HDP'li terör seven vekiller ve Zenci Musa!

Adı üstünde Siyahi idi! 

2m boyunda, iri cüsseli tam bir fedai idi, Zenci Musa!

Hayat hikayesini burada neşretmeyeceğim, dileyen değişik yazılmış kitaplardan okuyabilir!

Ancak, Osmanlı Devleti’nin bekası için kızgın çöllerden geçerek, 300 bin Altını, üstelik her yeri düşman dolu iken, Yemen’e götürmüş büyük bir kahraman olduğunu yazmakta fayda görüyorum!

Hatanı bu devlet için görevde harcayan bu Kahraman, hayatının son bölümünü ise, hiçbir maaş almadan, hamallık yaparak geçirmiş, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunan durumuna üzülmüş ve amansız bir hastalığa yakalanmış, tüm ısrarlara rağmen Darül Acezeye gitmemiş ve Üsküdar da bulunan Özbekler teknesinde vefat etmiştir!

Yanındaki bavuldan çıkan eşyalar, tüm dünyalık varlıklarını teşkil ediyordu!

Bir adet Kuran-ı Kerim, Kefenlik kumaş, Osmanlı Devlet haritası ve Eşref beyin bir fotoğrafı!

Ömrünü bu devlete harcayan, sonrada yine devletin durumuna dayanamayarak hasta olup da vefat eden bir kahraman!

Mezarı Özbekler Tekkesindedir, Üsküdar’da!

Bu adam bir Sudanlı idi! 

Bu adam bir siyahi idi! 

Irkı da rengi de Türk değildi!

Ama…. Kalbi de Ruhu da Türk dü!

“Türklüğün rengi olmaz” sözü işte bu kahraman adam için söylenmiştir!

Ve şimdi ve bugün, gelelim kimlerin Millet namına işgal ettiği makamlara!

TBMM içinde öyleleri var ki, Milli Marş okunurken kaçar!
Devlet Başkanı salona girdiği zaman terbiyesizlik yapar! 

Bu devletin kendini tanımaz!
Bayrağını tanımaz!
Kendi milletinden başkasını tanımaz! 

Ne Anayasaya saygı duyar ne kanunlara!

Dağdaki teröristi besler, korur, altına koltuk koyar!

TBMM’nin verdiği araç ile silah taşır, teröriste kumanya taşır!

Kısacası sevgili okurlarım, Vatana ve Millete her türlü ihaneti eder!

Üstelik tüm bunları icra ederken de tanımadığı devletin özel kanunları tarafınca korunur! 

Dokunulmazlık zırhına bürünür!

Nefret ettiği devletin verdiği tüm imkanları bir tamam kullanır!

Diplomatik pasaport ile istediği yete gidip gelir ve gittiği yerlerde de Türkiye Cumhuriyeti aleyhine elinden gelen her türlü faaliyette bulunur!

Yetmez, bir de içerde olan yandaşları için “masum” nidaları atar, dünya kamuoyuna da Türkiye’yi şikayet eder, davalar açar!

Hatta, bir de bu milletin meclisinin kürsüsüne çıkar, devlete, millete ve bu devletin en yüce makamına, makam sahibine hakaretler eder!

E bu tipler sadece Meclis’te midir?

Yok canım, olur mu hiç!

Sokaklarda da bunlara oy vererek, Meclis’e girmelerini sağlayanlar dolu!

Bunlar, Gezi'de Vandal oldu, ülkeyi yakmaya, yıkmaya teşebbüs ettiler!

17/25 de, iftiracı hain FETÖ’ye platform verdiler!
Destek oldular!

Kartvizitlerinde “Gazeteci” yazanlar, devlet sırlarını ifşa ettiler, casusluk yaptılar!

Sonra da kaçtıkları ülkelerde, Türkiye’yi kötülemeye devam ettiler!

Nihayetinde 15 Temmuz gecesi, yoldan geçen hain dolu tanklara alkış tuttular!

Madem destek olmuyorsunuz, bari köstek olmayın dedik. Dinlemediler, her milli projeye köstek oldular!

Muhalefet ile ihaneti birbirine karıştırdılar!

Yani hain olmanın da Türkiye düşmanı olmanın da, Türk Milletine düşman olmanın da, ırk meselesi, memleket meselesi olmadığını, bozuk kana sahip olmanın yeterli olduğunu bize gösterdiler!

Peki şimdi soruyorum:
Madem ki bu Devleti tanımıyorsunuz!
Madem ki bu Milleti sevmiyorsunuz!
Madem ki bu ülkeye düşmansınız!

O zaman, ne diye bu Ülkenin, bu Devletin bu Milletin tanıdığı tüm imtiyazlardan faydalanıyorsunuz?

Sevmediğiniz bir yerde niçin yaşıyorsunuz?

Saygı duymadığınız kanunların size ayrılmış olanlarından niye istifade ediyorsunuz?

Bu devletin verdiği paraya niye tamah ediyorsunuz?

TBMM’nin tüm imkanlarından neden faydalanıyorsunuz?

Öyle ya, size göre düşman olan bir sisteme niye dahil oluyorsunuz?

Bu mu sizin dürüstlük anlayışınız? 
Bu mu sizin savunduğunuz ilkeler?

Yazıklar olsun ki, bu topraklarda doğmadıkları halde, bu topraklar için Çanakkale de Şehid olanlar kadar olamadınız!

Yazıklar olsun ki, Gazze'den, Şam’dan, Halep'ten, Musul'dan, Kerkük'den varlarını, yoklarını satarak, Çanakkale'ye koşanlar kadar olamadınız!

Yazıklar olsun ki, 7 yıl Davası uğruna, Vatanı uğruna zindanlarda yatan, en ağır işkenceleri gören, ama AB’den gelen heyete, şikayet yerine, “Biz kendi ülkemizde, kendi sorunlarımızı kendimiz çözeriz” diyen Muhsin Yazıcıoğlu kadar olamadınız! 

Yazıklar olsun ki, Kıbrıs krizinde: “ABD filosuna karşı gelecek deniz kuvvetimiz yok, bacalarından dalarak gemileri batıracak 39 gönüllü pilot gerek, gönüllü olanlar bir adım ileri çıksın” dediğinde Necmeddin Erbakan’ın, yüzlerce si bir adım öne atılan pilotlar kadar olamadınız!

En acısı şu ki, asla da olmayacaksınız! Bunu bu millete gösterdiniz!

Siz, Afrika dan kopup gelen ve bu millet için hayatını sayısız şekilde ortaya koyan ve sevdiği devletin haline üzülerek vefat eden bir ZENCİ MUSA kadar olamadınız!

Hatta ayağının altındaki toz bile olamadınız ve olamayacaksınız!

Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam 
OGÜNhaber