Trump ve sağa kaymış Avrupa

Alman ırkının iki ayrı ülkesi olan Almanya ve Avusturyada artık ırkçılık aleni tatbik edilen şey oldu ve eskisi gibi ayıp olmaktan çıktı.

Yani Nazi olmak, yabancılara, özellikle de Müslüman ve Türklere yapılan 4. Sınıf insan muamelesi, uygulanan polis şiddeti ve bürokratik zulüm, artık gayet normal karşılanmakta.

Bu da şunu gösteriyor ki, bu iki kez ülke, kirli tarihlerinden, on milyonlarca insanın ölümüne sebep veren o vahşet dolu tarihlerinden hiçbir ders almamışlar!

Otuz yıla yakın buralarda yaşamış ve bu milleti hakikaten iyi tanımış biri olarak hep söylemişimdir ve yine de söylemeye devam edeceğim ki, can çıkar, huy çıkmaz!

Irkçılık bunlarda genetik!

Kendilerinden başka insanları, insandan dahi görmemek, her gittikleri yerde, milyonlarca insanı katletmek, bunlarda genetik!

Şimdi ise, bu elli, altmış yıldır bir şekilde bastırdıkları huyları, yine ayyuka çıktı işte!

Nedenleri çok!

Daha Trump seçilene kadar Almanya adeta Amerika’nın uydusu gibiydi! 

O kadar ki, ABD’nin siyasetine uymayan bir politikacı olan Gerhard Schröder i, öncelerinde Merkel e karşı pırıl pırıl parlatan ve direkt ABD’den yönetilen Alman medyası, Irak meselesinde ABD ile ters düştüğü için, bir anda alaşağı ediliverdi. 

Çok daha sonra olsa bile buna, eski Cumhurbaşkanı Christian Wulf da eklenebilir!

Merkel, Doğu Almanya kökenli ve Kohl un ‘kızı’ idi! 

Ondan en iyi öğrendiği şey ise, kriz ve sorunlara karşı yokmuş gibi davranmaktadır! 

Bu onun, o veya bu şekilde 16 senedir iktidarda kalmasını sağlamıştır!

Ancak son üç dönem, arka arkaya SPD ile koalisyon yapması, net olarak, muhalefet mefhumu nu ortadan kaldırmıştı! 

İki en büyük parti, birbirleri ile paslaşarak, hem Parlamento ya hem de ikinci önemli yasama organı olan eyaletler meclisindeki çoğunlukları sayesinde, otokontrolsüz yönettiler ülkeyi!

Tabii ortaya çıkan tüm sorunlara da, devasa iç ve iç borçlanmaya da yine beraber üç maymunu oynadılar!

Üstüne de Suriye’ler problemi gelince, zaten bu tür siyasetten bıkan halk, umudunu, PEGİDA olarak başlayıp, partileşen aşırı sağ, ırkçı ve popülist AfD’ye bağladı!

Çünkü Almanlara göre her kötülüğün baş sorumlusu yabancılar dır ve onlar Almanya’yı terk ettikleri zaman, hepsinin durumu bir anda değişecektir!

Avusturya için de bunlar birebir geçerlidir!

Ancak Avusturya lılar, çok küçük bir ülke olsalar da, bir o kadar da daha ırkçılardır!

Unutulmaması gereken şey, Adolf Hitler’in bir Avusturyalı olmasıdır! 

Avusturya yaklaşık 25 yıldır, Nazi Tarihi ile sorun yaşamaktadır. 

Öyle ki eski bir Nazi olan Kurt Waldheim, bu ülkede Cumhurbaşkanı olabilmiş, Jörg Haider ise tam da o zamanlar Avusturya’nın ilk sağ popülist partisini kurmuş ve önemli oranlarda oy alabilmiştir.

Bugün ise Almanya’da AfD Partisi, yani, aşırı sağ ve ırkçı bir parti, Ana muhalefet partisi konumundadır.

Bundan cesaret alan Alman halkı, hangi sınıf olursa olsun, içlerindeki NAZİ yi artık gizleme gereği ni duymamaktadır.

Önemli bir fark var, tarihe bakılınca!

O zaman, bunların tüm şiddeti Yahudilere patladı ise, bugün tüm bu sağ popülist partilerin hepsi İsrail dostu.

İsrail ise bunların!

Sanki holocoustu bu Alman ırkı yapmamış da, Türkiye yapmış, Arap milleti yapmış gibi bir durum ortaya çıktı.

Dünkü çocuk Sebastian Kurz, Avusturya da 7 Camii kapatıp 40 imamı sınır dışı edeceklerini duyurduğunda ben hiç şaşırmadım!

Çünkü bu çocuğun arkasını sıvazlayanlar belli.

Avrupa’da ki en kalabalık ve etkin!

 Yahudi Cemaati Viyana’dadır!

Osmanlı düşmanı Theodor Herzl ın da, onun icadı Siyonizm in de çıktığı yerdir Viyana!

Kurz, o kadar sever ki İsrail'i, ziyareti için harıl, harıl İbranice öğrendiğini gazetelere demeç olarak vermiştir!

Kurz’un İslam’a ve Türkiye'ye nefret duyduğu ise aşikardır. Daha dışişleri bakanı iken yaptığı tüm çıkışlar, bu yönde idi!

Peki Trump’ın bunlarda rolü nedir?

