Eski İstanbul'a, dönüşe hazırlanın gençler (Siz bilmezsiniz, bizler iyi biliriz)

Buradan Z kuşağı olarak yetişen genç kardeşlerimize sohbet etmek istiyorum.
Bizler gençliğimiz asla yaşayamadık.

Bizler İstanbul'u çok merak edip köyümüzü bırakıp geldik. İlk Haliç'ten geçtiğim gün aklımdan hiç çıkmıyor. Sabah erken saatteydi, Haliç'in kokusu, pisliği, havanın sisi ile aynı zamanda kömür kokulu bir İstanbul vardı. Daha 12 yaşında küçük bir çocuktum, şaşırmıştım vallahi.

Sokaklar çamur ve pislik içindeydi, Haliç'i gördükten sonra benim köyüm cennetti diye düşünmeye başlamıştım, en azından havası çok temizdi Haliç gibi lağım kokusu yoktu.
Biz gençliğimiz yaşayamadık, çünkü gidecek hiçbir yer yoktu, sadece hafta sonu cebinde paran varsa sinemaya girderdik, o da sadece Beyoğlu'nda vardı.
Bizler gençliğimizi yaşayamadık çünkü çalışmak zorundaydık. Haftasonları Okmeydanı sahasına giderek sabahtan akşama kadar orada maç izlerdik, turşu suyu içerek karnımızı doyururduk.

Bizler gençliğimizi yaşayamadık.
Amatör futbol oynadık. Haliçspor'da antreman için saatlerce yolllarda olurduk. Bir çok dolmuş değiştirir ve Haliç kenarında park aralarında çamur içinde çalışırdık. Karagümrük sahası bazen bize açılırdı anteman için saha 4'e bölünürdü öyle antreman yapardık, duş yoktu yıkanmadan çamurlu şekilde elbiselerimizi giyerdik eve giderdik, bazen evde de su olmazdı duş almamız günler alırdı.

Biz gençliğimiz yaşayamadık, bir kız arkadaşımız olsa hafta sonu gezmeye gidelim desek mümkün değildi çünkü gidecek sinema dışında hiçbir sosyal ortam yoktu.
Birde İstanbul sokakları.

Genç kardeşlerim, sokaklarda çöp dağları vardı, çünkü çöp konteyneri yoktu her evin köşe başı çöp yığınları olur içlerinde köpekler gezinirdi ve etrafı dağıtırlardı.
Bazen sokaklar birkaç saat kapanırdı sebebi ise su tankerleriydi. Halk sıraya girerdi su bidonlarını doldurmak için. Evlerinin musluklarından çoğu zaman su akmazdı o nedenle kuyruklarda sürekli sıra kavgaları olurdu.

Kardeşlerim sokaklarda en çok hangi seyyar satıcılar olurdu bilir misiniz?
Plastik kova bidon satan satıcılar olurdu. Kemal Sunal filmlerini de çok sık rastlarsınız, aslında o filmleri izlediyseniz eski İstanbul'u görebilirsiniz.
Evet yıl 1994 İBB Başkanı değişiyor ve Recep Tayyip Erdoğan geliyor birden her şey değişmeye başlıyor.
Azimle memlekete hizmet etme sevdası İstanbul'un üzerine bir sihirli değnek dokunurcasına her şey değişiyor.
Çöpler ortadan kalkıyor, İstanbul'un su sorunu çözülmeye ve caddeleri değişmeye başlıyor.
Haliç'in kokusu yavaş yavaş ortadan kalkıyor kısaca Dünya'nın gözü üzerinde olan İstanbul çiçek gibi açmaya başlıyor.

Kıymetli genç kardeşlerim o yılları anlatmaya çok uzun zaman gerekiyor aslında, şunu anlamak çok önemli.

Siyasi bakış açısından değil memleketini seven kişiler olarak baktığımızda 2019 yılına kadar her alanda sorunlarını önemli bir şekilde aşmış bir İstanbul, raylı sistemleri önemli ulaşım hatları Metrobüs, Avrasya tüneli, Marmaray, ilçeler arası metro ağları, sağlık yatırımları, eğitim yatırımları, Boğaz'ında köprüleri, sosyal imkanları ile gençlere dönük yatırımları ile modern bir görünüme kavuşan İstanbul.

Şimdi yıl 2021, son iki yıldır CHP-İP-HDP-SADET Partilerinin desteği ile seçilen Ekrem İmamoğlu yönetimi.
Sizlere hangisini anlatayım söyleyin.

İptal ettiği Metro yatırımlarını mı, temel atmama törenlerini mi, yapmadığı hastane yollarını mı, Haliç'i yeniden eski haline döndürme çabasını mı, pandeminin İstanbul'da daha çok yayılması için toplu ulaşımı daha geniş bir çerçeveye yayması yerine daha çok kısıtlaması mı, gittiği tatilleri mi, yurt dışından aldığı kredileri mi ve İBB'nin sürekli milyarlarca lira borçlandırmasını mı? Hangisini anlatayım?

Bir çok işçiyi işinden etmesini mi, insanları işsiz güçsüz bırakmasını ve İBB içine PKK'lıları doldurmasını mı? (Ha bunu ben demiyorum vallahi CHP'li tanıdığım bir meclis üyesi bunu bizzat bana söyledi)

Hani size ilk başta çöp dağlarından bahsetmiştim, işte Maltepe- Kadıköy- Bakırköy'ün hali ortada 21. yüzyılda yaşattıkları ortada.

İyi yönetici olmak için çok özellikleri taşıman gerekiyor.
Önce mütevazi olacaksın, insanlara tepeden bakmayacaksın, cebini doldurmaya, çevreni zengin etmeye değil, kendini halkına adayacaksın ve vizyon sahibi olacaksın. En önemlisi ise Allah korkusu olacak ve kul hakkından kendini sakınacaksın.
Devlet Projesi olan Kanal İstanbul üzerinden kendine gündem yaratmayacaksın.
İstanbul için bir devlet projesi olan bu Dünya'nın bile gıpta ile takip ettiği projeyi aslında isteyip ama Sn. Cumhurbaşkanımızla polemik yaratmak için “İstemiyorum, ihanettir" vs. gibi sözler sarf etmeyeceksin.
Son bir yıl İçinde (İmamoğlu) kendine yakın çevreler Kanal İstanbul yapılacak bölgeden ne kadar arazi aldırdın bunlarıda çıkıp adam gibi açıklayacaksın.

Kısacası yönetici olmakla iyi yönetiyor olunmuyor.
İstanbul'u yönetmek için çok fırın ekmek yemek gerekiyor.

Sevgili genç kardeşlerim daha çok ayrıntı var İstanbul'un dünü bu günü anlatmak için inşallah daha sonra devam ederiz.
Z kuşağı çağında olan kardeşlerim hayatınız eskiye göre çok farklı, İstanbul çok farklı. Modern, size her alanda güzel hizmet veren tesisler, kafeler ve restoranlar hayatın tadını çıkarın ama gelecek emin olun Ak Parti ile güzel.

Bu ortamı sizlere sağlayan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibidir, bundan sonra da inşallah öyle olacaktır.
Neden mi?
Çünki o çok güçlü bir lider..
Çünki o vizyonu çok geniş bir lider..
Çünki o ülkesini çok seven bir lider..
Çünki o kendini ülkesine adamış bir lider..
Çünki o İstanbul'a aşık bir lider..
Çünki o Allah dostu bir lider..
Çünki o Dünya 5'ten büyüktür diyen bir lider..
Çünki o 15 Temmuz Hain Darbe girişiminde halkı ile hainlere dur diyen lider..

Çünki o Dünya'ya kafa tutan dimdik duran Türkiye Cumhurriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan...
OGÜNhaber