Kadın, siyasetin vitrini değildir !

Ne yürek ne de bilginin cinsiyeti yoktur.. Siyaset bir strateji belirleme, devlet işlerini düzenleme, halkın menfaatini koruma sanatıdır. Aslında kadının evinde yaptığı da aynen bu stratejinin minimalize şeklidir.

Kadına ülkemizde biçilen değer sadece bazı alanlarda başarılı olmalarını sağlamış ve o alanın dışına çıkmasına izin verilmemiştir.. Her ne kadar tarihinde bir kadın başbakan ile yönetilmiş olsakta sonrasında bu sınırlar yine çizilmiş ve kadına biçilen rol değişmemiştir. Kadına verilen alan o kadar kısıtlıdır ki bu alanın dışına çıkmaya çalışanların başarıları bir şekilde mutlaka engellenmeye çalışılmıştır. Aslında bu yapısal olarak "kadından emir almamak" düşüncesinin dile getirilmemiş halidir.. Erkek kadına değer vereceği yerleri bile kendi belirlemek ister. Örneğin; kadın öğretmen muhteşemdir alkışlanır, kadın (cerrah olmadığı sürece) doktor olabilir çok sevilir, kadın bankacı olabilir, kadın hemşire olur çok güvenlidir. Ancak bir pilot kadına çok güvenemez insanlar, bir beyin cerrahı bayana güvenmezler, hatta bir jinekolog bayana bile güven çok azdır, diş doktoru bir bayan ülkemizde yeni yeni kabul görmüştür. Dolayısıyla insanların kadına güveneceği alan sınırlandırıldığı için başarılarının da önüne bir duvar örülmüştür.

Hal böyleyken ülke yönetiminde bir kadın olması, bazı kesimlerin pek hoşuna gitmez. Oysa tüm bu bildiklerini ona öğretende bir kadındır, düşünemezler. Erkek egosu bir kadının karşısında önünü iliklemeyi kabullenmez. Bu yapıyı üzerimizden atmadığımız sürece de çok fazla ilerleme kaydetmemiz mümkün değildir.

Ülkemizde sosyal sorumluluk projelerinde, sivil toplum kuruluşlarının başında hep bir kadın görmek isteriz. Ancak o kadının sadece orada kısıtlı bir alanda olması bizlerin içini ferahlatır. Daha fazla ilerlemesi ve bu başarısının daha büyük kitlelere yayılması bizleri rahatsız eder millet olarak.. Çünkü o büyüdükçe bizim onun önünde saygıyla duruşumuzda farklılaşacaktır

Kadının içerisinde olmadığı yerde bereket olmaz. Kadın, her durumda etrafındakileri kendi alanına çekecek ve hissettirmeden yönetecektir. Kadın, ailesini istediği gibi şekillendirme yeteneğine sahiptır. Kocasına, babasına, oğluna ikna kabiliyeti sayesinde herşeyi yaptırabilir.  İnandığı şeyler uğruna bin tane erkek yüreğine sahip olabilir bir kadın.. Doğruluk, yapısı gereği (annelik duygusu etkilidir ) önceliği olacaktır. Kadın, ev ahalisinin siyasetteki oylarının nasıl kullanılacağını bile belirler. Aslında son şekli kadın verir ama maalesef ön plana çıkmasına izin verilmez. Bu kadar etkili olduğunu bildiğimiz kadınlarımızın ülke yönetiminde azınlıkta olması bizlerin ilerlemesini geciktirecektir. Bu demek değildir ki ülkemizde kadına hiç hak verilmiyor? Tabiki sınırlı olarak kadının her alanda yeri var. Ama bu kesinlikle kendi azimleri, kendi hırsları ve başarıları sayesinde.

Kadının sosyal hayatta, siyasette, iş dünyasında aktif görevleri olmadığı sürece o toplum üçüncü dünya ülkesi olmaktan ileri gidemeyecektir.
OGÜNhaber