King's College London araştırmacıları, nar, ceviz ve bazı meyvelerin tüketilmesiyle bağırsaklarda oluşabilen urolithin A bileşiğinin kalp yetmezliği üzerindeki etkilerini inceledi. Hayvan deneylerinde kalp fonksiyonlarının bazı göstergelerinde yüzde 80'e varan iyileşme kaydedildi. Kök hücrelerden üretilen insan kalp dokusunda da olumlu sonuçlar elde edildi. Bulguların hastalarda geçerli olup olmadığı henüz klinik araştırmalarla doğrulanmadı.
İngiltere'deki King's College London araştırmacıları, nar, ceviz ve bazı meyvelerin bağırsaklarda parçalanması sonucunda oluşabilen doğal bir bileşiğin kalp yetmezliği tedavisinde kullanılma potansiyelini ortaya koydu. Urolithin A adı verilen bileşik, deneysel hayvan modellerinde kalp fonksiyonlarının bazı göstergelerinde yüzde 80'e varan iyileşme sağladı. Araştırmada kalp kasının gevşeme kapasitesinin arttığı, doku sertleşmesinin azaldığı ve kalbin zararlı biçimde büyümesinin sınırlandığı belirlendi.
Çalışmanın sonuçları, Ağustos 2026'da Science Advances dergisinde yayımlandı.
Kalp yetmezliğinin farklı bir türü incelendi
Araştırma, korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği olarak bilinen HFpEF hastalığına odaklandı.
Bu hastalıkta kalbin kanı dışarı pompalama kapasitesi büyük ölçüde korunmasına rağmen kalp kası yeterince gevşeyemiyor. Kalp duvarının sertleşmesi, organın iki atım arasında kanla dolmasını zorlaştırıyor.
Hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve fiziksel aktivite kapasitesinde azalma gibi belirtiler görülebiliyor.
King's College London tarafından 20 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan açıklamaya göre HFpEF, kalp yetmezliği vakalarının yaklaşık yarısını oluşturuyor. Yaşlanma, yüksek tansiyon, obezite ve diyabet gibi faktörler hastalığın gelişiminde rol oynuyor.
Kalp fonksiyonlarında yüzde 80'e varan iyileşme
Araştırmacılar, HFpEF özelliklerinin oluşturulduğu fare modellerinde urolithin A bileşiğinin etkilerini değerlendirdi.
Deneylerde bileşik uygulanan hayvanların kalp fonksiyonlarına ilişkin bazı ölçümlerinde, tedavi edilmeyen kontrol grubuna kıyasla yüzde 80'e varan iyileşme tespit edildi.
Bileşiğin kalp kasının gevşeme yeteneğini artırdığı, fibrozis olarak adlandırılan zararlı doku sertleşmesini azalttığı ve kalp kası hücrelerinin aşırı büyümesini sınırlandırdığı belirlendi.
Bu değişiklikler, kalbin kanla dolma işlevinin korunması açısından önem taşıyan biyolojik süreçlerle ilişkilendirildi.
Yüzde 80'lik sonuç, deneysel modellerde değerlendirilen belirli kalp fonksiyonu göstergelerine ait olup kalp yetmezliğinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
İnsan kalp dokusunda da benzer sonuçlar elde edildi
Araştırmanın ikinci aşamasında urolithin A, insan kök hücrelerinden laboratuvar ortamında oluşturulan mühendislik ürünü kalp dokusu üzerinde test edildi.
Gerçek insan kalp kasının kasılma ve gevşeme özelliklerini taklit eden bu dokularda bileşiğin gevşeme sürecini belirgin biçimde iyileştirdiği gözlemlendi.
Ayrıca kalp dokusunun kasılma dinamiklerinde de olumlu değişiklikler kaydedildi.
Bu deneyler, hayvan modellerinde gözlenen etkilerin insan kaynaklı kalp hücrelerinde de belirli ölçüde ortaya çıkabildiğini gösterdi.
Kalp kasını koruyan protein mekanizması belirlendi
Araştırmacılar, urolithin A'nın etkisinin PKGIα adı verilen bir protein üzerinden gerçekleştiğini tespit etti.
Kan damarlarının gevşemesi ve kalp kasının işlevlerinin düzenlenmesinde rol oynayan bu proteinin sistein 42 olarak bilinen belirli bir amino asit bölgesinin hedef alındığı belirlendi.
Urolithin A'nın bu bölgeyle etkileşime girerek proteinin etkinliğini artırdığı ve kalp dokusunun gevşemesine katkı sağladığı görüldü.
Araştırmada genetik olarak değiştirilen deney hayvanları da kullanıldı. Söz konusu protein bölgesinin işlevinin değiştirildiği farelerde bileşiğin koruyucu etkilerinin belirgin biçimde azalması, araştırmacıların belirlediği mekanizmayı destekledi.
Nar ve ceviz tüketimiyle ilişkisi araştırıldı
Urolithin A, nar, ceviz ve bazı meyvelerde bulunan ellagitanninler ile ellagik asidin bağırsak mikroorganizmaları tarafından dönüştürülmesi sonucunda oluşabilen bir metabolit olarak biliniyor.
Ancak bu bileşiğin üretimi, kişilerin bağırsak mikrobiyotasının özelliklerine göre farklılık gösterebiliyor.
Araştırmada kullanılan urolithin A'nın doğrudan uygulanmasıyla elde edilen sonuçlar, nar veya ceviz tüketiminin kalp yetmezliğini aynı şekilde iyileştirdiğini göstermiyor.
İnsanlarda klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor
Urolithin A, daha önce insanlarda yürütülen bazı araştırmalarda güvenlilik ve metabolik etkileri bakımından incelendi. Bununla birlikte yeni çalışmada belirlenen kalp yetmezliğine yönelik yararların hastalarda ortaya çıkıp çıkmayacağı henüz bilinmiyor.
Araştırmanın kıdemli yazarlarından Dr. Joseph Burgoyne, elde edilen bulguların kalp kasının gevşemesini iyileştirmeye ve hastalığın şiddetini azaltmaya yönelik yeni bir tedavi hedefi ortaya koyduğunu belirtti.
Burgoyne ayrıca nar tüketiminin kalp yetmezliğini tedavi ettiğini söylemek için yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını vurguladı.
British Heart Foundation tarafından desteklenen araştırma, yeni ilaç geliştirme çalışmalarında PKGIα proteininin sistein 42 bölgesinin hedef alınabileceğini gösterdi.
Urolithin A'nın HFpEF hastalarında etkili ve güvenli bir tedavi seçeneğine dönüşüp dönüşemeyeceğinin belirlenmesi için insanlar üzerinde kontrollü klinik araştırmalar yapılması gerekiyor.
Araştırma Science Advances dergisinde yayımlandı
Jie Su ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, Targeting PKGIα Cys42 attenuates cardiac dysfunction in heart failure with preserved ejection fraction başlığıyla Science Advances dergisinin 2026 yılı 12. cilt, 34. sayısında yayımlandı.
Çalışmanın hakem değerlendirmesinden önceki bir sürümü de 12 Mayıs 2025 tarihinde bioRxiv bilimsel ön baskı platformunda kamuoyuna sunulmuştu.
Kaynak: Science Advances, King's College London, British Heart Foundation, PubMed, bioRxiv
Derleme: OGÜNhaber GPT