Bayrak indirme cüretinin asıl faili ve suskun ortakları

Türkiye’nin sinir uçlarıyla oynanan her süreçte karşımıza çıkan değişmeyen bir gerçek var: Provokasyonun adresi hiç şaşmıyor.

Son olarak yaşanan bayrak indirme hadisesinin de bir numaralı sorumlusu, geçmişiyle ve bugünkü siyasal pratiğiyle Dem Parti’dir.

Bu ülkede terörden beslenen, yıllarca Kürt vatandaşlarımızın sırtında kambur gibi taşınan bu yapı ve onun öncülleri, hiçbir zaman ne Türkiye’nin birliğine ne de Kürtlerin gerçek huzuruna hizmet etmiştir.

Aksine, her dönemde gerilimden, kaostan ve ayrışmadan beslenen bir siyaset tarzını tercih etmişlerdir.

Kürt Kimliği Üzerinden Yapılan En Büyük İhanet

Bu noktada özellikle altını çizmek zorundayım:
Ben Kürt asıllı bir Türk vatandaşıyım.

Ve tam da bu yüzden Dem Parti’nin ve benzeri yapıların yaptığı provokasyonları, sadece devlete karşı değil; Kürtlerin onuruna karşı işlenmiş bir ihanet olarak görüyorum.
Kimse Kürt kimliğini, bayrağa uzanan elleri meşrulaştırmak için kullanamaz. Kimse Kürtleri bu ülkenin ortak değerleriyle kavgalı bir topluluk gibi gösteremez.

Dem Parti ve selefleri yıllardır “Kürtlerin temsilcisi” söyleminin arkasına saklanarak siyaset yaptı. Oysa yapılan şey, Kürtlerin gerçek sorunlarını çözmek değil; Kürt kimliğini terörün ve provokasyonun aparatı hâline getirmek oldu.

Bu, Kürtlere yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Huzur İklimi Her Defasında Bilinçli Şekilde Sabote Ediliyor

Türkiye’de ne zaman bir normalleşme adımı atılsa, ne zaman toplumsal barış adına bir kapı aralansa, aynı kirli senaryo devreye giriyor.
Bayrak indirmeler, yakmalar, sokak çağrıları, kışkırtıcı açıklamalar…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve toplumun geniş kesimlerinde “acaba bu kez olur mu?” umudu uyandıran son süreç de yine Dem Parti’nin provokasyonlarına kurban edilmiştir.

Bu bir refleks değil, bir tercihtir.

Çünkü bu yapı için huzur demek; siyasi varlık nedeninin ortadan kalkması demektir. Gerilim biterse istismar bitecek, istismar biterse siyasetleri çökecektir.

Bayrağa Uzanan El, Hepimize Uzanan Eldir

Bayrak; Türk’ün de, Kürt’ün de, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak namusudur.
Bayrağa uzanan el, sadece devlete değil; birlikte yaşama iradesine, ortak geleceğe ve toplumsal barışa uzanmış demektir.

Bu yüzden bu tür cüretlere karşı tavır net, açık ve tavizsiz olmalıdır.
Ben Kürt asıllı bir Türk vatandaşı olarak şunu çok açık söylüyorum:
Dem Parti’nin bu provokasyonlarına asla geçit verilmemelidir.

Bayrağımıza uzanan eller karşısında sessizlik, zayıflık değil; suç ortaklığıdır.
Bu tür eylemler karşısında devlet, hukuk içinde ama en sert ve en caydırıcı refleksi göstermek zorundadır. Çünkü müsamaha, yeni provokasyonların davetiyesidir.

Artık Maskeler Düşmüştür

Dem Parti için artık kimsenin “iyi niyet” parantezi açacak lüksü kalmamıştır.
Her huzur arayışında sahneye çıkan bu sabotajcı tutum, bu yapının Türkiye’nin geleceğinde nerede durduğunu açıkça göstermektedir.

Kürt kardeşlerimizin onuru; bayrağın indirilmesiyle değil, hukukla, demokrasiyle, gerçek temsil ve samimiyetle korunur.
Ve artık şu gerçek yüksek sesle söylenmelidir:
Bayrağı indiren el kadar, o ele yol açan siyaset de sorumludur.

Bu ülke, provokasyonlarla değil; ortak değerlerle, ortak akılla ve ortak vicdanla büyüyecektir.

Kalın Sağlıcakla…

OGÜNhaber