Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılının finansman piyasaları ve iş dünyası açısından bir dönüm noktası olacağını belirterek, özel sektör için finansmana erişimin daha olumlu koşullarda gerçekleşeceğini ifade etti. Ancak mevcut enflasyon seviyesi ve beklentiler dikkate alındığında, ekonomi çevrelerinde bu iyimser projeksiyonun gerçekleşebilirliğine ilişkin temkinli değerlendirmeler yapılıyor.
Öte yandan dış ticaret taşımalarına ilişkin veriler ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya işaret ediyor. Kayıp oranlarının ihracatta yüzde 17’yi, ithalatta ise yüzde 11’i aşması dikkat çekti. Özellikle hammadde girişlerinde gözlenen sert düşüş, Kapasite Kullanım Oranı ve Sanayi Üretim Endeksi verileriyle paralel bir görünüm ortaya koyuyor.
Küresel ölçekte ise borçluluk seviyesi tarihi zirveye ulaştı. Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre, küresel borç stoku 2025 yılında 29 trilyon dolar artarak 348,3 trilyon dolara çıktı. Artışın büyük bölümünün kamu kaynaklı olduğu belirtilirken, borçların önemli kısmının çevrilerek sürdürüldüğü ifade ediliyor.
Döviz ve faiz piyasalarında da dikkat çekici fiyatlamalar öne çıkıyor. 1 yıl vadeli Dolar/TL kuru, spot kurun yüzde 30,7 üzerinde işlem görüyor. ABD’de 1 yıllık tahvil faizi yüzde 3,5 seviyesindeyken, vadeli kurun ima ettiği 1 yıllık TL faiz oranı yüzde 35,3 olarak hesaplanıyor.
Bank of America (BofA) tarafından yayımlanan raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yıl içinde kademeli faiz indirimleri yapabileceği ve yıl sonu politika faizinin yüzde 31 seviyesine gerileyebileceği öngörüldü. Raporda Haziran sonu için 46,30; Aralık sonu için ise 50,70 Dolar/TL tahmini paylaşıldı.
Emtia tarafında ise jeopolitik gelişmeler fiyatları yukarı taşıyor. İran gerilimi ve ticaret tarifelerine ilişkin gelişmelerin etkisiyle ons altın 5.200 dolar seviyesine yükseldi.
Enflasyon cephesinde piyasa beklentisi Şubat ayı için yüzde 2,81 seviyesinde bulunuyor. Öncü gösterge olarak izlenen Web-TÜFE ise yüzde 3,19 olarak gerçekleşti.
Ekonomistler, finansal koşullarda kalıcı bir iyileşmenin sağlanabilmesi için enflasyonla mücadelede kararlılık ve öngörülebilir para politikası adımlarının belirleyici olacağını vurguluyor.
