Ciddi misin Donald?

Bir zamandır burnumuzun dibinde kurulmaya çalışan, hiçbir hukuka dayanmayan, dolayısı ile de tamamen gayrimeşru olan bir terör devleti olduğu malum!

Hiçbir hukuka dayanmadığı gibi, herhangi bir tarihi dayanağı da yine yok. Ancak, karmaşadan istifade ederek, ‘oldu bitti'ye getirilmek istenen bir terör devleti! 

Buna da dur diyen, bu uğur da ordusunu kışlalardan çıkaran da bir Türkiye var! 

Eski Suriye ve Kuzey Irak bölgelerine yapılan operasyon ve harekatlar, ki en kapsamlısı Zeytindalı operasyonu idi, bu oyuna oldukça büyük bir çomak soktu!

Emin olun, görünmese de bilinmese de her gün o çomak defalarca sokuluyor! 

Diğer tarafta ise, 15 Temmuz'un failleri hatta elebaşları olan aşağılık yaratık var!

Biz bunları iki yıldır istiyoruz, kamyon yükü ile klasörler gitti, delil olarak. 
ABD ise iki yıldır, bu delilleri, 'yetersiz' olarak görüyor. İadeyi düşünmüyorlar bile! 

Ve şimdi, Fırat'ın Doğusu, Membiç'e yönelik bir önleyici savunma harekatı sinyalini veriyor ve bunu ciddi bir şekilde, uyguluyor iken, Sam amcanın başındaki Donald efendi, tam da bu örgüt hakkında FBI'a araştırmalar başlattırıyor! 

Hatta bazı rivayetlere göre, FETÖ elebaşısının iadesi hakkında, olumlu sinyaller veriyor!

Peki neye karşı? 

Fırat'ın Doğusunda ki operasyon dan vazgeçme şartı ile.

Çünkü bu harekat Mümbiç ile sınırlı kalmayacak. 
Çünkü Türk Ordusu girdiği yerlerden çıkmayacak! 

Ellerindeki ve PKK'ya söz verdikleri petrol yatakları gidecek! 

PKK'ya söz verdiklerine bakmayın siz, kuyular da, petrol de yine ABD nin kalacak tabii, PKK ya ancak ve ancak bekçiliğini yaptıracaklar ve bir apanaj atacaklar, en azından planları bu!

Şimdi ise, ne hikmettir bilinmez, iki yıldır yetersiz olduğunu iddia ettikleri delillerde ne değişti acaba?

Hiçbir şey değişmedi. 

Ve zaten de bunların Türkiye ye Gülen'i iade etmeleri asla söz konusu bile değil.

Trump istese bile, Pandora'nın kutusunu teslim edemezler. 

Olsa, olsa, üç beş küçük çakalı verip, ‘Bu kadar yeter' derler! 

Hatta konu Gülen ise en fazla, vergi kaçakçılığından içeri alıp, kendileri yargılar.

İçeri alma dediysem, ABD'de suçu ispat edilene kadar, herkes suçsuz sayılır. Kefaret meselesi de var. 

Yani, yarım saat bir karakolda tutarlar, tutuklama hakiminin önüne çıkartırlar, kefaret biçilir, ki ne olurda olsun ödenir, Gülen ise ellerini kollarını sallayarak dışarı çıkar!

Mesele bu! 

Çünkü Gülen'i vermek, Fulleri vermek olur. 

Fulleri vermek ise, 60 yıldır CIA'in Ortadoğu ve Türkiye de yapmış olduğu tüm alçaklıkları itiraf etmek demek olur, buna Trump'ın bile gücü yetmez!

Buna yeltendiği an da alaşağı edilir. Zira ABD de demokrasi sadece seçimlerden ibaret değildir.

John F Kennedy, ondan öncekilerin akıbetine baktığımızda, ne demek istediğim ortaya çıkacaktır. 

Ancak ABD ağır bir hata yaptı ve elini çok çabuk açık etti. 

Gambit, bir satranç açılışıdır, bu açılışta bir piyon kurban edilir, yerine göre de daha değerli bir taş. 

Ancak işin özü blöftür. Çünkü bu yemi yiyen, zokayı da yutar!

İşte ABD, oyuna bir Gambit ile başladı, ancak, bunu yemeyecek kadar usta bir satranç ustasının karşılarında olduğunu da unuttu! 

Akıllarına göre, iki büyük düşman arasında seçime zorluyorlar. 

Şimdi biz ise bu iki seçeneğe bir bakalım, ancak tamamen rasyonel olarak bakalım:

Bir tarafta, sözde iade edecekleri bir terör örgütü lideri! 
Varsayalım ki iade ettiler, geldi! 

Ne olacak?

Yargılanacak, büyük bir ihtimalle müebbet yiyecek ve biz de ömrünün sonuna kadar bakmak ile hükümlü olacağız. Hem de İmralı şartlarında!

Bu oyunu bir kez gördük zaten. Peki PKK bitti mi? Bitmedi!

Diğer tarafta ise, burnumuzun dibinde oluşturulmak istenilen bir terör devleti. 

Kuracaklar ve bizi bir yüz yıl daha bunlar ile savaşmak zorunda bırakacaklar. 

Çünkü bunlar, o kadarcık toprak ile yetinmeyecek, Güneydoğu yu da isteyecek!

Duygusal düşünmeden, tamamen objektif olarak bakarsak, doğru tercih, apaçık ortada değil mi?

Bu vatanın evlatlarına bir yüz yıl daha, bu küfleti bırakmak nasıl bir elim hata olur? 

Zaten, başında da dediğim gibi, ABD, asla be kata FETOŞ'u iade etmez, edemez. 

Onun için de seçenek aramanın aslında gereği de yok.

Verecekleri üç beş küçük başı, vermeseler de olur. 

Ama bu ülkenin güvenliği, selameti, asla söz konusu da pazarlık maddesi de olamaz.

Bu çabalar, Türkiye'yi sürekli oyaladıkları masaya tekrar oturtmanın çabaları!

Bir nevi 'Şimdiye kadar konuşuyorduk, niye kalktınız?' demek gibi bir şey!

Evet konuşuyorduk, ancak siz havanda su dövüyor, arkamızdan da elinizden gelen her türlü ihaneti yapıyordunuz.

Verdiğiniz hiçbir sözde durmadığınız gibi, üstelik de bunlara kılıf uydurmaya çalışıyor idiniz!

Fakat bizde bir söz var: 'Boş laflara karnım tok' derler, ya da 'laf la yürümez peynir gemisi'!

Türkiye bundan sonra kendi bildiği ve çıkarları doğrultusunda hareket edecektir. Etmek zorunda. 

Yüzüne gülüp de sırtından hançerleyen sahte dostlardan ise, yeterince çektik zaten. Bir de tiyatro oynayıp, daha fazla rezil durumuna düşmeyin bari! 

Emin olun, bu ABD, Akdeniz'de ve Ortadoğu da hazır beklettiği ordular ile zerre kadar elinde imkan olsa, çoktan Türkiye'ye saldırırdı!

Ancak bunu dünya kamuoyu na hiçbir şekilde izah edemeyeceklerini de çok iyi biliyorlar Sam amca giller.

Tabii NATO ortaklığı falan da var, yani elleri mahkum sinsiliğe! 

Özet olarak, kimse ABD'nin FETOŞ'u iade edebileceğini düşünecek kadar saf olmasın! 

FBI da FETÖcü avına çıktı ise, bunu Türkiye'nin yüzü suyu hürmetine değil, daha ziyade kendi menfaatleri doğrultusunda yapıyordur! 


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam 
OGÜNhaber