05.10.2017 06:52 Güncelleme Tarihi: 05.10.2017 17:17 22401 Okunma

Metal yorgunluğu filan..

Pilotluk eğitimi almış biri olarak diyebilirim ki; metal yorgunluğu, inşaattan sonra en çok havacılıkta kullanılan bir terimdir.

Metal yorgunluğu filan..
Belli bir uçuş saatini aştıktan sonra, uçağın gövdesini oluşturan metal kısmın zamanla molekül yapısının zayıflayarak direncinin azalması demektir.

Çürüme ya da paslanma falan değildir. Sağlam görünür ama moleküller birbirinden uzaklaştığı, zayıfladığı için dayanıklılığı azalmıştır.

Bunlar belirli sürelerde yapılan çeşitli kontrollerde tespit edilip, yorulan kısım değiştirlir.

Ancak, bilindiği üzere uçak uçmaz. Uçağı pilot uçurur.

Ve pilotlar belli bir saatin üzerinde uçuş yaptıklarında (ki bu 5 saattir yanılmıyorsam) yorgun düşerler ve olası bir tehlikeli durumda doğru karar veremezler.

Hatta iniş ve kalkışlarda hatalı iniş kalkışlarla kazaya sebebiyet verirler.

Atlantik aşırı uzun uçuşlarda uçaklarda iki ekip bulunur. Kabin görevlileri ve pilotlar beş saat sonra vardiya değiştirirler.

Uçak kırımlarında ise ilk kuşku pilotaj hatasıdır. Metal yorgunluğu son seçenektir.

Hava Yolu şirketleri ve dahi uluslararası büyük ölçekli şirketler ortalama 10 yılda bir, mental yorgunluğa karşı ya politikalarını ya da CEO’larını değiştirirler ki CEO değiştirmek de bir anlamda politika değiştirmektir.

Madem konu havacılıktan açıldı, bir bilgi daha aktarmama izin verin.

Touch and go diye bir şey vardır. Bu halk arasında pisti pas geçmek olarak bilinene benzer bir durumdur.

Pas geçmek; inişteki bir uçağın piste konmayıp yeniden havalanmasıdır.

Pisti kısa karşılamıştır, iniş takımları açılmamıştır, pistte uçak vardır v.s

Touch and go (Kon ve Kalk diyebiliriz) uçak piste konar ve herhangi bir olumsuzluktan dolayı motorlara yeniden güç yükleyerek yeniden kalkılır.

Bir piste defalarca kon kalk yapmak, defalarca pas geçmekten daha risklidir.

Neden bu kadar lüzumsuz bilgiyi size verdim?

Uzun süredir AK Partide ‘METRAL yorgunluğu’ndan söz ediliyor ya, ben de bu metafora metaforla yanıt vermek istiyorum.

Parti metal yorgunluğu diyerek teşkilatta, belediyelerde v.s her yerde değişikliğe gidiyor.

Başlangıçta, tüzüklerinde en beğendiğim şeydi ‘Üç dönem Kuralı

Bu kural bir sebepten sakıt oldu.

Parti usta pilotu sayesinde defalarca kon kalk ve pas geçişlerle havada kalmayı bir şekilde başardı.

Ancak, olan metal yorgunluğu değil, mental yorgunluktur.

Evet, metal yorgunluğu olabilir ama göreceksiniz ki o parçaları değiştirerek soruna çözüm bulunamayacaktır.

Çünkü mental yorgunluktan, akıl, zihin yorgunluğundan bahsedilmemekte.

Partinin bugüne kadar yürüttüğü akıl toplumun büyük bir kesiminde teveccüh görmüş ve partiyi götürebilecek en üst noktaya taşımıştır.

Uçaklar maksimum 15.000 metrede uçmak için tasarlanmıştır, menzile gore ortalama 10.000-12.000 metreye yükselir, sonra yine menzile göre bir süre düz uçuşta kalır ve sonra iniş için alçalmaya başlar.

Yani zirveden sonra gidilecek tek yer aşağısıdır. Eğer durmak istemiyorsanız.

Uçağı tırmanma zirvesinden daha yukarıya zorlarsanız parçalanır.

Kalabileceği süreden daha uzun süre havada tutmak isterseniz düşer.

Yakıt ikmali havada yapılabilse de, yıpranan parçalar yerde değiştirilir.

AK Parti 7 Haziran’da başarılı bir manevra gibi görünen kon kalk yapmak yerine, bir yumuşak iniş yapsaydı bugün bu telaşı, bu endişeyi, bu kan kaybını yaşamayacak, zindeleşecekti.

Sadece parti değil, seçmende de yorgunluk var.

Var olduğundan beri, çare gördükleri için AK Parti’ye oy veren, hatta parti üyesi pek çok kişiyle sohbet ediyorum.

Artık çare gördükleri için değil çaresizlikten AK Parti’ye oy verdiklerini açıkça söylüyorlar.

Hatta birisi dedi ki: Ağabey, 35 yaşımdayım, başka partiye oy vermedim. Dört kardeşiz. Babam sürekli ikimizi övse, ikimizin dediklerini yapsa, diğer ikisine daha uzak davransa, başta hoşuma gider ama sonra evin de tadı tuzu kaçar, ben de huzursuz, mutsuz olurum.

En baba anketten daha çok dikkate alınması gereken bir şey bence.

Haddim olmayarak düşüncelerimi sıralamak isterim.

Hani dedik ya CEO’yu yada politikalarını değiştirir büyük şirketler diye.

Hani dedik ya zihinsel (Mental) yorgunluk diye.

AK Parti CEO’sunu yani Genel Başkanı’nı değiştiremeyeceğine gore politikasını değiştirmelidir.

Mental yorgunluğunu atmak için örgütteki kişileri değiştirmekle birlikte zihnini tazelemelidir.

Bugüne kadar uyguladığı katı muhafazakar ve koyu dindar ve hatta İslamcı kesime selam çakan politikalarından kısmen de olsa vaz geçmelidir.


Çünkü oradan alacağını almış, varacağı zirveye varmıştır.
Daha fazla başörtüsü özgürlüğü, daha fazla İmam Hatip talep edecek halleri yok.
Onlar zaten ne olursa olsun cepte.

Onların üzerine eklediği daha ılımlı muhafazakar ve liberallerde ise sıkıntı var. Onların özlem ve isteklerini kaale alıp uygulamakta fayda var bence.

Çünkü karşı kamptakileri ağzınla kuş tutsan alamazsın.


Mesela:

Güçlü bir devlet tavrı sergileyerek, artık 15 Temmuz travma ve paranoyasını üzerinden atsa.

Başı açık kadını açılmış ambalaja benzetip, rafta yarı fiyatına satılır diyenleri de…

Dünya yuvarlak değil, düzdür diyenleri de…

Evrim teorisinin ne olduğunu bilmeden dinsizlik ilan edenleri de…

Marksizmi öğrenmeden Kapitalizmin, kapitalizmi öğrenmeden Marksizmi değerlendiremeyeceğini bilemeyen,
Kuranı okuyunca, ayetlerin kapitalizmden çok Marksizm’in ekonomik söylemlerine daha yakın olduğunun farkına varmayanları da…

Ekranlarda fikir yerine kişiler ve belagat (retorik) üzerinden tartışan, sözüm ona kanaat önderlerini de…

İntihal (ç- alıntı) yaparak profesör olmuş, iki lafı bir araya getiremeyen, derdini anlatmaktan aciz, yalakalık yaptığı yüzlerinden akan riyakarları da…

Hurafeyle dini çarpıtarak halkı zehirleyen, Hugh Heffner misali Playboy Mention hayatı yaşayan, Cennet’e götüren terlik satanları da…

Tecavüz, taciz, dayak, eziyet ve ahlaksızlıktan başka bir şey vermeyen cemaat ya da tarikat yuvalarını yöneten şeyhti, şıhtı şarlatanları da…

Milletin orasına koymaya bir türlü doyamayan ihale fetbazlarını da…

Tıpkı FETÖ gibi devletten, partiden, ekranlardan, toplumdan ayıklamazsa, ne metal yorgunluğu gider ne de mental yorgunluk.

Doğada her boşluğu başka bir cisim doldurur.

Dikkat edilmezse, bugün devlette FETÖ’den oluşan boşluğu başka tarikat adı altındaki örgütler doldurur.

Emin olun birbirinden farkları yoktur. 

Yenikapı’da deklare edildiği gibi her alanda liyakat ve bilimsellik esas alınmalıdır.

Tabii ki ekonomik politikalarda da değişim gerekir.

Ulusal gelirin adil dağılımı en öncelikli olan kısımdır.

Daha katın katabildiğiniz kadar.

Ama tüm bu zihinsel yorgunluğu giderecek değişimleri yapabilmek için yorgun danışmanlar topluluğun değişmesi lazım.

Çünkü artık seyyaha kendi bilmedikleri coğrafyada kılavuzluk etmeye çalışmaktalar.

2019’a yaklaşırken, umarım bu düşüncelerimin en azından bir kısmına hak veren olur.

Unutmamalı ki Osmanlı’nın duraklama ve çöküş devri dalkavuklar ve şeyhler şıhlar yüzünden olmuştur.

Bunları yazabiliyorum, çünkü ben 'Hiç Kimsenin Adamı' yım.

Bir dahaki yazıma da CHP konu olacak.

Mutlu, huzurlu, neşeli kalın.