Yaşasın Holywood, Hurah for Holywood!

Adolf Hitler UFA'yı kurduğunda, Churchill'in de tabii haberi olur. Verdiği cevap ise: ‘Yahudilere kral disiplinlerinden mi saldıracak? Aptal!'

O zaman, Hitlerin propaganda Bakanı Dr. Josef Gorbelsdi.
Ve Almanya'ya seçilmiş bir düşman gerekiyordu, bulundu da Uluslararası Yahudiler, siyonizm!

Ariyer ırk olarak Almanları gören bir Avusturyalı onbaşı, sihirli ellerin sayesinde, absürt olaylar zincirleri ve 'şimşek savaşları' sayesinde, çok kısa bir sürede, Almanya'nın Führer'i olmuştu.

Polonya, Çekoslovakya, Belçika, Hollanda, hatta 'Le grande nation' yani büyük ulus Fransa, İsveç, Norveç, Yunanistan, Yugoslavya, İtalya… bir anda yuttu.

ABD bunları seyretti!

Ve Japonya Almanya ile bir olup, güya ABD'nin tüm istihbaratına rağmen(?) Pearl Habour'a saldırmalar idi, İngiltere'ye gizliden yardımın ötesine pek de bu savaşa girmeye taraftar değillerdi.

Hitler'in belini önce Rusya, sonra Afrika ve nihayetinde savaşa dahil olan ABD kırdı.

Seçilmiş düşman, yahudilerin ise bir devleti oldu!

E, Amerika bu, durur mu?

Bu kez de kendilerine bir düşman seçtiler. Rusya, akabinde SSCB!

Bunun sayesinde ise Kore harbi, Vietnam savaşları yaşandı.

Özellikle Vietnam, ABD'nin travması haline geldi.
Sonra da Küba.

Ancak, komünizmi bahane ederek, dünyayı ikiye böldüler ve cihan jandarması oldukları için de NATO şemsiyesi altında topladıkları tüm ülkelere bir güzel üsler kurdular.

Bu durum bugüne kadar devam etmekte.

Yani kendi vatanlarının dışında en çok askeri üsse sahip olan ülke, şüphesiz ki ABD dir.

Sıra artık yeni bir düşmana gelmişti.

Çünkü SSCB ve Varşova paktı ülkeleri, uyguladıkları tekel ekonomi ile devletçi üretim ile nefeslerini son delikten almaya başlamışlardı.

Kızıl ayı yaralıydı!

İşte o zaman Beyaz Saray'a alışılmışın dışında bir isim taşındı!

Ronald Reagan!
Reagan eski bir filim artisti, dolayısıyla ABD yahudi lobisinin en güçlü olduğu Holywood'da bunların gücünü görmüş, desteklerini almış ve seçilmişti!

İşi de basitti, çünkü bir rol oynayacaktı.

Tıpkı ondan önceki ve sonradan gelecek olan tüm ABD başkanları gibi, sadece bir aktördü.
Fakat yakın tarihin en başarılı Başkanı olarak tarihe geçecekti. Her ne kadar kendinin bundan haberi olmasa bile.

Ortada bir yaralı ayı vardı. Rus ayısı!

Reagan, 'SDİ' diye bir program başlattığını, bol sözlü bir hitabe ile dünyaya tanıttı!

Basının alay edercesine 'Star Wars' yani o zaman çok popüler bir filim adı 'Yıldızların Savaşı' diyerek yazdıkları programın konusu, uzayda bir takım silahlı uydular ile ABD'yi ve tabii fiyatı mukabilinde hangi devlet isterse, onları SSCB'den gelecek olan Interkontinental atom füzelerine karşı koruyacak bir kalkan oluşturmaktı.

Batı dünyasından bu iş için ABD, yüzlerce milyar dolar aldı.

Araştırma ve geliştirme için tabii.

Bu asıl hedefi olmasa da ABD iyi para kaldırdı!

Fakat asıl hedef, Rusya'yı gaza getirmek, tuzak kurmaktı.

Rusya ise bu zokayı yuttu.

Elinde zaten olmayan paralar ile sürekli daha yeni, daha modern füzeler geliştirmeye başladı.
Sonuç malum.

Rusya battı.

SSCB dağıldı.

Ve bu esnada ABD'ye en büyük katkıyı veren Almanya'nın mükafatı ise eski Doğu Almanya oldu!

Artık ise sıra, yeni ve hiç tükenmeyecek bir düşman bulmaya gelmişti. Ve hemencecik de bulundu zaten: İSLAM Dünyası!

Bugüne kadar devam eden ve de edecek olan düşman!

Bunun ilk numunesini ise ABD yıllar önce zaten kendisi hazırlamıştı: El Kaide.

Bin Ladin'i vakti ile Bin Ladin yapan, malum baba Bush'du, tabii o zamanlar daha CIA direktörü idi kendisi.

Humeyni'yi Şaha karşı nasıl yetiştirdiler ise Saddam'ı ve Hüsnü Mübarek'i nasıl yetiştirdiler ise Bin Ladin'i de öyle yetiştirmişlerdi.

Tabii El Bağdadi'yi de!

Ve tabii şimdi öldürdükleri Süleymani ve Libya'daki Hafter'i yetiştirdikleri gibi.

Onun için de şu an içinde bulunduğumuz durum da iyi bir Holywood senaryosundan başka hiçbir şey değildir.

Holywood'u Holywood yapan ise Pentagon'dur.

Çünkü o meşhur Sunset Bulevard'ın en güzel noktasında, Pentagon'un bir şubesi vardır.
Giriş katı haricinde, sırası ile:
Army,
Navy
Marines
Air Force, yani

Kara Kuvveleri,
Deniz Kuvvetleri,
Deniz Piyadeleri,
Hava Kuvvetlerinin katları bulunmaktadır.

Filim stüdyoları oraya giderler, senaryolarını verirler ve bütçelerini alır filmlerini çekerler.

Tabii bu filimlerde muhakkak ABD kazançlı veya muzaffer çıkmalıdır.
Ordu muhakkak kahramanlaştırılmalıdır.

Bakınız: Rambo, Rocky, Chuck Norris filimleri, Er James Ryan etc.

Yoksa siz hiçbir 'İslami Terör örgütünün' İsrail'e saldırdığını gördünüz mü?
Şimdi sakın 11 Eylül olayları demeyin lütfen!

Aslında Holywood, ABD'nin gayr-ı Resmî propaganda organıdır.

Bugün gilim endüstrisi, medya, sosyal medya, komple ve tamamen kimin elinde?
Evet siyonistlerin elinde.

Çünkü bakınız Facebook'un sahibi bile Marc Zuckerberg isimli genç bir yahudi!

Şimdi olup bitenleri iyi anlar isek, yarın olacakları da iyi anlarız demektir.

Tabiri caizse it, iti ısırmaz!

Ben şahsen ABD'nin direkt İran'a saldıracağını düşünmüyorum.
İran da direkt ABD'ye saldırmaz.

Taşeron bir iki örgüt, oraya buraya bomba, güze atar. Olur biter.

Asıl tehlike ise bizi bu işin çekme çabalarıdır.

İran'da ABD'de bu teklifi açık, açık yaptılar zaten.

Çünkü asıl hedef ne Irak'tı ne Suriye ne Lübnan ne Mısır ne de İran.

Asıl hedef, başından beri Türkiye'nin başını bu işler ile bağlamak, meşgul etmek idi.

Kısmen de başarılı oldular.

Ancak şimdi kurulan oyun, hepsinden tehlikeli.

Türkiye ve hemde Rusya'yı bir girdabın içine çekme oyunu.

Türkiye, asla bu girdaba girmemeli ve uluslararası platformda ombudsmanlık yani arabuluculuk rolünde olmalıdır.

Rusya nasıl dost değil ise ABD'de değildir, İran hiç değildir. Tarih boyunca olmamıştılar, bugün den sonra da asla olmayacaklardır.

Aslında zaman bizim Leh'imize çalışıyor.
Tabii bunu görebilir, akılcıl ve zeki bir diplomasi uygularsa.



Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber