Karadeniz…
Hırçın dalgalarıyla, yeşilin bin bir tonunu barındıran ormanlarıyla, sisin ardına gizlenmiş köyleriyle bir karakterdir aslında.
Batı Karadeniz ise bu karakterin en sessiz, en vakur ama en çok ihmal edilen yüzüdür.
Uzun sahil şeritleri, muhteşem koyları, engebeli arazileri…
Kışın ıssız, yazın bir anda canlanan; yazın gürleyen, kışın kendi kaderiyle baş başa bırakılan köyler…
İşte Batı Karadeniz budur.
Kastamonu’nun sahil ilçeleri; Cide, Doğanyurt, İnebolu, Abana, Bozkurt ve Çatalzeytin yaklaşık 170 kilometrelik bir kıyı hattını oluşturur.
Bu sahil bandı, yalnızca Karadeniz’in değil, Türkiye’nin en bakir ve en doğal sahil kuşaklarından biridir.
Bu ilçeler arasında Cide, ayrı bir parantezi fazlasıyla hak eder.
Yaklaşık 13 kilometrelik muhteşem sahili, denizle ormanın iç içe geçtiği eşsiz coğrafyası, kanyonları, mağaraları, şelaleleriyle adeta bir açık hava müzesidir.
Doğa, Cide’ye cömert davranmıştır.
Ne var ki, insan eli aynı cömertliği gösterebilmiş midir, orası tartışmalıdır.
Cide, Kastamonu merkeze en uzak ilçedir.
Belki de bu yüzden, yıllarca kaderiyle baş başa bırakılmıştır.
Ulaşım meselesi, Cide’nin ve Batı Kastamonu sahilinin kronik yarasıdır.
Bartın üzerinden gelen, keskin virajları, dik rampalarıyla artık dillere destan olmuş yol; sadece bir ulaşım hattı değil, adeta bir sabır testidir.
Bu yol, turizmi zorlaştırır.
Bu yol, ticareti yavaşlatır.
Bu yol, en acısı da hasta naklinde hayati riskler doğurur.
Vatandaşın il merkezindeki resmi işi, hastane randevusu, özel bir ihtiyacı; çoğu zaman “gitmesek mi?” sorusuna dönüşür.
Bir Parantez Açmak Gerekirse
Yaklaşık 3 yıla yakın milletvekilliği görevim süresince, özellikle Kastamonu sahil ilçelerine yatırım gelmesi için elimden gelen gayreti gösterdim.
Eksik kaldı mı?
Evet, kaldı.
Ama şunu açık ve net ifade ediyorum:
Vicdanım rahattır.
Yapılanların yetersiz olması, bu sahil ilçelerinin gerekli ve hayati yatırımları hak etmediği anlamına gelmez.
Tam tersine…
Bu coğrafya, bugüne kadar aldığının çok daha fazlasını hak etmektedir.
Özellikle Karadeniz Sahil Yolu, Batı Kastamonu sahilinin kader projesidir.
Bu yol tamamlanmadan;
Ne turizm gelişir,
Ne ticaret canlanır,
Ne sağlık hizmetlerine erişim kolaylaşır,
Ne de gençler memleketinde kalabilir.
Oysa Batı Karadeniz sahili yalnızca manzara değildir.
Bu coğrafya; üretimdir, balıkçılıktır, turizmdir, gençlerin geleceğidir.
Bu sahil; doğru yatırımlarla Ege’yi, Akdeniz’i aratmayacak bir potansiyele sahiptir.
Sorun potansiyelde değil.
Sorun, öncelik sıralamasındadır.
Yıllarca Batı Kastamonu sahili “uzak” denilerek ötelenmiştir.
Uzaklık, ihmale gerekçe yapılmıştır.
Oysa devlet aklı, mesafeyi değil ihtiyacı esas almalıdır.
Başta Cide olmak üzere, Doğanyurt, İnebolu, Abana, Bozkurt ve Çatalzeytin; sadece yaz aylarında hatırlanan ilçeler olmaktan çıkmalıdır.
Bu coğrafya, kalıcı yatırımı, güçlü ulaşımı ve planlı kalkınmayı fazlasıyla hak etmektedir.
Batı Karadeniz gözden uzak olabilir.
Ama artık gönülden de uzak kalmamalıdır.