Trump ın siyasi hayatı hepi topu iki yıllık bir şey!

Ancak Trump seçimleri nasıl kazandı?

Aşırı sağ popülizm, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile..

Halen de bunların üstüne tek bir taş koyabilmiş değil. Hoş niyeti de yok zaten.

Almanya’ya gönderdiği yeni Büyükelçi Robert Grenell, Trump’a yakınlığından başka bir meziyeti olmayan biri! 

Ve gelir gelmez de yaptığı açıklamalar, amaçlarını gözler önüne serdi.

Sağ popülist akım ve partileri güçlendirmek!

Almanyayı da, NATO olan borçlarını ödetmek! 

Grenell, aynı zamanda Sebastian Kurz’a hitaben de ‘Avrupa’nın siyasi popstarı’ övgüsünü yaptı ve onun Şeref’ine Berlin in ABD Büyükelçiliğinde yemek daveti vereceğini de ekledi!

Alman siyasiler, özellikle sol ve merkez sağ kesim, bunu “uluslararası diplomasi de görülmemiş bir terbiyesizlik” olarak adlandırmakta geç kalmadılar!

“İç işlerimize karışılmasana asla tahammül edemeyiz!” Denildi Şansöyle Bakanlığından!

Hatta, Alman siyasetinin en büyük looseri ve tek meziyeti Erdoğan ve Türkiye düşmanlığı olan SPD’nin eski Genel Başkanı Martin Schulz “Bu insanın derhal değiştirilmesi gerekiyor. Bizim iç işimize asla karışmak kimsenin haddine değil” çıkışması ile, geçici olarak önemsizlikten bir anlığına çıktı.

E demezler mi Schulz:
Sen aylarca Türkiye ile yatıp, Erdoğan ile kalkmadın mı? Hatta bizim ülkemizde düzenlenen Referandum da açıkça muhalefet e yardım ve yataklık etmedin mi?


Bunlar mübah tı da, siz yapınca oluyor du da, size yapılınca mı olmuyor? 

Ancak Trump, çok tehlikeli olsada akıllıca bir tertibe girdi!

Euro ve AB karşıtı güçleri destekleyerek, orta vadede AB yi ve kısa vadede Euro yu darmadağın etmenin peşinde, ve bunu da başaracak gibi gözüküyor!

Peki bunu niçin yapıyor? Çünkü “Make America great again” yani ABD yi tekrar büyük yap, ancak “make Europe small” yani AB’yi küçük yap ile oluyor da ondan!

Ticari savaşa başladı bile! 

Ek vergiler ile AB ülkelerinin üstüne yürüdü! 

Elbette AB de buna karşılık eylemlere ve ceza vergilerine başvurdu! 

Ancak AB Amerika’ya Otomobil, gıda, çelik, makine ve otomasyon gibi büyük sektörlerin ihracatını yaparken, ABD den çok az miktarda ihracat alıyor (viski, portakal suyu ve fıstık kreması gibi)!

Yani bu ticari savaşın mağlupları şimdiden belli gibi!

Gelelim Türkiye’yi ilgilendiren bölümlere!

Bu ticari savaş başlamışken, zaten aşırı milliyetçi olan Amerikalılar, Mercedes yerine Lincoln'u, Chevrolet'i, Buick'i ya da Japon araçlarını tercih ederler! 

Kendi ekonomilerini düşünerek, Made in Germany, ya da Made in EU Ya bakmaz, Amerika markalarına yönelirler! 

Tıpkı geçmişte olduğu gibi!

Peki Avrupa bu zararları göz önünde iken, Türkiye gibi önemli bir Pazarı kaybetmeyi göze alabilirler mi?

Bence alamazlar ve işte şimdi, akıllıca yürütülen bir ekonomi strateji si ile, şu AB’nin ağzından tehdit olarak düşürmediği “gümrük anlaşmasını” ellerinden koz olarak almanın tam vaktidir!

Diğer yanda ise, Üç milyonu Almanya’da olmak üzere, beş milyon gurbetçi vatandaşlarımıza uygulanan ve yukarda geniş yer verdiğimiz olumsuzlara karşı da dimdik gereken cevapları verme vaktidir!

O insanlarımızın arkalarında şahsiyet sahibi, güçlü bir devletlerinin olduğunu, AB'ye ve özellikle de bu iki Alman ırkı devletine dikte etme vaktidir!

Kısa ve orta vadede, İstanbul, dünyanın gözbebeği olmaya adaydır! Yavaş, yavaş bunun işaretleri, global finans sektörlerinden gelmekte, önemli fonlar, Türkiye’yi, güvenli bir ticari partner olarak görmektedir!

Bunları ise, güçlü ve istikrarlı bir iktidar, yani Cumhurbaşkanı, Hükümet ve parlemento üçlüsü ise olabilecektir!

Sayın Erdoğan, bu çevrelerin güvenini kazanmayı başarmıştır. Yapıcı, inovatif ve büyümeye endeksli bir siyaset ile bugünlere gelindi!

Şimdi ise, yıkıp, dökmekten, hazırı yemekten, satmaktan başka hiçbir proğramı olmayan, gerçekten de tek bir aklıselim fikir ortaya koyamayan, diğer aday ve partilerinin bu fırsatları törpülemesene izin vermeyecektir Aziz milletimiz! 

Ben buna tüm kalbim ile inanıyorum!

Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber