Kadın deyip geçmeyin ayaklarının altında cennet var!

Osmanlı tarihi ve İslam tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (asm) veda hutbesini hatırlayalım. Cahiliyye karanlığında, kadınların eşya gibi görüldükleri ve hiçbir haklarının olmadığı bir dönemde kadınların erkekler üzerinde hakları olduğunu haykırmış ve "Kadınlar sizlere emanettir, onlara iyi davranın" diyerek onların haklarını sıralamıştır.

Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş ve eğitilmesi konusunda erkekle eşit tutulmuştur. Hz. Aişe (r.a) bir hadis hafızıydı. 2210 tane hadis ezberlemiş nakletmiştir. Zamanının müşkül mevzularını ona gelip sorarlardı ilim sahibiydi, keskin zekasıyla meşhurdu.

Yine sahebe hanımlardan Nesibe Hatun Uhud savaşında Peygamberimizin yanında kılıç sallamıştır. Savaşta yaralılara koşan Ümmü Süleym ve Hz. Aişe (r.a) da unutmamalıyız. Savaş sonrası erkeklere verilen kadar savaşa katılan hanımlara da ganimet verilmesi uygulaması İslam'ın kadına ne kadar değer verdiğinin önemli bir örneğidir.

Peki Osmanlıda durum neydi?
Osmanlı sadece kadına değil bütün canlılara kol kanat geren adeta bir merhamet imparatorluğu idi. Hangi medeniyet vardır ki ev imar ederken yapının bir kenarına kuşlara da aynısından birer "evcik" kondursun? Hangi imparatorluk vardır ki padişahı "aç hayvanlara yiyecek dağıtıla, dağlara tepelere çuvallarla buğday, et döküle kurtlar kuşlar aç gezmeye" diye ferman çıkarsın?

İşte bu imparatorlukta "Halime Hatun"; Osman Gazi'yi yetiştirip büyüten, ilk terbiyeyi veren. 600 yıllık çınarın ilk tohumlarına vesile olan değerli kadın. Ve yine Osman Bey'in hanımı "Malhun Hatun" ki hem yol arkadaşı hem desteği hem eşi Orhan Bey'in annesi.

Fatih Sultan Mehmed Han'ın annesi. Çağ açıp çağ kapatan bir imparator ve arkasında en büyük desteği annesidir.

Sekiz yıllık saltanatında Osmanlı topraklarını 2.5 katına çıkaran, yabancı tarihçilerin "Sekiz yıl daha saltanat sürse dünyayı fethedecekti" dedikleri Sultan Yavuz Selim Han'ın annesi "Gülbahar Ayşe Hatun" sayısız vakıf eserleri hizmetleri ile iz bırakmış hanımlardandır.

Maalesef bugün birçok İslam ülkesinde görmekteyiz ki kadının adı bile yok, eve hapsedilmiş, hiç bir faaliyeti yok, hakkı yok. Ve bu ülkeler şeriat ile yönetildiklerini iddia ediyorlar. Şeriat Allah'ın koyduğu kanunlardır, bu kanunlarda kadın emanettir, kadına zulüm yoktur.

Ülkemizde ise durum yasalarla kontrol edilmeye çalışılıyor ancak son on yılda gördüğümüz, duyduğumuz haberlerde kadına uygulanan bu şiddet yüreğimizi acıtmaktadır.

Hadi eskiden "Okumamış kesim, eğitim almamış kesim kadının kıymetini de bilmez" deniyordu. Şimdi her şehirde neredeyse 2-3 üniversite var. Bakıyorsun gayet iyi eğitimli, hatta güzel işi imkanları var kadına şiddet uyguluyor. Bazen bakıyorsun medyada örnek şahsiyet, her kes tanıyor, şiddetle gündeme geliyor. Demek ki bunun diplomayla ilgisi yok, bu tamamen ahlakla ilgili bir durum. Ve İslam ahlakından uzak kalmanın sonuçları.

Biz İslam'a göre kadını anlayıp sünneti bilseydik değil el kaldırmak onları emanet bilip baş tacı yapardık. Kadına şiddet hem Peygamber Efendimiz'in vasiyetine hem de emanete ihanettir.

Allah bizi emanete hakkıyla sahip çıkanlardan eylesin.

Son olarak yine bir Hadisle kapatmak istiyorum "Cennet annelerin ayakları altındadır."

Allah'a emanet olunuz!
OGÜNhaber