Çocuk olmak…

Çocuk olmak; bir anne ve babanın en büyük hayalidir.
Bir ömrün özeti, bir duanın karşılığıdır çocuk…

Önce emeklemesini beklersiniz…
Sonra ilk adımını…
Ardından yürüsün dersiniz, koşsun dersiniz…
Kreşe başlasın, okula gitsin, başarılı olsun…
Ortaokul, lise, üniversite derken; vatana hayırlı bir evlat olsun, askerliğini yapsın, yuvasını kursun…

Bir anne-babanın hayattaki en saf, en temiz hayali budur.
Ama…
Bugün öyle bir çağdayız ki, bu hayallerin arasına sinsice giren görünmez bir tehlike var: Dijital bağımlılık.

21. yüzyıldayız…
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, evet.
Ama aynı teknoloji, fark etmeden çocukluğun ruhunu elimizden alıyor.

Daha 2-3 yaşında çocukların eline verilen telefonlar…
Susması için açılan videolar…
Yemek yesin diye gösterilen çizgi filmler…

Biz aslında çocuk susturmuyoruz…
Geleceği susturuyoruz.

Eskiden sokaklar çocuk sesleriyle dolardı.
Top oynayan, ip atlayan, düşen, kalkan ama hep gülen çocuklar vardı.

Bugün ise…
Aynı evin içinde, aynı odada, birbirine yabancılaşmış bir nesil büyüyor.
Anne telefonda, baba telefonda, çocuk tablette…

Aynı çatı altında ama farklı dünyalarda…

Bu artık bir tercih değil, açıkça söylemek gerekirse bir bağımlılık.
Ve en tehlikelisi de şu:
Bu bağımlılığı sadece çocuklar değil, anne babalar da yaşıyor.

Çocuk anneye bakıyor, anne telefona…
Çocuk babaya bakıyor, baba ekrana…

Sonra biz çocuklardan kitap okumalarını, sosyalleşmelerini, başarılı olmalarını bekliyoruz.

Nasıl olacak?
Rol model ortada yoksa, çocuk hangi yolu bulacak?

Bu mesele sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir.
Bugün ekran başında büyüyen bir nesil, yarın hayata karşı daha kırılgan, daha yalnız, daha iletişimsiz bir toplum demektir.

Biz çocuklarımızı büyütmüyoruz…
Ekranlar büyütüyor.

Ve en acısı…
Bunun farkındayız ama çoğu zaman konforumuzu bozmak istemiyoruz.

Artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz çocuk mu yetiştiriyoruz, yoksa ekran bağımlısı bir nesil mi?

Henüz çok geç değil…
Ama yarın geç olabilir.

Telefonu bir kenara bırakıp çocuğun gözlerinin içine bakabildiğimiz gün…
İşte o gün yeniden başlayacağız.

Çünkü çocuk olmak; bir ekranın içinde değil, hayatın tam ortasında büyümektir.

Kahramanmaraş’ta yaşanan hunharca saldırırsa hayatını kaybeden, başta Ayla hocamız olmak üzere tüm evlatlarımızın mekanları cennet olsun.

OGÜNhaber