yeni furya ne suçlarla karşımızda olacak...
Necip Millet, Büyük Devletiz...
Bayram arifesine yaklaştığımız bu günlerde hep söylediğim ve söylemekten vazgeçmeyeceğim şuur ve sağduyu çağrımı yineleyerek bitirmek istiyorum...
Rahmetli Malkom X’in ders kitaplarına konulacak bir sözü var; Vatanseverlik sizi gerçekleri göremeyecek kadar kör etmemeli. Yanlış, yanlıştır; kim yaparsa yapsın, kim söylerse söylesin.
Unutmayalım doğrunun şahide ihtiyacı yoktur. Ramazan ayı, iftarı ile, sahuru ile paylaşımı ile kutsaldır.
Hocamızda, siyasetçimizde, iş adamlarımızda, vatandaşlarımızda bu şuurla davranmalı.
Biz büyük necip bir milletin evlatları, kudretli bir devletin sahipleriyiz. Hepimiz vatanımızı seviyoruz ama bu sevgi gerçekleri göremeyecek kadar bizi kör etmemeli.
Coğrafyamızı, bölgemizi, tarihi derinliğimizi bilerek bu şuur ve inançla, provokasyonlara aldanmadan hareket edeceğiz.
Sonuç Olarak...
Felsefemiz sabır ve sükûnetle takip etmek ve her zaman tetikte olmak.
Şimdiden Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla kutluyor hepinize saygılar sunuyorum.
Kalın Sağlıcakla...