Ilımlı İslam..

Yüce dinimiz 1439 hicri yılında. Hicrette ve ondan önce Peygamberimiz Hazreti Muhammed-sav-610 miladi yilinda tebliğe başladı. Onun tarafından tebliğ edilen güzel dinimiz. Son din son peygamberle tebliğ edildi.

Bize nazil olan Kuranı Kerim açık açık bizlere yaşamla ilgili ticari, siyasi, iktisadi, kadın hakları, kul hakkı. Günahlar ve sevaplar. Tek tek bize bildirildi. Peygamberimiz-sav- veda hutbesinde

-Allahım sen şahid ol, diyerek üç defa tebliğ ettiği bize intikal etti.

Ilımlı islam ne demek dostlarım? İslamın ılımlı ya da ılımsızı var mıdır? İslam dinimiz tek din bir reforma ,ihtiyacı yoktur.

Çünkü peygamberimiz-sav- size bir emanet bıraktım ona sımsıkı sarılın, diye vasiyet etti.

Kuranı Kerim kıyamete kadar rehberimiz olacak diye bırakıldı.

Bugünlerde genç bir veliaht olan bir prens, ülkesini şeriatla yönettiğini hayal eden ılımlı İslamdan bahseder.

Aslında yönettiği ülkesi şeriat adı altında şeriatla uzaktan yakından alakası ilgisi olmayan bir yönetim tarzı.

Tam bir vahabi zihniyetinde yönetilmekte.

Size uzun uzun vahabbiliği yazmayacağım ama bir kaç örnek:ölülere saygısı olmaz. Hazreti Peygamberimiz artık vefat etmiştir diyerek kabir ziyareti yasaklı.

Tasavvuf ve tesbihatı; küfür sayan mezhebtir vahabilik.

Kadının hakkı ve hukuku olmayan, kendi vatandaşını ön plana çıkaran, köle ve işçi çalıştırmada rahmet olmayan din anlayışıdır. aslında bu vahhabilik tahrif hareketlerinin bir çeşididir. Muhammed abdul vahab vahhabiligin kurucusu(!)

İyice  baktığımız ve incelediğimiz zaman bugünlerde DEAŞ fikirleriyle neredeyse aynıdır.

İslamın ılımlısı ılımsızı olmaz. Dostlarım güzel dinimiz tek din. Kitabımız kuranı kerim Peygamberimiz Hazreti Muhammed-sav-dir.

Ilımlı İslam kelimesi hani şu bizim ülkede sahte mürşid fetö'nün öne sürdüğü son yirmi yılda dinlerarası diyalog bu proje de aslında bir vatikan projesidir.

İlk karşımıza Türkiye de çıktı dinler arası diyalog.

Ama yaptıkları planı 15 temmuzda bozduk Allahın izni ile.

Bu plan bozulunca şimdilerde kendini ortadoğu müslümanlarınınlideri sayan Suud idaresi aynı çorbayı tekrar pişirip önümüze koydu.

Bu sefer dinler arası diyalog değil, ılımlı islam adı altında.

Biz ehli sünnet vel cemaate inanmış, Türk milleti ve Arap müslüman kardeşlerimiz bu oyuna gelmeyecekler inşaallah.

Bizlerin, Kuranı Kerime ve Hazreti Peygamberin -sav- hadislerine sımsıkı sarılması gerek.

Ve işlimize geldiği gibi kuranı kerimi yorumlamamalıyız.

İyi okuyup dinimiz dinimizi tanımamız lazım. Neyi günah neyi helal ve Allahın koyduğu şeriata uymak bize düşer.

Sözlerimi sonlandırıken sultan Abdulhamid'İn ölüm döşeğindedki duasına kulak verelim:

Allahım bizi sahte kurtarıcılar ve kurtuluşlardan kurtar. Ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları ve gerçek kurtuluşu nasib eyle. Amin.


"O: 'Dini ikame edin ve onda ayrılığa düşmeyin' diye dinden Nuh'a buyurduğunu, sana vahyettiğimizi ve İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya buyurduğumuzu sizin için de bir şeriat kıldı. Müşrikleri kendisine çağırdığın şey onlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve gönülden yöneleni kendine iletir." (şura 13)

Tefsir ve hadislerde kalplerimizin buluşması dileğiyle.
OGÜNhaber