Seçim, doğru kelime ve cümleler..

2002’den bu yana 5 genel, 3 mahalli, 3 referandum olmak üzere 12 seçim yapıldı. O zaman 41,5 milyon olan seçmen sayısı bugün 59,5 milyon. 16 senede 18 milyon artış.

Bu seçim hepsinden önemli. Gerek PKK; gerek Fetö artık eskisi değil. Güçleri kırıldı ciddi manada. Çok şükür. Bu seçimden sonra birçok şey sıfırlanacak. Yeniden yapılanacak.

Türkiye AK Parti döneminde ciddi yapısal değişimlere sahne oldu. Bu gerçeği dillendirmek insanî bir görev. 

Mesela; 

Evvela, ABD ayda 65 milyar dolar karşılıksız para basmaz ise ekonomisi sabahleyin çöküyor. Çok şükür bizim ekonomimiz reel. Devletimiz kendini ve halkını bu geçici, sonu hüsran, sanal refaha alıştırmadı.

Saniyen, bir başka örnek; AK Partiden önce isteyen herkes banka kuruyordu. Sonra paravan şirketlere kredi adı altında milletin mevduatını aktarıp sırra kadem basıyordu. Ve bunu biz ödedik 50 milyar dolar. Bir bankada yüz bin sanal Hasan ismi çıkmıştı. 

AK Parti şunu dedi; madem banka kuracaksın getir 500 milyon hazineye teminat. Velev sen batarsan ben bunu senin parandan öderim. Ve bıçak gibi kesildi hortumlar. Ve bu teminat mevduat artışıyla da doğru orantılı olacak.

Salisen, Filistin’de, Arakan da Müslümanlar ve dahi tüm dünyada mazlumlar Türkiye’yi bekliyor. Biz olmazsak çok daha büyük şeyler tehlikede.

Rabian, Afrin’de bir destanın önü açıldı Münbiç’le güzelleşti. Daha taçlanmadı. Telafer’de kardeşlerimiz nerede kaldınız diyor. Hatta israil’de Ortodoks İsrailliler –Osmanlı zamanında rahat idik diyor. Bu ses büyüyerek yayılacak, yayılacak, ötelere çok ötelere gidecek inşallah.

Hamisen, nükleer de iddialı hale geliyoruz. Akabinde otomobil ve uçak sanyiinde. Türkiye 800 adet yük gemisini yeniliyor. 1950’de 500 milyon ton olan dünya deniz ticaret hacmi 18 kat artarak 9 milyar tona ulaştı. 3 tarafı deniz olan ülke olarak bundan daha çok istifade etmeyi konuşmalıyız. Dünya bor madenlerinin % 72 si bizde. Canlanan bir ipek yolu. Daha neler neler.

Bu değişimlerin devam etmesi gerek.

Bu seçim muhalefette de bir dil değişikliği,ne sebep oldu. 20 sene önce şiddetle karşı çıkılan, yuhalanan gerçeklere bugün sahip çıktılar geç de olsa. Daha dün Kürtçe şarkı diyene çatal-kaşık atanlar gün geldi inkar sırasına girdiler “yok ben yapmadım” diye. Dileriz, bundan gereken ders alınır, Şeriata karşı söylenen kelimeler ve cümle kalıpları tekrar gözden geçirilir. Şeriat, İslam’dır.

Şunu unutmalayım ki; zamanın mahiyeti hep akıp gitmeyi, yenilenmeyi gerektirir.

Tüm seslere kulak vermeyen yok oluyor dünya genelinde. Bizim kimsenin pozisyonuna el koyma niyetimiz yok. Sadece tekliflerimizi sunuyoruz. Konuşmaya geldik savaşmaya değil düsturunca.

Hayatta bazen zor kararlar almak zorunda kalırız. Parti sınırlarının ötesine geçen vekiller göreceğiz, inşallah. 

Sağ-sol..şu bu..önemsiz. Asgari müştereklerde buluşmamamız için hiçbir neden yok. İşsizlik, dağılan aileler, uyuşturucu, ahlakî yozlaşma..vb. nedenler partiler üstü bakışla ele alınması gereken konular. Hepimiz Anadolu çocuğuyuz. Aynı koyunun eti, aynı tarlanın buğdayı ile büyüdük. Bunlara odaklanmalıyız. Dolayısıyla bizi motive edecek kelime ve cümle kalıplarını değiştirmeliyiz. Kelimelerin bio-kimyasal gücü vardır. Hepimiz bazı kelimelere acı veya mutluluk bağlarız. İşte mesele bunları ortaklaştırmada. Olayları hangi kelime kalıplarına döktüğümüz önemli. Bir yada birkaç ayrışmanın tüm siyasî söylem ve davranışlarımıza hükmetmesine müsaade etmemeliyiz.

Fikirler farklı olsa da acı ve zevklerimiz bir çok noktada birleşebilir. Nereye gitmek istediğimize odaklanalım, nelerden korktuğumuza değil. Barış-uzlaşma dilini asla bırakmayarak ki terminolojiyi kaybetmeyelim. Siyasîler topluma öğrenilmiş iyimserliği aşılamalı. Doğru kelime ve cümle kalıplarının; müzakereyi güçlendirici, çatışmayı engelleyici güçleri vardır. Siyasîler korku kelime ve cümle kalıplarından siyaseti temizlemeliler. Bizi birleştiren şeylere, bizden yardım bekleyen mazlumların çığlıklarına çözüme odaklanalım. İnançların çoğu kelimelerle şekillenir ve değiştirilmeleri de mümkün. 

Kıbrıs barış harekatını sağ-sol koalisyonun yaptığını unutmadan.

Siyasiler el sıkışırsa biz halk olarak kendimizi daha rahat hissederiz. Kimsenin rol yapmak zorunda kalmadan yaşadığı hayat istiyoruz. Bizim daha çok bilgilenmemiz gerek. İlim, bilgiye dayalı kararlar almamıza vesile olur.

Karşıdakine biraz hak vermeyi denemeliyiz. Bazı sorunların üstesinden birlikte gelinir. Siyaset bir hazine avcılığı değildir. Taşıyıcılar fikir üretemez. 

İnsan kızarsa ne olu? Kontrolü kaybeder ki karşının istediği de bu.!

Barış ve huzur içinde bir seçim diliyoruz. Oy mutlaka kullanın. Değişime ortak olun.

Selam ve dua ile. Bi hürmeti Taha ve Yasin.
OGÜNhaber